Ben bu kanundaki kısıtlamaların temelden evrensel hukuka aykırı olduğunu, anayasa mahkemesi üzerinden iptal edilebileceğini düşünüyorum.

Sebebine gelince, devlet bu tip düzenlemeler yapıp belli kesimlere belli imtiyazlar/avantajlar verirken, bu imtiyazların sağlam bir alt yapısı olması gerekir. Örneğin ihracatçılara veya turizmcilere sağlanan imtiyazlar/teşvikler, ülkeye döviz kazandırdıkları, ülkenin de ihtiyacı olarak mal ve hizmetleri ithal edebilmesi için bu dövize ihtiyacı olduğu içindir. Ya da belli coğrafi bölgelere verilen teşvikler, bu bölgelerin kalkınmada diğer bölgelerle arasındaki farkı kapatmak, gelir dağılımı adaletini sağlamak ve sosyal devlet sorumluluğunun gereğidir.

Peki bu kanundan sadece sosyal içerik üreticilerinin yararlanmasının gerekçesi nedir? Gerekçe şu; devlet sosyal içerik üreticilerini takip etmekte zorlanıyor. Ne yaptıkları, nereden ne para aldıkları belli değil. Bu yüzden onlara avantajlı bir vergi düzenlemesi yapayım da sistemin içine almaya çalışayım; onlar da "Yarın bir gün vergi incelemesine girersem" diye korkmayı bıraksın diye düşünüyor.

Bu da neye benziyor? Devletin sınır kaçakçılarına özel bir yasa çıkarmasına benziyor. Yani "Sen sınırdan yaya olarak geçerek ülkeye kaçak mal sokuyorsun, ben seni takip edemiyorum. O zaman bana %15 vergi ver, yasal olarak sok, böylece sınırdan geçerken de artık korkma" diyor. Ama resmi kanallardan mal sokarsan, yani malları ithal edersen, o zaman zaten bütün işlemleri görüyorum, sana imtiyaz vermem, %35 gümrük vergisini şak diye alırım diyor. Diğer bir örnek olarak; kaçak elektrik kullananlar ayda 100 lira versin istediği kadar kullansın, ama yasal abone olanlar gene 400-500 ödesin demek gibi.

Devletin belli kişilerin ticari faaliyetlerini takip edemiyor olması, onlara imtiyaz vermesine gerekçe olamaz. Takip edemiyorsa o zaman takip sistemini geliştirmesi gerekir. Bu durum kesinlikle hukuka aykırıdır. Eğer devlet bu konuda farklı bir gerekçe açıklarsa, o gerekçe de tartışılır ve gerekirse dava konusu edilebilir. Şu an açıklanmış bir gerekçe bile yok. Dolayısıyla bu kanun hem usul hem de esas açısından hükümsüzdür. Sosyal içerik üreticiliği ile para kazanmakla, web üzerinden para kazanmak açısından, yaratılan katma değer bakımından hiç bir fark yoktur. Dolayısıyla bu ayrım tamamen hukuksuzdur. Yarın bir gün bu konuda ceza kesmeye kalkarlarsa iş AİHM'ye kadar gider.