Kaynaklardan iyi yararlanmak gerek, Ecevit İngiltere, ABD, Yunanistan'a kafa tutan haberleri olmadan Ayşe Tatile çıktı diyen bir liderdir. Ve o dönemde ülkemizde çok ciddi ekonomik durumlar söz konusu iken bunu yaptı. 2 devlet adamını rahmetle saygı ile anıyorum tekrardan.
Başbakanımız Bülent Ecevit'in dünyaya meydan okuyarak gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı, Ada'da barış ve huzurun güvencesi olmuştur. Ada'da, 1963-1974 yılları arasında kayıplara karışan bin 842 kişinin cesedi kuyulara atılmış, sonradan bulunan toplu mezarlarla bu ortaya çıkmıştır. Her zaman barıştan yana olan Bülent Ecevit bu harekâtı gerçekleştirmemiş olsaydı o günden bugüne yaşanacaklar tahmin bile edilemezdi." Kıbrıs bugün Filistin'den beter olurdu"
O dönemde asalım keselim alalım deniyordu ama ''ölçüyü kaçırırsak bütün dünyayı karşımıza alırız, ama ölçü içinde yapmamız gerekir diyordum.'' (Ecevitin Sözüdür.)
Erbakan somut olarak ne yapılmasını öneriyordu?
Aslında ciddi bir şey söylemiyordu, biraz daha sert davranalım gibi... Somut bir şey yoktu. Fakat daha radikal izlenim vermek istiyordu. Ben de bunu hoş görüyordum. Hakkıdır.
Adanın tamamını mı alalım diyordu?
Tam hatırlayamıyorum ama daha radikal görüntü vermek istiyordu. Ben de onu yadırgamıyordum.
O dönemde Ecevit ne yapmış satır başlarını söylüyorum, çok detaya girmem gerek yok google yazarsanız görürsünüz,
SAAT 05.00 REST VE ATEŞ
İngilizlerin tuvalet bahanesi
İngiliz ve ABDlilere renk vermedim
ABDli Siscoyu şok eden sözler,
Bu arada siz harekâta karar verdiniz ama bundan diğer ülkelerin haberi yok, değil mi?
Hayır, bunu kimse bilmiyor. Ben Londradayken harekâta karar verilmişti. Onlar bizi bir askeri harekâttan vazgeçirmeye, caydırmaya çalışıyorlardı.
Sisco da Ankaraya gelmek istediğini söyledi. Ben de kendisine, Ziyaretiniz cumadan önce gerçekleşsin. Ankarada bulunmanız kuşku yaratır dedim. Ben tekrar Ankaraya döndüm. Sisco da geceyarısı geldi. Atinadan gelmiş ve bizi iknaya çalışıyordu. Sabahın beşine kadar konuştuk. Bu görüşmeyi daha fazla uzatmayalım. Siz bundan 10 yıl önce bize baskı yaptınız ve biz buna uymak zorunda kaldık. Bundan sonra sizi dinlemiyoruz dedim.
Şaşırdı, Yani ne yapacaksınız? Müdahale mi edeceksiniz? diye sordu. Elbette dedim. Askeri harekat ne zaman? diye sordu. Saatime baktım ve Şu saatte başlamış olması lazım dedim.
Şimdi ben ne diyeceğim gazetecilere? diye sordu. Siz şimdi uçakları da kaldırmazsınız dedi. Gitseniz daha iyi olur dedim. Gazetecilere ne diyeyim? diye üsteleyince, Siz merak etmeyin, bu sorunu çözerim dedim. O da bana, Siz bunu başarırsanız sizi Beyaz Saraya Basın Sözcüsü olarak öneririm dedi. Ben de, Merak etmeyin, size bir şey sordurmayacağız dedim.
Kendisini geçirdim ve gazeteciler bir şey sormadılar. Çünkü ben daha önce Esattaki dairemdem çıkarken gazetecilere, lütfen bana bugün bir şey sormayın demiştim. Bu sözlerimi not aldıklarını görünce, bunları bile yazmamalarını rica etmiştim. Dolayısıyla gazeteciler o gün bana da, Siscoya da bir şey sormadılar.