Öncelikle kötülük göreli bir kavramdır.
Size göre kötü olan bir adam bir başka insana göre ya da başka bir bakış açısına göre harika bir adamdır.
Yani kötü olduğunu düşündüğünüz insanlar aslında kötü olmayabilri ya da iyi sandıklarınız aslında kötü olabilir.
İyilik ve kötülük tamamen öznel bir bakış açısıdır.

İşin rast gidip gitmemesi meselesi de dinlerin temel dayanaklarından biridir.
Evrende hayat yolculuğunda bizim tercihimiz dışında gerçekleşen olaylara kader kaza diyoruz.
Açıklayamadığımız ve yönetemediğimiz bu rastlantısal olaylara bir Tanrı'nın yazdığı senaryo olarak bakıp teslim olmayı tercih ediyoruz.

Dünyanın çoğunluğu müslüman değil ve aslında hepsi dinen cehennemlik kötü insanlar.
Bunlar domuz yedikleri için karılarını kıskanmıyorlardan başlayıp haya ar nanmus kalmamış 12 yaşında sevişmeye başlıyorlara kadar gidebilirsiniz.
Yani bunların iyi insanlar olduğun dinen iddia edemezsiniz, ama bu ülkelerde doğmak daha iyi gelir, daha iyi yaşam standardı, daha mutlu bir hayat anlamına geliyor.
Taliban'ın Afganistan'ında doğanlar için de hayat yetersiz beslenme yüzünden zeka geriliği ve gelişim geriliği demek.
Yani bu dünyada 195 lik Norveçli delikanlı yediği içtiği ile 165 lik bodur kalmış eğitimi zekası kısıtlı Afganlı bir gence yaşam kalitesinde fark atıyor.
Din de diyor ki bu 165 lik kısıtlı zekalı Afganın bu dünyada işi rast gitmiyor ama o müslüman doğduğu için cennete gidecek Norveçli genç cayır cayır yanacak.

Yani işlerinizin rast gitmesi için iyi bir insan olmanız iyilik yapmanız gerekmiyor.
Zaten islam dini de iyilik yapanların bu dünyada muhakkak iyilik bulacaklarını da iddia etmiyor.
İşlerinizin rast gitmesi için işinizi ve hayatınızı iyi yönetebilmeyi bilmeniz gerekiyor.
Ki hayatını en iyi şekilde yönetebilecek adamların başına bile yönetemeyecekleri kadar büyük belalar gelebiliyor.
O yüzden din diye bir duyguya ihtiyaç duyuyor insan, bu hayattaki eşitsizliği kabul edebilmek için bu hayattan sonra bir hesaplaşmaya inanmak istiyor.