havanın kokusunda yaşıyorum ben onu, bazen o anki havanın kokusu o kadar tanıdık geliyor ki beni birden bire çocukken mahallede oynadıgım oyuna, ya da lisedeki bir haylazlık gününe vs. götürüyor.
çok pis bir durum, duygusal yapınız varsa böyle zamansız ve çok derin nostaljik yolculuklar etkiliyor insanı
beyin hiçbir şeyi unutmuyor, o nedenle ölçülemeyen exabaytlarca kapasitesi var, hatta bir kapasitesi var mı bilemiyorum, bu konuda araştırmadım da. ancak beyin tam anlamıyla oluştuktan sonraki anne karnından itibaren her şey orada kayıtlı. o nedenle terapilerde çocukluga inilir, hipnoz yöntemlerinde bebeklik anıları bile hatırlatılabiliyor. beyin hiçbir şeyi unutmuyor, oralarda bir yerlerde kalıyor ve o kadar enteresan çalışıyor ki herhangi bir şey, müzik, koku, bir his vs. anında onu oradan alıp getirebiliyor. Zaten terapilerdeki mantık da budur, problemin ana kaynagını sizi konustura konustura o arkalardan çıkarmanızı sağlıyorlar.