Yukarıda bir arkadaş ikramiyelerden bahsetmiş. Ben de birkaç şey söyleyeyim. Ecevit döneminde fırın çalıştırıyorduk (45 sene çalıştırdığımız fırını rte döneminde kapattık, bizim yanımızda çıraklıkla ilk iş hayatına başlayıp direkt bizde emekli olan bir sürü elemanımız oldu) o zaman emekli olan elemanlarımız olduğunda isteyene ev alıp veriyorduk veya parasını veriyorduk kendileri gidip köyen memleketlerinden vs ya ev alıyorlardı ya bağ bahçe. Yukarıdaki arkadaşın dediği çok doğru, emeklilik parasıyla ev alınıp üstüne para bile kalıyordu. Ayrıca asgari ücreti de iyi hatırlıyorum. O zaman asgari ücretle kimse çalışmıyordu, 17 - 18 yaşında çıraklıkla başlayan elemanlar bile asgari ücretten çok çok daha fazla para alıyordu. Asgari ücret formaliteydi. Ama bugün ülkenin yarısı asgari ücretle kalanının da yarısından fazlası asgari ücretin altında parayla yaşamaya çalışıyor.

Bu gün size çok abartı gelebilir ama o zamanlar 80'lerde 90'larda ustalar bir günlük yevmiye parasıyla çeyrek altın alabiliyordu. Bugün 20 senelik bir usta asgari ücretle iş bulabiliyorsa göbek atıyor. Kimse demesin usta iyi olursa 30 40 bin lira maaş alır. Sizin dediğiniz o parayı alan kişiler on binde bir ben ustaların tamamından bahsediyorum. O zamanlar tamamı bu paraları alabiliyordu.

Kıbrıs harekatı yüzünden yediğimiz ambargo için yağ tüp kuyruğunu örnek verenler bugün bırak yağı 50 kuruş ucuz ekmek alabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyorlar, ilçe değiştiriyorlar. Hangi akıl sahibi bugün o günlerden daha iyiydi diyebilir ki?