PowerKing adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
@BetaHouse; bence dinlerce vaat edilenlerin hiçbiri kanıtlanmadığı için, vaat edilenler hurafeden ibarettir. Bu, günümüz içinde geçerlidir. Bir insanın olmadık ve olmayacak şeyleri vaat etmesi bile hurafedir. Bilmem cennet şöyle böyle diyorlar. Yahu kardeşim gidip de geldin mi? Sürekli Cehennem kavramı ile insanları korkutup, korku duygusu ile ibadete yönlendirmeye aşılayan bir kitle var.

Şöyle bir şey var. Namaz kılıyorsan Allah'a inandığını kanatıyorsun diyorlar. Namaz kılmadan Allah benim kendisinde inanıp inanmadığımı bilmiyor mu. İlla kendimi kanıtlamak için namaz mı kılmam gerek? Bu sefer de diyorlar ki "çünkü ilk soru namaz". Söylemler bitmiyor. Bence her şey iyi ve kötü güzel ve çirkin üzerine kurulmuştur. Yaratıcı ne ister? Her şeyi iyi ve güzel yapmanı. Çünkü sana tercih yapman için irade vermiştir. İyiyi kötüyü doğru ve yanlışı ayırt edebilmeniz bile doğuşumuzdan gelen ayrı bir özellik. Çok şükür akıl fikir vermiştir, bunu kullanmamızı ister. Sen iyi ne güzel davranarak zaten inancının kanıtlamış oluyorsun.

Benim bir sözüm var: "Gerçek inançlı kişi cenneti ve cehennemi umursamaz, acı çekmekten de korkmaz. Yaratıcıyla özgür bir şekilde aklı ve kalbi ile bağlantı kurmayı tercih eder. Oysaki cennet ve cehennem kavramıyla hareket eden kişinin hayatından bu ikisini çıkardığında, özünde inanç diye bir şey kalmaz."

Bazı cümlelerinizin altına imzamı atarım fakat kavramlar konusunda aramızda bir ayrım söz konusu elbette. Bende Tanrı inancına sahibim fakat deistim, fark buradan geliyor. Az olsa da bilinen tüm dinleri, inanç türlerini, eski kadim inanış ve mitolojileri, ünlü dünya çapında dini tarikat ve cemaatleri araştırmaya yıllarını vermiş biri olarak istisnasız tüm inanışlarda çelişkiler buldum ve en doğru yolun bu olduğuna kanaat getirdim, elbette kişisel görüşlerimdir ama ben mantıksız gelen bir şeyi kabul edemem, gökten mi indi evrim mi geçirdi bilemem ama bir beynim var, bu beyin bana sorgulamamı, araştırmamı ve doğruya ulaşmamı söyledi bende öyle yaptım. Kafamda öyle güzel ve kusursuz bir Tanrı algısı var ki o asla hata yapamaz, bir yerde dediğini diğer yerde yalanlayamaz, sözünden dönemez, farklı muamele yapamaz, öylesine kusursuz bir Tanrı düşledim ki insanı hatalardan münezzeh, önceden vahiy olarak gönderdiği sözü 40 cümle sonra değiştirmeyen bir Tanrı, hatalar yalnızca insanlar içindir. Kısacası kusursuz bir Tanrı hayali ile yola çıkınca insan kusurlu inançları karşısında bulduğunda yere göğe sığdıramadığını hatalı bir yazının baş rolünde görünce hayalindeki kusursuz Tanrısını o inanç içerisinde bulamayacağını hissediyor. Aslında dinlerin bütünü gözlere inen bir perde gibidir, mesela bir korku perdesinin arkasındadır gerçekler ama o korku perdesini aralamaya korkarsın, sorgularsam zakkum yedirilir, irin içirilir gehinnom yani cehennem de diye düşünürsün, zaten yazılı metinler bu inanç içinde sorgulamamalısın, senden önce sorgulayanlar kafirlerden oldular da diyor mesela, asla sorgulamaya düşünmeye yer yoktur, olamaz.


Aynı metin içinde önce ganimetin %100ü x kişisinindir yazısını okursun, aynı metin içinde az aşağısında hayır %20 si x kişisinindir diye okuduğunda zaten inanmış olunmadığını düşünüyorum. Mantığım şu şekilde, bir yerde dünya 6 günde yaratıldı sözü var, diğer yerde 8 günde yaratıldı sözü var, ikisini de okuyup aynı anda ikisine de inandığında mesele nasıl oluyor diye düşünürüm, 6 günü kabul edersem 8 günün geçtiği kısmı reddetmiş olurum, tek satırını bile reddetmemem lazım, hadi 8 günü kabul ettim diyelim ee 6 günü reddetmiş oldum o zaman, mantığım çelişkiyi kabul etmiyor. Dünya göklerden önce yaratılmış mesela öyle yazıyor, bu nasıl olabilir? Bilimsel pencereden bakınca öyle bir şeyin olma şansı yok, gök 7 katmış mesela o tamam ama ilk katı yıldızlarla donatılmış, peki o zaman bu yorumlayan sözde alimler neden atmosferden bahsedildiği yalanını bize söylüyor? Neyi kurtarıp saklamanın peşindeler mesela, atmosfer tabakaları içinde yıldızlar var da biz mi bilmiyoruz anlayamadım. Tatlı ve tuzlu sularda mercanlar yetişirmiş, ben mercanların tatlı sularda yetişmeyeceğini öğrenmiştim bilim bana öyle söylemişti.


Bakma benim konuşkan olduğuma, benim gibi düşünen hatta benim gibi bir Tanrının bile var olmayacağına inanan insanlar genellikle kendilerini saklıyorlar, mış gibi yapıyorlar ama çoğunluğu korkuyor. Ayrıca konu dışı olarak şunu söylemeliyim, ahlakı dinler ile bağdaştırmak çok yanlış, hiçbir dine bağlı olmayıp kimsenin tek kuruşuna dokunmayan insanları nereye koyacağız din= ahlak ise? Almanya veya Japonya mesela, hiçbir inanca sahip olmayan nüfusları çok yüksek ama kimse kimsenin tek kuruşuna dokunamaz, bir Alman vekil kahvaltı parasını bile devletine fatura edemez, en ufak bir şaibe de, acaba mı da bile şerefi ile istifa eder, bu insanlar mı ahlaksız mesela? O kişilerin hilesini hurdasını pek göremiyoruz, ahlaki sistem dinin dışında gelişmiş ve oturmuş, mesela tek gün çalışmayıp bazı kurumlardan burs ve maaş aldıkları ortaya çıksa yer yerinden oynar bu ülkelerde, hadi Almanya da istifa yine tamam ama Japonya da öyle bir şey olsa direk harakiri, gururlarına yediremezler hatta söz verdikleri işi söz verdikleri günde teslim etmeseler bile harakiri, çok koyu dini inançlara sahip olanların neler yaptığını gördükten sonra ben ahlakın ve en önemlisi vicdanın inançlar dışında geliştiğine inanıyorum. Görüşlerim çok farklı mesela, ben bir iyilik yapacaksam sırf sevap olsun ödüllendirileyim veya 70 bin huri elde edeyim diye değil, sadece ahlak ve vicdan için o iyiliği yaparım, kötülük yine aynı şekilde, yanmaktan korktuğum için değil yine ahlaki ve vicdani değerlerim öyle emir ettiği için o kötülükten uzak dururum bana her şey serbest diye bir şey yok kısacası. Kimsenin hangi inanca sahip olduğuna bakmam, herkesin görüşüne saygı duyarım ama kendime de saygı duyulmasını beklerim. Neyse, fazla uzattım fazla linç yiyeceğiz yine