selamlar.
öncelikle şu yorumlarınıza bir nebze katılmakla beraber
"
Fakat paranın, hatta paradan daha önemli birşeyin bile ücretsiz bir şekilde onların elinde olması ve bunu kullanamamaları zoruma gidiyor.
Git araştır git ingilizce öğren git makale sat en az ay da 1500-2000$ kazanırsın.başka çaresi yok günümüzde teknoloji bile ücretsizken bunlar neyin çöl rüyasına girmişler anlamıyorum. "
geri kalan her şeyi tek tek yorumlamak isterim.
"
Ben Z kuşağına güvenmiyorum. "
z kuşağı, dinin siyasete alet edildiğini, hamasi sözlerle ülke yönetilmeye çalışıldığını gördü ve oyunu bunu yapanlardan yana kullanmıyor. tek başına bu durum, z kuşağına güvenmem için yeterli.
"
Ben Z kuşağına inanmıyorum. "
z kuşağı, kula kulluk etmicem, şartlarımın iyileştirilmesini istiyorum, ses yükselticem, buna da şükür kafasında değilim diyor. doğru yapıyor, z kuşağına inanıyorum.
"
Ben Z kuşağının sağlıklı düşünebildiğini, düşünmüyorum. "
sağlıklı düşündükleri için sesleri çok çıkıyor. sağlıklı düşünmüyor olsalardı, hiçbir sorun yok her şey güzel derlerdi. z kuşağı gayet aklı başında.
"
Ben Z kuşağının acayip şımartıldığına inanıyorum. "
z kuşağı, varlık içinde yokluk çeken bir kuşak. etrafı duble yollar, şehir hastaneleri, köprüler dolu ancak ne o yollardan geçecek araba alabilir, ne benzinini doldurabilir, ne hastanelere randevu bulabilir. cebine 20 lira koyulsa 2 çay içemeyecek, kıyafet almaya kalksa 6 ay taksitini ödemek zorunda kalacak bir kuşak. şımartılmadı, sadece isyan etmesini iyi biliyor. babalarının, dedelerinin yapması gereken isyanı, ses yükseltişini onlar yapıyor.
"
Şimdi öncelikle konuyu çok fazla uzatmadan kendi şahsi fikrimi buraya yazmak istiyorum benim gibi genç arkadaşlara inancı olan biri olamaz, ne alaka yukarıda güvenmiyorsunuz dediniz diyeceksiniz. "
kendinizi karşı tarafa anlatmakta zorluk yaşıyorsunuz. cümlenin anlamı meçhul, karmaşık. bu halinizle koca bir kuşağı sorgulamanız komik ancak devam edelim.
"
Politika işlerin güvenmiyorum. "
z kuşağı genel olarak politikanın kendisiyle pek ilgilenmiyor zaten. siyasette var olma çabaları yok ancak kendilerini idare eden siyasilerin kendileri için çaba göstermesini arzuluyor. yaşam standartlarını artırsın, kendisini sömürmesin arayışında. bu arayış, içlerinden çıkacak olan politikacıların en azından şu ankilere göre daha iyi olacağının habercisi gibi. çünkü gelenler şunu bilecek. bu kuşak, siyasetin etkileri içine doğdu. bundan sonra seçecekleri kişilere çok dikkat edecekler ve çocuklarına da bunu aşılayacaklar. halk tarafından yürütülen bu kontrol ve denetim mekanizması, görev başına gelenlerin görevlerini daha ciddi bir şekilde yapmasına yol açacak. eğer yapmazsa, görevden alınacaklarını bilecek. haliyle, şu andakileri başımıza örenlerden daha fazla güvenebilirsin, rahat ol.
"
Politikadan anladıklarına inanmıyorum. "
sen politikadan anlıyor musun? sanmıyorum. o yüzden burayı es geçiyorum.
" Politika hakkında sağlıklı düşünebildiklerini düşünmüyorum." geçiyorum. " Politika konusunda çok şımartılmış olduğunu düşünüyorum. " geçiyorum. " Sebebim ve açıklamalarım
Siz(biz) 3. sınıf ülkesiyken nasıl olurda kendinizi avrupayla bir tutuyorsunuz? nasıl amerikayla bir tutuyorsunuz? öncelikle haddimizi bilelim.. " öncelikle, hiçbir Türk " haddimizi bilelim " tepkisi göstermez. Türklük de tek başına ırktan ibaret bi kavram değildir. Aidiyet, histir aynı zamanda. en büyük Türk eğer haddimizi bilelim düsturuna sahip olsaydı, 7 cihanla savaşmaz, galip gelmezdi. evvela, şayet Türklük hissiniz varsa, özünüze dönmenizi temenni ederim. kendi milletine had bildirme çabasına düşmeden önce. bizler tarih boyu çok büyük işler başarmış bir milletiz. had bildirmek ne sana, ne başkasına kaldı. haddini bilmesi gereken yalnızca sensin bu durumda. " Türksen övün evet ben ATATÜRK'ün torunuyum. Ben o ceddin celaliyim. "
son zamanlarda kripto Atatürkçüler ortaya çıkmaya başladı. son birkaç aydır var bu moda. kendisini Atatürkçü olarak ortaya atıp Atatürk'ün düşünce ve anlayışıyla hiçbir şekilde bağdaşmayan fikirler sunan, yetmezmiş gibi Türk'ü ve Türklüğü ezik, haddini bilmesi gereken kişiler gibi gösteren.
haliyle, düşünsel anlamda pek Atatürk torunu olduğunuzu zannetmiyorum. ancak umarım, olursunuz.
"
Fakat bu gençlerin kendilerini avrupayla amerikayla bir tutmalarını kesinlikle doğru bulmuyorum çükü (siz)biz üçüncü sınıf bir ülkeyiz bizim kendimizi onlarla bir yürüdüğümüzü düşünmek için onlar gibi olmamız gerekiyor. BİZ ONLARLA AYNI KESEDE DEĞİLİZ. ONLAR BİZDEN HEM EKONOMİK OLARAK HEMDE HER KONUDA DAHA İLERİDELER. "
özellikle "
hem de her konuda daha ilerideler " sözü çok dikkatimi çekti.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun aktardığı, Atatürk'ten bir anı ile yanıtlamak isterim.
Eski İngiliz subayı ve yazar H.C Armstrong "
Grey Wolf, Mustafa Kemal (
Bozkurt - Mustafa Kemal) " adlı kara propaganda kitabında, Atatürk'e dair pek çok iftira ve saldırılarda bulunuyordu. kitabın ülkeye sokulması yasaklanmıştı(yasaklayan dönemin devlet yetkilileri. Atatürk'ün bizzat kendisi değil). Atatürk, bir nüshasını alıp incelemeye başladı. pek çok kara propaganda, yalan ve iftira arasında Atatürk'ün en çok sinirlendiği yer şu kısım olmuştu :
"
Yakup Kadri Karaosmanoğlu şöyle diyor:
boz kurtu okuyanlar bilirler ki; hususî hayatına dair bazı temelsiz dedikodular bir yana bırakılacak olursa, armstrong, bu eserinde, Mustafa Kemali
eski ve yeni tarih devirlerinin en yüksek simaları arasında saymakta ve
eğer bu adam, büyük bir milletin içinden çıkmış veya büyük bir milletin başına geçmiş bulunsa idi, sezarları, cengizleri, napolyonları gölgede bırakan cihangirlerden biri olurdu demektedir.
O zamanlar Atatürkü en çok çileden çıkartan, işte asıl bu görüştü. yumruğunu masaya vurup: Büyük millet mi? Türkten daha büyük millet var mıdır? Ben ne yapabildi isem, ancak onunla yapabilirdim. Hem bu İngiliz subayı, bana bir cihangir gözü ile bakıyor. Ben cihangir değilim. Biz, Türk ordusu ile, cihangirlere karşı koymuşuzdur. (belleten, sayı: 80, türk tarih kurumu, 1956, s. 351-352) "
yani benim Atatürk torun olduğunu iddia eden güzel kardeşim, sen " biz kimiz ki " derken, Atan bak neler söylüyormuş. yapma, daha fazla devam etme Atatürk torunu olduğun iddialarına. üzme Atamızı.
aynı paragrafta diğer cümlelere yanıt vermek gerekirse.
Kendilerini elbette avrupa ve abd ile bir tutacaklar. tutacaklar ki, ülkesinde kendilerini sefalet içinde yaşatanlar kim daha iyi görecek ve ses yükseltecekler. bu ülkenin evlatları elin ingilizine, almanına, fransızına hizmetçilik yapmak zorunda mı? bu ülkenin evladı kendi ülkesinde yetişen mahsüllerin en kötülerini tüketip en iyilerini 3 kuruşa diğer ülkelere göndermek ve buna seyirci kalmak zorunda mı? hayır.
işte z kuşağı, tüm bu çarkın farkında ve bu yüzden sesi gür çıkıyor. sen de bu yüzden bu kadar rahatsız oluyorsun onlardan. çünkü belletmenlerin, sana Türk halkının ezik kalması gerektiğini belletti küçük yaştan itibaren. eğer Türk halkı ezik olmaz ve ses yükseltirse, sen bundan rahatsız olursun. doğana aykırı.
" Bizler öyle bir ırkız ki gittiğimiz her yeri kendi topraklarımıza benzetmeye çalışıyoruz. Bu hak değildir Bu hukuk değildir. "
bence bu bahsettiğin ırk biz değiliz, senin kendi ırkını bilemem ama muhtemelen kendi ırkındır bahsettiğin. Türkler farklıdır. kimseyi kendimize benzetme derdimiz olmaz. olsaydı, osmanlı döneminde dahi insanların yaşayışlarına, inançlarına saygı duymak yerine tüm toplumları devşirip kendimiz gibi yapma çabasına girerdik. oysa Araplara dön bak, yüzlerce yıl osmanlı idaresinde kaldılar, bize benzer bir yanları var mı? hayır. hatta bizler araplaşmışız, maalesef. yine avrupa'ya bak, kaçına dilimizi öğrettik, yaşayışımızı aktardık? emin ol, biz onlardan daha fazlasını aldık. milliyetçilik bile içimizde var olmasına rağmen diğer ülkelerdeki milliyetçilik akımlarıyla alevlendi, tebaa, bir aileye kul köle olan toplum olmaktan çıkıp kendi öz yurdumuzda bu akımlar sonrası birer fert olabildik.
"
ve en önemlisi günümüz teknoloji çağı herşeyi arayıp internette bulabiliyorsunuz bizim devrimizde biz birşeyi bulmak için ya kütüphane ya da büyüklerimizin lafını dinliyorduk.
Bu gençler kendi ellerindeki şeyin değerini bilmiyorlar, bilenlerede lafım yok zaten. Fakat paranın, hatta paradan daha önemli birşeyin bile ücretsiz bir şekilde onların elinde olması ve bunu kullanamamaları zoruma gidiyor."
burada haklı bile olsan, z kuşağı vaktini boş beleş şeylerle tüketmeye bayılıyor da olsa, tek suç z kuşağına indirgenemez yine de. herkeste bireysel uğraşlarla başarı elde edebilme iradesi olmayabilir. devlet de tam olarak bu yüzden vardır. insanların istihdam alanları oluşabilsin diye altyapı yatırımları yapar, teşvikler verir, iyi eğitim verir, vizyoner nesiller yetiştirir, teknoloji ve arge yatırımlarını sadece ceptelefonu ve bilgisayardan ibaret görmez çok daha fazlasının zeminini hazırlar.
gelişmiş ülkelere bak örneğin. tüm dünyadan tüm yetişmiş insanlar, doktorundan öğrencisine, profesöründen mühendisine herkes oralara gitme arzusunda. neden? çünkü devletlerin, o ülkelerde kendi vatandaş ve şirketlerine sağladığı büyük bir özgürlük, altyapı, maddi güç mevcut. a dan z ye bir bütünler. en basitinden, oxford üniversitenin devlet bütçesinden aldığı destek 3 milyar dolar yani 40.5 milyar tl iken, boğaziçi üniversitenin devlet desteği 45 milyon tl. peki bu fark nasıl oluşuyor diyeceksin. basit.
onlar yatırımlarını eğitime, insanına, altyapıya, ar-geye yaparken sen yatırımını betonlara, köprülere, 2 milyon uçuş garantisi vermene rağmen 50 bin yolcunun uçtuğu havaalanlarına yapıyorsun. onlar yaptıkları yatırımların karşılığı olarak yetişmiş insanlar elde ediyor, yetişen insanlar daha fazla istihdam yaratıyor, daha kaliteli işler ortaya koyuyor. bu kaliteli işler ciddi gelirler olarak dönüyor bu ciddi gelirlerin vergileri devletin kasalarını dolduruyor, bu vergiler de yine aynı konulara yatırım olarak dönüp daha fazla gelişimi sağlıyor. haliyle, profesyonel yönetilen bir süreç arzulamak yerine tek başına " genjler ellerindeki telefonun gıymetini bilmiyor " goygoyuyla suçu yalnızca bu insanlara yüklemek de çok doğru olmuyor. herkeste o irade yok keza olmak zorunda da değil. insanlar sadece üzerlerine düşen görevleri yerine getirip insanca yaşamayı beklemek de isteyebilir. kimse fazladan çaba gösterme zorunluluğunda değil. insanları bu zorluğun içine atan liyakatsiz, beceriksiz yönetimlerin daha fazla tartışılması gerek. vizyonu temelde devletin sağladığı eğitim kalitesi kazandırır. bu düzelmedikçe, o telefonlar, bilgisayarlar boş vakit geçirme aracı olarak kalacaktır "büyük ölçüde".
"
Git araştır git ingilizce öğren git makale sat en az ay da 1500-2000$ kazanırsın.başka çaresi yok günümüzde teknoloji bile ücretsizken bunlar neyin çöl rüyasına girmişler anlamıyorum. "
gidip araştıracak, ingilizce öğrenecek, makale yazacak ve ayda 20-25 bin lira para kazanacak. sorması ayıp, senin gelirin kaç? yakınlarında, temas ettiklerinin geliri kaç? hepsi bunları yaptı mı? asıl sen hangi rüyadasın?
burada ingilizce bilen ve makale satışları yapan arkadaşlar var, acaba kaçı aylık 20-25 bin kazanıyor. sen bildiğin dalga geçiyorsun anlaşılan.
"
herkesin kendine göre örf ve adetleri var bırakın artık siyaset yapmayı yaşlıları kötülemeyi, evet 30 sene önceki konular gençleri ilgilendirmiyor fakat o 30 sene önceki o zorlukları yaşayan adamlar için bu günler cennet değil mi? sizler de olsaydınız öyle olmaz mıydı? Onlar yaşları geçtikçe düşünme yetileri de diğer refleskleri gibi yavaşlıyor. Sağlıklı düşünemiyorlar. "
kimse kimsenin örfü adetiyle ilgilenmiyor. insanların ilgilendikleri tek şey, kaderlerini belirleyen oyları veren kişilerin zihniyeti. bu zihniyet, onun kaderine tesir ediyor çünkü. yoksa kime ne örfünden adetinden. aç karnı örf adet doyurmuyor, sağlıklı bir çocuğun yetişeceği ortamı yaratacak düzeni de. ülkene milyonlarca yabancı kaçak ve legal girerken hangi örf adet bunun önüne ket koymuş da engel olmuş, bu insanları korumuş? zihniyete odaklanacaksın. amaçlanan ne? sorusuna. iyi idare edilmiyor musun? örfüne adetine bakmadan indireceksin. senin indirmek istediklerine başkası örf adet diyip yapışmayı sürdürüyorsa, ona dilediğini söyler diğeri de. çünkü onun hayatı etkileniyor.
30 sene önceki zorlukları yaşayanlar için bugünler cennet tabi. çünkü 30 sene önce kapış kapış aldılar arsaları, tarlaları, evleri arabaları. hepsini müteahhitlere verdiler şu ankiler zamanında. bedavadan vurdular parayı. bunca müteahhit hangi dönemde ortaya çıkmıştı yoksa? bu dönemdekilerin yarattıkları cennet sayesinde 30 sene önce garip guraba haliyle bile bi arsa alabilen adam şimdi 4 ev sahibi durumda. ona elbette cennet şu anki durum.
peki yeni nesil? o napacak? istanbulda en kötü daire fiyatı 1 milyona yaklaşmış. napsın, istanbul'u haketmiyorlar di mi gitsinler başka yerlere onlar da he? ah ah. eğitilmezsiniz.
"
Nasıl gençler öyleyse yaşlılar da öyle bu ülkeyi kurtacak tek kişi 30 yaş üstü 45 yaş arasındaki kişilerdir. fakat onlarında sayısı bellidir. "
şu ana kadar kurtardığınız gibi di mi. muhtemelen sen ve senin gibiler kurtaracak yine he. hangi dümenin başını tutuyorsun kim bilir.
"
Farkettiniz mi? gençlerin yapabildiği tek şey röportaj yapılan kanalların önünde 2-3 kafiyeli söz söyleyeyim 2-3 iktidara geçireyim birazcık bilgili konuşayım derdinde. "
gençlere başka bi şeyler yapabilecekleri alan yaratsaydın sen de. kuryelik veya garsonluk dışında. 100 tane üniversite açmakla övünüyordun, oralardan mezun olanlar nolacak diye kaç defa sordun? sanıyorum " hiç ". devam bu kafada.
"
Ben bu forumda 2-3 tane genç ile çalıştım çocuklar dolar euro kazanmaya başlamış ya düşünebiliyor musunuz? oda çocuk bu da çocuk. ama bu çocuğun TÜRKİYEYE iyiliği var o diğer çocuğun yok. "
ee? ben 10 sene önce tek başıma kazanıyodum doları euro yu daha 20 bile olmamışken. 4 haneli miktarlar üstelik. şimdi çıkıp ben şöyleyim böyleyim, diğerleri değil mi diyeyim? bu ne saçma argüman.
tekrar ediyorum. kimse benim gibi ya da bir başkası gibi dişini sıkıp bi şeyler için çaba göstermek zorunda değil. evet, böyle olması muhakkak daha etkili, faydalı olacaktır ancak "sorunların çözümü" bu değil. sorunların çözümü, öncelikle seni yöneten zihniyetin sana biçtiği rol nedir? sorusunun cevabında yatıyor.
sana biçilen rol senin dünyanın en kaliteli, en eğitimli, en donanımlı, en yetişmiş insanları arasında olmanın istenmesi ise, sistem bu yönde çalıştırılır ve buna uygun yatırımlar yapılıp aksiyonlar alınır.
sen umursanmıyorsan, senin yarının, geleceğin umursanmıyorsa, sistem sıcak para getirecek günü kurtaracak konulara yoğunlaşır ve çarkını çevirip cebini sıcak tutmaya yoğunlaşır. senin ülkenin vatandaşı gelişmez, cebi dolmaz, müteahhitlerin, birkaç şirketin karnı doyar.
sisteme yoğunlaşacaksın o yüzden. sorunun çözümü için ses yükselteceğin en temel yer, burası olmak zorunda. çünkü o vasıfsız ve vaktini boşa geçiriyor dediğin gençleri de şekillendiren, sistemin kendisi. o yaşa, bu sistemin içerisinde var olarak geldi. birkaç kişi sistemin yetiştirdiği zihinden uzaklaşıp kendi aksiyonlarını alıp hayatını kurtarabilmiş yahut ciddi işlere kalkışmış diye, sorun geri kalanda olmuyor. sistem yine orada ve içi boş kitleler yaratmaya devam ediyor. içleri dolsa, dolu halleriyle üretim yapabilecekleri alan bulunmuyor. bu konulara yoğunlaş.
"
O diğer çocuğun neden yok biliyor musunuz? Siz düşünebiliyor musunuz abinizin kardeşinizin arkadaşınızın sırtına basarak yükselmeyi böyle birşey varmı? yok. Cumhurbaşkanı ne kadar desteklmesem de ne kadar görüşlerini benimsemesemde SAYGI DUYMAK ZORUNDAYIM. Kendi cumhurbaşkanınızı kötüleyerek hiç bir şeyi düzeltemezsiniz. tek amacınız konuşmak başka da bir işe yaramıyorsunuz. " kimsenin cumhurbaşkanını kötülediği yok. cumhurbaşkanı bir makamdır. bu makamın temsilcileri olur. bugün RTE'dir yarın bir başkası gelir. makam kötülenmez o yüzden. insanların şikayet ettiği, senin tabirinle kötülediği şey bu makamdaki insanın performansını beğenmemeleri. en basit örneğiyle, cumhurbaşkanı camide " dilini koparırız " derse, o makam"daki kişiye" insanlar tepkisini koyabilir. en doğal haklarıdır. bugün erdoğan eleştirilir, yarın imamoğlu cumhurbaşkanı olur onun hataları eleştirilir. bu, asıl olması gereken şeydir. halk, her makamdan üstündür. en büyük güç, halktır. çünkü halk, seçendir. sen, seçtiğin kişinin altında eziliyorsan, ses çıkaramıyorsan, sorunu kendinde ara. kendince yanlış gördüğü konularda ses çıkaranlarda değil.
"
imkan olsa şunu bunu yaparım demeyi de bıraksınlar. ben ne çocuklar gördüm taşını ekmekten çıkaran. "
muhakkak görmüşsündür. sorma, insanlar çok ağlak.
"
Gençlerin tek sorunu birinci dünya sınıf ülkeleriyle kendilerini bir tutmaları siz önce bi haddinizi bilin bi tam araştırın. bi size layık olanı araştırın sonra onlar bunu alırken biz niye bunu alamıyoruz diyin. "
yok sen gerçekten bu ülkeyi ve ülke insanını kötülemek için açmışsın konuyu anlaşıldı. bu rezil paragrafı es geçiyorum.
"
Bu konuyu açma sebebim de benim yaşıtım ve ya benden yaşı büyük adamlarla pervasızca şuursuzca konuşmaları. " çoğu senden kat kat şuur sahibiymiş demek ki. yanlıştasın. ben de yazıyı bu video ile sonlandırmak istedim izninizle. https://www.youtube.com/watch?v=i3EyipX87xs