Kardeş senin trollük günün sanırım ama :d diğer konuda cevap verme gayretinde bile bulunmadım.

Şimdi sana şöyle anlatayım senin o avrupa ve amerikada YATAY MİMARI mevcut. TÜRKİYE' de ise DİKEY MİMARİ böylelikle 80 sonrası dünyanın aldığı gelişmişlik ivmesi ve 2001 sonrası Amerika'nın dünyaya pompaladığı para ile hızlı bir digital endüstriyel devrim gerçekleşti. Bundan sonrada yaşam alanların modernize olması gerçekleşti.

TR de özellikle mevcut hükümetin emlak ve inşaat sektörüne teşvikleri ve 2000-2010 arası dünya üzerinde sıcak paranın , gelişmiş ülkelerinde 0 faiz politikasının ekmeğini yedi.
Arsası olan müteahhite verdi müteahhit 4 katta 4 / 4 bölüşüp zenginleştiler. Akrabaları ile ortak ada parseli olanlar müteahhite verdi hepsi aynı binada daire sahibi oldu!

Ülkede +300 bin müteahhit var. Nüfusu benzer aynı Almanya'da 30 bin civarı sanırım. Kısacası hiç mal varlığı olmayan arsası vs. geçmiş dönemde uygun krediler konut sahibi olabildi.
Sadece bu yıl yaşadığımız ekonomik zorluğun en kırıcı noktası 2020 haziran ayında öngörüsüz teşviklerle faizlerin düşürülmesi. O dönem bile kaç insan ev sahibi oldu gir istatistiklere bak.
Yani öyle bir anlatıyorsun ki ben sana net olanı söyleyeyim ;

Türkiye'de bulunan 23 milyon hanenin 13.2 milyonu kendi sahip olduğu evde oturuyor.!

Yani yarı yarıya bi oran mevcut önemli olan dünyanın sıkılaşmaya gidip ekonominin beli büküldüğü aynı zamanda senin nüfusunun artmaya devam ettiği ortamda insanların barınma ihtiyacını karşılayabilmen. Eğer yatay yerleşim alanları ve avrupa - abd de olduğu gibi bireysel yaşam ön planda olsaydı şu istatistiğin bile gram önemi kalmazdı Kısacası TR de bir çok insan konfor alanından vazgeçerek yaşıyor.

Ayrıca 2b arazi + gettolarda ki konuttan bozma yapılar bunun 3-4 milyonunu oluşturuyordur.