İşverenin kendi işyeri kapsamında bu aşıyı zorunlu kılması, işçi bakımından bu aşının mutlaka yaptırılması gerektiği anlamına gelemeyecektir. İşçinin, Anayasa ile kendisine tanınmış bir hakkı olan vücut dokunulmazlığı hakkı, işveren tarafından ihlal edilemez. Ancak bununla beraber işverenin, aşının yaptırılmamasını haklı fesih sebebi göstermesi gündeme gelebilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/3, işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması halinde, işverenin, iş akdini derhal haklı nedenle feshedebileceği düzenlenmiştir. Zorlayıcı neden işyerinde değil, işçinin çevresinde meydana gelmelidir. Bu zorlayıcı nedenler doğal olabileceği gibi sokağa çıkma yasağı gibi hukuksal da olabilir. Dolayısıyla Covid-19 salgınının, “çalışanın çevresinde meydana gelmesi ve çalışanı bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyması” durumunda işveren açısından zorunlu neden olarak kabul edilir ve buna dayanılarak çalışanın iş akdine haklı nedenle son verilebilir.(3) Ancak bu düzenleme Covid-19 salgınına halihazırda yakalanmış bulunan işçi için geçerlidir. Bu madde kapsamında sayılan diğer haklı fesih nedenleri; sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri ile zorlayıcı sebeplerdir. Bu başlıklar altında yer alan düzenlemelerin hepsi, söz konusu sebeplere konu olaylar vuku bulduktan sonra işverene haklı sebeple fesih imkanı tanımaktadır. Henüz gerçekleşmemiş ve gerçekleşeceği de kesin olmayan bir hastalık bakımından işçinin sözleşmesini feshetmek hakkaniyete aykırı olacağı gibi aşının zorunlu kılınması Anayasa ile korunan vücut dokunulmazlığı hakkına tecavüz niteliğinde olabilecektir. Aşının kanuni düzenlemelerle zorunlu hale getirildiği ihtimalde dahi bu zorunluluğa uyulmamasının yaptırımı olarak "işverenin iş akdini feshetmesi" yasayla düzenlenmedikçe fesih yine gündeme gelemeyecektir.

Link