Bir şeye şükretmenize gerek yok, ben şahsi olarak su içerken bile şükrediyorum, hasta olduğumda boğazımdan yutkunamadığımda iyileştiğimde yutkunabildiğime dahi şükrediyorum. Ama konu şükretmek değil.
Konu elimizde bulunanlarla da yaşanabildiğini anlamak. İnsanlara elde etmeleri imkansız, zor yada çok uzak gelecekte olan şeyleri göstere göstere psikolojilerini bozdular ondan bahsediyorum.
Yani iyi model bir arabaya binmek, güzel bir ev sahibi olmak, teknolojik ihtiyaçlara sahip olabilmek bir ihtiyaç lüks değil fakat şuanda Türkiye'de örneğin bir apple bilgisayarı çıktığı gibi almak kolay değil. Yada amerikadaki lüks bahçeli evler gibi bir evi ordaki rahatlıkta almak da mümkün değil.
Mümkün olsa bile yakın gelecekte hazır değil.
Ama gençlere sürekli bak ordaki gibi evin yok, bak ordaki gibi araban yok, bak oradaki gibi telefonun yok, bak oradaki gibi bilgisayarın yok, bak oradaki gibi ayakkabın yok, bak oradaki kadar maaş alamıyorsun, bak oradaki marketlerdeki alışverişi yapamıyorsun o kadar fazla yüklendi ki, gençler o zaman ben niye yaşıyorum kafasına geldi.
Ben bundan şikayetçiyim. İnsanların yaşama tutunma gücünü ellerinden aldıklarını düşünüyorum.
Örneklerim bu yöndeydi. Eskiden birçoğumuzun ailesi zor durumlarda çalışarak geldiler.
Ama eğer ailelerimiz bugünkü duruma maruz kalmış olsaydı belki çoğu pes edecek, bir aile bile kuramayacak, evlenmeyecek, evsiz olacaktı belki.
Ama çabaladılar, durumları kötüydü, durumlarının bir üstünü, örneğin çobandı benim ailem, ev almak, özgür olmak, çobanlığın bir üstüne çıkmak, köye yazları sadece ziyarete gidebilecek seviyeye ulaşmak gibi 'ulaşılabilir' hedefler koydular, kimse onlara o dönemde amerikada televizyon olduğunu, bilgisayar olduğunu, lüks arabalar olduğunu empoze etmedi.
Bu koydukları ulaşılabilir hedeflere ulaştılar. Şuan şükrediyorlar ve mutlular. Bu süreci de zor kolay bir şekilde atlattılar, yakında emekli olacaklar ve hedeflerine iyi kötü ulaştılar.
Ama şimdi gençlere ulaşmaları zor olan hedefler gösterildi. Dolayısıyla bu gibi konular açılıyor, arkadaş demiş 42 yıl nasıl geçer? geçmez mi? geçmezse ne yapsın?
Anlatabiliyorum umarım.
Hocam iyi de sizin babanızın zamanındaki alım gücü ile şu anki arasında dağlar var. Ben memur çocuğuyum, durumumuz orta üst yanlış anlama olmasın. Ama üzülüyorum açıkçası, tek mesele ekonomi değil çünkü. İnsanların birbirine duyduğu saygı da geçen yıllarla kayboldu, haklar da teker teker elimizden alındı. Bu yüzden bunaldık, mesele sadece para değil yani.