Askerde gece nöbette (ormanlık devriye nöbeti) diğer arkadaşla ters taeaflara doğru ayrıldık. İkimiz de uç noktalara gidip sonra geriye dönüp ortada buluşuyorduk. Gece daha iyi görebilmek için fener kullanmıyorduk. Kıbrısta gece hava açık oluyor ay ışığından faydalanıyorduk. Neyse işte dağıldık, ben ilerliyorum biraz gittim çalılıkların arasından kahkaha sesi gelmişti. Ben bizim devriye onbaşının ya da nöbetçileri kontrol eden AMM'nin gelip trollediğini düşünmüştüm pek ciddiye almadım. Çünkü ara sıra gelip askerlerin ne yaptıklarına bakıyorlardı, bazen içlerinde komutanlarda oluyordu. Telefonla mı oynuyor sigara mı içiyor oturuyor mu vb. kontrol ederlerdi. Yine aynı olay olduğunu düşündüm. Oradan biraz daha ilerledim bu sefer ses gelen yerden kahkaha sesleri artmaya başladı. Yani dikkatimi direkt oraya çekmişlerdi artık o neyse. Bende kendimi rahatlatmak için dur kimdir o çektim. Parola işaret, askerliğini yapmış herkes ne dediğimi anlamıştır zaten. Parolayı seslendim, işaret gelmedi. Bir kez daha seslendim yine gelmedi. Neyse zaten üçüncü de hep işaret geliyor diyerekten son kez parolayı seslendim. Yine işaret söylenmedi ama birkaç saniye sonra kahkaha sesleri uzaklaşarak gelmemeye başladı. Biraz tedirginlikle beraber çalılığa doğru hareket ettim. Tam içine bakacakken devriye attığım diğer arkadaş geldi. Dur nabıyosun dedi sert bir şekilde. Onun oraya gelmesi mümkün değildi çünkü sadece ortada ortak bir noktada buluşma yerimiz vardı. Benden daha hızlı diğer noktaya gidip sonra benim yanıma geldiğini çözemedim. Bildiğiniz 404 not found verdim o an. Çalılıktan ses geldi ona bakacağım dedim, bakma hadi bir tur daha atalım nöbet saati bitecek dedi. Bende fazla uğraşmak istemeyip tamam dedim. Neyse işte 5 dakika beraber yürüdük ama bu iki kelime bile etmedi ara sıra esniyordu o kadar. Orta noktaya geldiğimizde saat kaç bakar mısın diye sordum. Saat 4:40 birazdan diğer nöbetçiler gelir zaten benimde uykum gelmeye başladı yoruldum dedi. O an tüylerim diken diken olmuştu çünkü ben bilerek o soruyu sordum. Nöbet başlangıcında ikimizde de saat yoktu yani bilemezdik tam olarak saati. Kalbim böyle küt küt atıyor hafifte afedersiniz küçük tuvaletim vardı. Uzaklaşmak için güzel bir bahaneydi çünkü ortada giden ters şeyler vardı. 3 düdük çalmayı bile düşündüm ama cesaret edemedim. Kral ben bi küçük yapayım geleyim idare et dedim. Tamam bekliyorum dedi, az ileriye gittim işimi görüyorum. Karşıdan devriye attığım arkadaş geldi. Kardeşim sen 20 dakikadır neredesin ortaya gelmedin seni arıyordum dedi çocuğu görünce fenalaştım çünkü sonradan gelen gerçek kişiydi. Diğer arkada olan ona benzer biriydi işte kimdi bilmiyorum. Buna olaydan bahsettim hemen o varlıktan ayrıldığım noktaya geldik. Çalılıkların arasına siyah kedi girip kayboldu. Birkaç gün bu olayın etkisinde kalmıştım. Kendime ormanlık devriye nöbeti yazdırmadım kulübede sabit nöbet tutmaya başlamıştım. Benim başıma gelen olayda bu

20 dakika gerçek olmayan biriyle gerçek hayatta olduğu gibi dolaşmışım yani ama kendimi biliyor ve hatırlıyordum.