ilim ilim bilmektir
ilim kendin bilmektir
sen kendin bilmezsen
ya nice okumaktır.

- yunus emre

en temel mevzu, kendini bilmek. kimisi kendini iyi biliyordur ve üniversite ortamının, okul imkanlarının kendisine oldukça fazla basamak atlattıracağını düşünür ve gerekli özeni gösterip diplomasıyla ilgi duyduğu alanlarda kapılarını aralar.

kimisi kendini biliyordur, üniversite benim vaktimi çalar onun yerine şimdiden girişken olup ticarete atılayım, bireysel emeklerle kendimi yetiştireyim der.

kendini bilmeyen, ne bireysel emeklerle ne üniversitede sonuç alamaz. burada sorgulanacak asıl mevzu üniversite değil, kişinin kendisini ne kadar tanıdığı meselesi.

örneğin ben üniversiteye giderken bir yandan da bireysel uğraşlarımı sürdürürdüm. üniversiteyi tamamladım, bireysel uğraşlarım da kendimce gayet verimli neticeler aldırdı, aldırıyor. üniversite diploması kenarda duruyor, kendi uğraşlarımla hayatımı devam ettirmeyi planlıyorum ancak üni okuma arzum vardı ve bana da oldukça katkısı oldu.

içinizde üniversite okuma arzusu yoksa, ben direkt hayata atılmak istiyorum olayındaysanız üniversite muhtemelen sizin için vakit kaybı olacaktır. örneğin dün kombi için 25-30 yaşlarında bi adam geldi. işini yaptı, 300 lirasını aldı gitti. 1 saat sürdü sürmedi. benim eve de başka müşterisinden gelmişti. benden çıktığı gibi farklı müşteriye gitti zira evdeyken telefonu çaldı ve şimdi yola çıkacağını belirtti. servis ücreti düz 70 tl, onun haricinde yapılacak işe göre fiyat veriyor. hadi ortalama 250 de. muhtemelen günde en az 5 yere gidiyordur. günde 8 saat çalıştığını düşünelim.

1. kendi işi
2. fix servis ücreti ve harcadığı efora/saate göre ayrı fiyatlandırma
3. aranan adam
4. fiziksel bir sorun yaşamadıkça muhtemelen her daim ekmek yemeyi sürdürecek.

şimdi üniversite arzun yokken sırf üniversite goygoyları yapılıp duruyor, sanki ekmek sadece bu sayede kazanılıyormuş gibi algılar oluşturuluyor diye yıllarını heba edip tonla masraflara girmek ve neticede belki de bi ömür aslında hiç sevmediğin bir mesleği yapmak( o da bulabilirsen ) zorunda kalmak var. diğer tarafta da erken yaşta eline güçlü bir meslek almaya başlayıp kendini yetiştirerek aranan adam olmak var. biri okul okudum der beyaz yaka olur, masa başında ayda 5-6 bin kazanınca kendini lord zanneder. diğeri üniversite okumamıştır ama altında kendi aracı vardır kimse emir vermez keyfine göre yaşar, çalışır ve günde 1k nın üstünde gelir elde eder. diğerinin 5 yılda yapacağı birikimi 1 yıla sığdırır.

eğer ikinci adam olabileceğini yani aranan adam olacağını düşünüyorsan, " kendini biliyorsan " ve üni okuma arzun yoksa, üni gereksizdir.

ancak üniversite okuma arzun varsa ve sevdiğin bir işte 5-6 bin bile olsa bana yeter arzusundaysan üniversiteye gidilmeli. çünkü mevzu sadece para değil, haz almak bi yerde. çoğumuz haz için yaşarız. para, bu süreçteki enstrümanlardan birisi o kadar. örneğin 10 bin kazanan bir savcının aldığı haz, 100 bin kazanan bir lokantacının aldığı hazdan daha yüksek olabilir. o savcı, diğerinden kat kat daha mutludur. gibi gibi.