CanDostu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Aleviliği çok iyi bilen birisi olarak şunu söyleyebilirim size; aleviliğin yaşam felsefesi ve kültüründe insanlar kendi yolunu çizerler. Dayatmaya karşı her zaman karşı çıkılması ve bundan dolayı çoğu zaman zulümlerle karşılaşılması da bu sebeple. O nedenle doğan çocuğun neyi seçeceğini, çocuk yetiştiğinde kendi belirler. Diğer mezheplere göre alevilerin sosyal kimliğini bu zamana kadar kaybetmemesi ve alevi toplumunun biraz daha aydın ve cumhuriyetçi olması bundan kaynaklı. Araştırmayı, öğrenmeyi kendi yapar. Çoğu zaman telkinlerle hareket etmez. Aklı ve kalbi ön planda tutar. Çünkü akıl; yaratıcının insana bahşettiği bir özellik ve kalp; yaratıcının kalbinde olduğunu bilir.

Size tepki verilmesine gelirsek, yanlış cümleler kurduğunuz için tepki aldınız. En bariz yanlış ise, "Arab kültürü" yerine "Arab İslam kültürü" demenizdir. Bizim milletimizin en hassas noktalarından biri din olduğu için ve İslam'ın Arablara ait bir din olduğunu ve bu dinin sadece Arablardan öğrenilebileceği fikri, zihinlerinde kazılı. O nedenle birileri Arablar hakkında bir söz söylediğinde otomatik olarak İslam'a hakaret edildiğini algılarlar. Yorumlarda bazıları bunu gün yüzüne vuramadıklarından dolayı ırkçılıkla suçladı. Halbu ki, Arablar hakkında pek bir şey söylememişsiniz. Arab kültürünün, Türk kültürüne uymadığından bahsetmek istemişsiniz. Evet, çokta doğru. Arab kültürünün, Türk kültürüyle uzaktan yakından alakası yoktur. Ancak dediğim sebeplerden dolayı bu şekilde algılandınız. Belki "Arab İslam kültürü" yerine "Arab kültürü" demiş olsaydınız, bu kadar tepki veremeyeceklerdi.

Hü erenler...
Yorum için teşekkürler can, 20 yıla yakın Alevi ve Türk tarihi konusunda kendi çapımda araştırma yapan biri olarak (yüzlerce yerli ve yabancı kaynak) size Türkiye’deki Alevilerin inançsal durumunu bölge bölge anlatabilirim, hem de tarihsel olarak.

Neyse konuya dönelim. Türkiye’de Alevilik ana akım medyada konuşulduğunda Tokat, Sivas, Çorum, Amasya, Yozgat illerinde yaşayan Aleviler baz alınır. Diğer bölgeler az çok Sünni inançla kaynaşmış vaziyette. (Caferi, şii, yörük, Türkmen, Kürt Alevi (kendileri öyle diyor)) Bu illerin genel hatlarıyla Alevilik değerlendirilir çünkü tarihsel süreçte de en az değişim bu bölgede olmuştur.

Bir diğer husus ta Alevilik ile Bektaşiliğin bir biri ile karıştırılmasıdır. İsteyen Bektaşi olabilirken Alevilik sadece soydan gelen bir durumdur.

Konuyu açan kişinin Alevi diye söylediği de muhtemelen bu bölgede yayılmış bir etken.

Benim ilgi alanım yukarıda saydığım bölgeler ile Aydın, Çanakale, Antalya illeridir. (Likya, Truva)

Şimdi kız isteme mevzusuna dönelim.

Yukarıda saydığım baz alınan illerde Alevi olmayana kız verilmesi inançsal düşkünlük ile sonuçlanır. Üst sebep kızın mutsuz olacağı, eşi ile geçinemeyeceği kaygısı olsa da alt sebep kültür dokusunun zedelenmesidir.

Yukarıdaki illerde yol önderi (Bektaşilikte Hacı Bektaş Veli gibi) kadındır. (Anla Bacı)

Bir çok bölgede Cem törenlerinde postta kadın bulunmazken bu bölgelerde 5 erkek, 5 kadın (5 sofu, 5 bacı) posta oturur. (Toplam 12 dir, aşık ve baba (diğer bölgelerde dede )

Kadın bu bölgelerde çok değerlidir. Annedir, yol önderidir, soyun devamıdır.

Kültür dediğimiz başlangıçta evde öğrenilen olgudur. Anneden öğrenilir. Eğer anne rahat olamadığı bir ortamda yaşamıyorsa çocuğuna da doğru kültürü öğretmede zorlanır.

Ayrıca bu bölge aynı zamanda tarihin en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış bölgedir (Hitit - eti uygarlığı, luvi uygarlığı) bu yörenin halkının doğrudan bu uygarlıkla bağlantısı var.
Binlerce yıllık bir kültür var ortada.

Bazı uygulamaları gördüğümüzde “cahillik” “geri kafalılık” sözlerini sarf etmeden önce ne anlama geldiğini sorgulamak lazım.

Saygılar, iyi forumlar.