Hocam bugün 2-3 saat içinde biz şunu gördük. Demekki doları %20 ile %30 arttıran olay bizim halkımız(haklı olarak kazançlarının erimesini istemiyor). Emin ol daha dolardan çıkmayan %20 daha duruyordur. Yani dolar 1.5 - 2 ayda %100 arttıysa bunun %50 sebebi arz ve talep(geri kalan %50ye ister siyasi deyin ister başka bişey).
Bu gibi önlem almasalardı dolar zaten şuan 20 TL idi. Şuan piyasada bir düşüş var ve bence tutanlar zarar ile kapatmayı göze alırsa 12nin altına düşer.
Bu durum umarım marketlere yansır. Tek beklentim bu.
Burada yapılmak istenen asıl şey piyasayı rahatlatmak olduğu gibi insanları kazançlarını garanti altına alarak bi sakinleştirmek. Geçmişteki isyanları bastırmak gibi

Adam şimdi diyorki ben 500K koyarım bankaya 1 sene beklerim hem faiz hemdi kur farkını alırım diyor ve adamın kafası rahat.
Bence mantıklı bir uygulama oldu. Zaten biz ihracat patlamaları yaşıyoruz. 2023 yılında yapılan 100 yıllık antlaşmalar bitecek. Borusu takılmış doğalgazları satabileceğiz, kuyuları bulunmuş petrolleri kullanabileceğiz, bor, altın bunları çıkarıp işleyebileceğiz.
Buna gizli faiz diyenlerde var. Bana bilmem kimi savunuyorsun diyenlerde.
Hocam dolar düşsün, ekonomi rahatlasın, yeraltı kaynaklarını işleyip kullanabilelem vallaha kim yapıyorsa yapsın.
Ben 2023de yeraltı kaynaklarına bi 100 yıllık daha tıpa takılsın istemiyorum. Bana ister akpci desinler, ister chpci.
Bu gizli faizse bizde yıllardır gizli sömürge altındayız zaten
Alıntı
2023 yılında yapılan 100 yıllık antlaşmalar bitecek. Borusu takılmış doğalgazları satabileceğiz, kuyuları bulunmuş petrolleri kullanabileceğiz, bor, altın bunları çıkarıp işleyebileceğiz.
Buna gizli faiz diyenlerde var. Bana bilmem kimi savunuyorsun diyenlerde.
Hocam dolar düşsün, ekonomi rahatlasın, yeraltı kaynaklarını işleyip kullanabilelem vallaha kim yapıyorsa yapsın.
Hocam bunlar çok yanlış ve tehlikeli komplo teorileri. Fizibilite açısından mantıklı olan kaynaklar zaten gayette kullanılıp, işlenip satılabiliyor. Bor'un sanıldığı gibi bir değeri yok ne yazık ki. Türkiye'deki mevcut petrol kaynakları da yine Tüpraş tarafından çıkartılıyor, işleniyor ve satılıyor. Yaptığımız anlaşmalar yıllık değil, sınırlarımızı ve haklarımızı diğer ülkeler ile ortak kabul ettiğimiz anlaşmalar. Yani kendimize göre yorumlayacak olursak kimliğimiz ve haklarımız. İstanbul, Hatay, Türkiye'deki azınlık toplumların siyasi statüsü gibi şeylerin doğru veya yanlış çözülebildiği - kapatıldığı konular bunlar. Yani nasıl doğarken aldığımız kimlik belirli bir yıllığına bize verilmiyorsa, ölene veya çok büyük bir yanlış ile devlete - ceza kanuna karşı suç işlemediğimiz sürece bizim "kimliğimiz" oluyor ise yaptığımız - imzaladığımız anlaşmalarda aynı şekilde bizim
ulusal kimliğimiz bir nevi.
Bu konuda toplum olarak sol, sağ fark etmeden bu tarz yanlışlar beklentiler içerisine girersek kaybeden biz oluruz. Hiçbir büyük yabancı devlet bu devirde
Allah korusun, yaşatmasın olası yeni bir anlaşma da ne Hatay'ı, ne İstanbul'u bize bırakmaz ( Kaldı ki savaştık kazandık, bazı savaştığımız ülkelerin toplumu yeter bu kadar savaş kazansak ne yapacağız dediler yani pes ettiler ). Bu konuda İlber Ortaylı'nında güzel bir yorumu vardı. Hatay için ilerde yanlış şeyler olur mu gibisinden. İlber Hoca'da bilmeden ve yanlış bilerek izin veya imkan verirsen her yerde olur diyordu.