Alıntı
Gün gelir, DÇM’lerin para arzı artışına ve enflasyonun hızlanmasına neden olmaya başladıkları değerlendirilir ve kullanımına sınırlandırmalar getirilir. Ancak 1977 yılının ilk aylarından sonra yeni hesap açılması çok yavaşlamaya başlayınca TCMB ve bankalar, eski DÇM’lerin vadesi gelenlerinin paralarını geri ödemede zorlanmaya başlarlar.
Alıntı
Daha önemlisi, DÇM’lerin anapara ve faiz ödenmeleri, verilen kur garantisi nedeniyle, Hazineye aşırı yük olmaya başlar. Sonunda sistem 1978 yılında bitirilir.
Sonrası daha ilginçtir. Bu borçlar, 1981 yılından sonra devlet tarafından üstlenilir. O tarihte 2,5 milyar dolar kadar olan tutar Merkez Bankası veya devlet borcuna dönüştürülür.
Kısacası dövize olan bağımlılık önce yurt dışında çalışan işçilere, ithalatçılara, ihracatçılara, kur garantisi Hazine’den verilen döviz hesabı açma yetkisi verilmesine, sonra da borcun tamamının Hazine tarafında ödenmesine yol açmıştır.
Dolayısıyla bugün Türkiye’nin dış borç ve Hazine garantileri rakamlarına bakıp; kamunun dış borcu şu kadar özel sektörünki bu kadar, Kamu Özel İşbirliği projelerine verilen garantiler, dış borç üstlenimleri farklı diye yorum yaparken dikkatli olmakta büyük yarar.
Son söz: Tarih tekerrür ediyor diye tarif diyorlar, ibret alınsaydı tekerrür eder mi? (Mehmet Akif Ersoy)



Merak edenler devamını şuradan okuyabilirler: http://www.hakanozyildiz.com/2017/05...kayesi-de.html