Sorununuz vücudunuzdaki her hangi bir hormon, kimyasal - biyolojik bir eksiklik veya fazlalıktan değilse yapmanız gereken takmamak, diğer bir tabirle boşverin. Her hangi bir şeye somut gerçek ideal bir katkı, önem dışında zihinsel olarak fazla önem vermeliyim, yapmalıyım gibisinden takıntı veya mükemmeliyetçilik değil daha mükemmel bir sonuca götürmeyi, her hangi bir istenen ideal sıradan iş beklentisini karşılamanıza engel olur. Kimse sizden zaten verdikleri ücretten bekledikleri hizmetten çok daha üstün, daha hatasız - süper işler beklemez. Aksine siz daha süper, daha iyi algısı ile ideal iş kalitenizi ve veriminizi sürekli olarak yükseltmeliyim derken daha da düşürürsünüz hatta işleri tamamlayamaz hâle gelirsiniz.
Bunla ilgili bir kaç kez kendi yaptığım hata ve bazı iş arkadaşlarımın, benden yetkili insanların kimi zamanlardaki profesyonelliği aynı zamandaki umursamazlıkları iyi bir örnekti benim için. Ben izin isteyemezdim iş yerinde fakat benden yetkili insanların veya işletme sahibi ve yöneticisinin kendisinin ve iş yerindeki yakınlarının keyfi izinleri, faaliyetleri bana alemin akıllısı siz misiniz arkadaş dedirtiyordu içimde. Yapmanız gerekeni yapın, fazlasını ve azını değil. Haksız olduğunuzda söylediklerinde pardon demesini bildiğiniz kadar sorumluluklarını yerine getirmeyen insanlara da patron bile olsa aynı şekilde tepki gösterin. Benim hatalarımdan dolayı az babacan, anlayışlı tavırla karşılaşmadım. Fakat benzer istemsiz hatalarda zamanla bağırmayı marifet veya çözüm sanmaya başlayan insanlara hem suçlu hem güçlü durumuna geçmeden ne oldu neden bağırıyorsun diye bağırdığımda herkes olması gerektiği konuma geri dönebiliyordu.
En fazla maaşınızdan keserler veya istifa verirsiniz işinizi kaybedersiniz. Ruh sağlığınızı kaybetmektense işinizi kaybetmek emin olun daha makul bir seçenek. Bankalar borç para veriyor da kimsenin al sana ruh sağlığı faizi şu kadar diyebildiğini görmedim.
Hocam bu konuyu açtığımdan beri boş vermeyi öğrenmeye çalışıyorum. İş yerinde görev mi veriliyor; yapıyorum, raporu çakıyorum geçiyorum.
Sivil hayatımda da sürekli etrafı izleyen biriydim ta ki konuyu açana kadar. Konuyu açtığımdan beri etrafı izlemiyorum bile. Ne olacaksa olsun, kim sesleniyorsa gelsin yanımda söylesin pozisyonlarına geçtim. Bir nevi boş veriyorum her şeyi.
Araç kullanırken de korkardım ya bir şey olursa diye... Arabaya bindiğimde şunları söyledim kendime; "Fren var mı? var. Denendi mi? Evet." bitti.