Heh işte bunlar birebir bende var hocam.
Ofiste "git şu sistemi kur gel" diyorlar. Oraya gidene kadar; "ya kuramazsam, ya işten atarlarsa, ya arabanın başına bir şey gelirse?, ya arabaya ceza gelirse" gibisinden düşünceler hiç aklımdan çıkmıyor. O programı kurmaya başlayıncaya kadar; bildiğim program bile olsa sürekli araştırıyorum, okuyorum veya izliyorum.
Sorununuz vücudunuzdaki her hangi bir hormon, kimyasal - biyolojik bir eksiklik veya fazlalıktan değilse yapmanız gereken takmamak, diğer bir tabirle boşverin. Her hangi bir şeye somut gerçek ideal bir katkı, önem dışında zihinsel olarak fazla önem vermeliyim, yapmalıyım gibisinden takıntı veya mükemmeliyetçilik değil daha mükemmel bir sonuca götürmeyi, her hangi bir istenen ideal sıradan iş beklentisini karşılamanıza engel olur. Kimse sizden zaten verdikleri ücretten bekledikleri hizmetten çok daha üstün, daha hatasız - süper işler beklemez. Aksine siz daha süper, daha iyi algısı ile ideal iş kalitenizi ve veriminizi sürekli olarak yükseltmeliyim derken daha da düşürürsünüz hatta işleri tamamlayamaz hâle gelirsiniz. Bir iş sırasında yapmamanız gereken sorumsuz davranışlardan kaçındıktan sonra hatanız, başarı durumunuz, hızınız pek elinizde olan bir şey değil. Kafanız iş esnasında gerçekten işi ideal şekilde bitirmek olsun, isteyerek keyfi bir şekilde bir yanlış yapmadığınız sürece ( iş esnasında müzik, oyun, sosyal medya gibi şeyler ) kimse sizi zaten sorumsuzlukla yargılayamaz. En fazla başarısızlık veya uyuşukluk eleştirisi alırsınız.
Bunla ilgili bir kaç kez kendi yaptığım hata ve bazı iş arkadaşlarımın, benden yetkili insanların kimi zamanlardaki profesyonelliği aynı zamandaki umursamazlıkları iyi bir örnekti benim için. Ben izin isteyemezdim iş yerinde fakat benden yetkili insanların veya işletme sahibi ve yöneticisinin kendisinin ve iş yerindeki yakınlarının keyfi izinleri, faaliyetleri bana alemin akıllısı siz misiniz arkadaş dedirtiyordu içimde sonra bu utangıçlığım emri vakiye dönüşüyordu yine sorun yaşıyorduk yani normal bir şekilde istesem zaten verecekler ben abartmadığım sürece fakat ben 2-3 kere isteyemeyip sonra şöyle şöyle yapacağım haberiniz olsun dediğim de de ortam geriliyordu ki bu durumda aslında suç onlarda da değil bende oluyordu.
Yapmanız gerekeni yapın, fazlasını ve azını değil. Haksız ve hatalı olduğunuzu söylediklerinde pardon demesini bildiğiniz kadar sorumluluklarını yerine getirmeyen insanlara da patron bile olsa aynı şekilde tepki gösterin. Benim hatalarımdan dolayı az babacan, anlayışlı tavırla karşılaşmadım işyerine az maddi zarara da vesile olmadım ne yazık ki. Fakat benzer istemsiz hatalarda zamanla bağırmayı marifet veya çözüm sanmaya başlayan insanlara hem suçlu hem güçlü durumuna geçmeden ne oldu neden bağırıyorsun diye bağırdığımda herkes olması gerektiği konuma geri dönebiliyordu.
En fazla maaşınızdan keserler veya istifa verirsiniz işinizi kaybedersiniz. Ruh sağlığınızı kaybetmektense işinizi kaybetmek emin olun daha makul bir seçenek. Bankalar borç para veriyor da kimsenin al sana ruh sağlığı faizi şu kadar diyebildiğini görmedim.