digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Her 100 dolarlık ihracat için 60-65 dolar ithalat yapmak zorundayız.
Toplam ithalatımızın %85'i üretim yapmak için ara malı ithalatı.
Yani kimse telefon bilgisayar ithal mal almasa bile en fazla %15 tasarrıf edebiliriz.
Yani ihracatta kırdığımız her rekor aynı zamanda ithalatta da kırdığımız bir rekor.
20 sene önce kilo başı ortalama ihracat gelirimiz 1,5 dolardı.
Geçen sene 1 dolara düşmüştü. Bu sene 1 doların da altına inmiştir.

Yani doları kalıcı olarak düşürmenin 2 yolu var.
1) ara malı ithalatını azaltıp yurt içinde üretilen katma değeri yükseltmek.
2) yüksek inovasyon sağlayıp katma değeri daha yüksek sektörlerde ihracat yapabilmek.

Bunun gerçekleşmesi için de stabil bir para kur dengesi kurmak gerekiyor.
Geçende Babacan açıkladı.
2002'den 2008'e kadar dolar 1,50 liradan 1,17 liraya düşmüş ama ihracat 37 milyar dolardan 127 milyar dolara çıkmış.
Yani daha çok ihracat yapmak için kuru düşürmek safsatasına karşı veriler gösteriyor ki vatandaşı fakirleştirmeden de ihracat arttırılabiliyor.
Ama elbette hukuku guguk yapıp kabile devleti gibi yönetilirsek VOLKSWAGEN buraya fabrika açmaz yatırım gelmez bizde ihracatımızı lirayı düşürerek arttırarak vatandaşı hint fakiri haline düşürürüz.
İhracatın sebep olduğu ithalat, nitelikli yatırım ile iyi kazanan insanların sebep olduğu ithalata göre hafif kalıyor ne yazık ki veya başka bir tabirle ihracat için gereken ithalat zaruri bir kalem iken kişisel ithalatın ne yazık ki kabul edilebilecek bir tarafı yok. Bu ne yazık ki piyasa tarafından denendi ve kötü sonuçları görüldü. Yani bizde alım gücü ve hayat kalitesi yükseldikçe kişi başına düşen borç astronomik bir şekilde artıyor, ve ne yazık ki ihracat rakamları da ithalat rakamlarının artışının yanında ciddi oranda geri kalıyor. Yani daha fazla kazandıkça kaliteli ürün, hizmet ve yaşam tarzı bakımından, iş verimliliği bakımından kendimize ve birbirimize daha fazla zarar veriyoruz.

https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%B...C5%9F_ticareti

https://www.dogrulukpayi.com/iddia-k...acik-vermistir

Yani 10 milyar dolarlık yatırım ile uzun vadede fayda sağlayacak yüksek katma değerli bir yatırım yaptığınızda veya normal şartlarda vasıfsız olan insanlara vasıf kazandırdığınızda o insanların artan vasıfları kazandığının yanında daha fazla borca sebep oluyor. Hem kendisi için hem merkez bankası bütçesi için.

Pandeminin kötü ve yaygın olduğu dönemlerde turistlere tanınan ayrıcalıkları para lazım diye yorumladık fakat mesele para değil döviz ihtiyacı. Hazine TL'yi kendisi basabiliyor fakat dövizi aynı şekilde elde etme imkanı yok. Meseleyi tek başına telefon - bilgisayar maliyeti ile düşünmemek gerek.

Bir kişinin hem döviz hem TL bazında ekonomik gücünün artışı giydiğinden, yediğine, içtiğine, düğünden, tatiline, yurt dışı seyahatinden, kullandığı araca kadar etki ediyor. Yani bugün ayda 400 dolar değerinde TL kazancı olan biri. 2000 dolar değerinde TL kazandığında normal insani beklentilerle 200 dolarlık telefon değilde 500 dolarlık telefon, 5-6 dolarlık kıyafetler değilde 10-15 dolarlık kıyafetler, sürekli çay değilde 5-10 dolarlık ithal kahve ürünleri, 300 dolarlık bilgisayar değilde 1000 dolarlık bilgisayar almak isteyecektir.

Normal şartlarda senede 3-5 gün günübirlik denize gidiyorsa yılbaşı, kış, yaz tatilerini de aynı şekilde daha fazla döviz kaybına sebep olacak şekilde yapmak isteyecektir. Bu yanlış veya ayıp değildir fakat matematiksel olarak 2000 dolar değerinde TL kazanıyor olman, senin 2000 dolar değerinde ihracat yapmanı gerektirmediği için haliyle 2000 dolar değerinde TL kazanırken de 150 - 200 bin dolarlara varacak şekilde borçlanabileceğin için istemsiz çöküş başlıyor illa kendisi için olmasa da kalabalık halde toplum bütçesi için hemen olmasa da uzun vadede yaşadığımız gibi.

Bayram tatillerini birleştirebilen kaç alt ekonomik gruptan insan gördünüz, kaç orta ve üst ekonomik gruptan insan gördünüz?
Yılbaşında güzel eğlence ve tatil merkezlerine gidebilen kaç alt ekonomik gruptan insan var? Kaç orta ve üst ekonomik gruptan insan var?
Alt kesim hafta da kaç gün ve kaç saat çalışıyor? Orta kesim haftada kaç gün ve kaç saat çalışıyor?
Alt kesimlinin çalışacağı işi elde edebilmesinde ne kadarlık bir eğitim, zaman ve para harcaması gerekiyor, Orta ve üst ekonomik gruptan insanın ne kadar gerekiyor?
Alt kesimden birinin çocuğu kaç yılda aktif iş hayatına katılıyor kendisine ve ailesine TL veya Döviz bazında ne kadar kazandırıyor, ne kadar kaybettiriyor.

Kazandığı ve harcadığı döviz tutarında işletmesine aynı dövizi kazandıran insanlar aynı dövizi kazanmaya gerek burada gerek farklı ülkelerde elde etmeye devam edecekler. Fakat gerek kendisinin gerek ailesinin ticari, gerek akademik konumu ile aynı döviz tutarında doğrudan bir kazanım sağlamadığı halde harcama yapan insanlara piyasa diyor ki " ya biz seni niye finanse ediyoruz pardon? ".

Bunu eski bir gri yakalı olarak söylüyorum bu arada. Alt kesimde yapılan yanlışlar, hatalar, verimsizlikler yok mu elbetteki ciddi şekilde var. Fakat düşük maliyet ve yüksek nüfus ile kazanım, kayıptan daha fazla ne yazık ki hem bütçe için hem sermaye için. Yıllardır Koç ve Sabancı gibi holdinglere kızardım. En büyük yatırımları fasonculuğa yaptıkları için. Meslek lisesi memleket meselesi biz ara eleman ülkesiyiz gibi şeyler için. Meğersem rasyonel tespit ve gözlemlere dayanıyormuş bu bakış açısı. Yani kötüleme veya manipülasyon amaçlı bir tavır, tutum değil acı gerçekler.