ülkede bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde kentten köye göç politikası uygulanıyor. şu an fiyatlar büyük şehirlerde uçuşta ancak ülkenin geride 70 küsür ili mevcut. buralardaki artışların aynı oranlarda olduğunu düşünmüyorum.
bundan sonrası için büyükşehir güzellemeleri ve iş imkanlarını oralara taşıyıp durmak yerine diğer şehirlere yatırımlar gerçekleştirilip oralarda altyapı ve yaşam alanlarının genişletilmesi lazım. eğer böyle bir düzen doğru bir biçimde inşa edilebilirse, gelecekte hiç araç ihtiyacı dahi olmadan, uygun ev ve kira oranlarıyla her şehirde yaşayabilmek mümkün kılınabilir.
şu an ülkenin en büyük sorunlarından birisi, nüfusun büyük kentlerde birikmesi ve diğer illerin altyapı ve üretim anlamında çok gerilerde kalışı. oysa her şehir kendi başına bi kıymet haline getirilip, tek şehirde kutu kutu evlerde yaşamak yerine tüm şehirlere yayılan abd benzeri müstakil ev hayatını tesis etmek ülkenin yarınları için çok ciddi değişim ve dönüşümler oluşturabilir.
ülkeden ayrılmayı düşünmek yerine, farklı şehirlerde yaşam üzerine düşünmeye başlayın derim. hele bir de mekandan bağımsız bir gelir sağlama imkanı üzerine kafa yorar, elinizin altındaki bilgisayar ve interneti vakit buldukça bu yönde değerlendirmeye uğraşırsanız ilerde çok rahat edebilirsiniz.
hayatta hiç araba hevesim olmadı, bir dönem sadece xc90 planım vardı 2018 in başları, 450k ya falan denkti sonra yattı, çok da üstünde durmadım. araç bana göre bir ihtiyaç değil, özentilik. sürekli batıya bakıp imrenilirken batının hep eğitim kalitesine, yaşam standartlarına, hukukuna, liyakatine bakar insanımız ancak nedense bisikletle işe gidip gelenlerine pek bakmaz, şatafatta gösterişte olmadıklarını sadece ihtiyacı olanın peşinde olduklarını, yürüyerek ve toplu taşımayla hayatını geçirdiklerine bakmaz. bunlara da bakmamız gerekiyor. sizler bu kadar yoğun biçimde talep edip durduğunuz içi millet fiyatları bu denli yükseltiyor zaten. kimse umursamasın, herkes toplu taşımaya alışsın bak bakalım onlar elinde kaç yıl daha tutabiliyor o araçları yoksa günden güne fiyatları alta çekiyorlar mı. yine büyükşehirlere olan ilgi, talep azalsın kimse önemsemesin bakalım onlar ev ve kira fiyatlarını uçurmayı sürdürebiliyolar mı.
her şey toplumun bilinç düzeyinde biter temelde. her şehirde metro hatları, çok güzel ulaşım sistemleri olduğunu hayal edin. örneğin ben eskişehirdeyim ve tramvay hattı beni her yere götürüyor. tramvay hattına gitmem için de evden çıkıp 2 adım atıp minibüse binmem yetiyor. her şehirde böyle bir düzenin sağlam biçimde oturtulduğunu düşünelim, niye bi insan araç peşinde koşsun özentinin tekli olmadığı sürece. bizim temelde araç fiyatlarından şikayetçi olmak yerine toplu taşımaların daha düzenli hale getirilmesinden, altyapıların ve diğer şehirlerdeki iş olanaklarının daha az olmasından şikayetçi olmamız gerek. biz böyle şeyleri talep etmeye başladığımız zaman kalkınmaya ve gelişmeye başlayacağız.
sen şikayet et, sen kovala, sen peşine düş ki onlar daha fazla keyiflensin, daha fazla yükseltsin fiyatlarını. bunu istiyolar. sen ne zaman önemsemeyip başka konulara yoğunlaşmasını bilirsen, o zaman o fiyat yükseltip duranların elinde patlayacak her şey. başında ne kadar beceriksiz idareciler olsa dahi her şey birbirine bağlı bir zincir gibidir. etkiler. fiyatları katlayıp duranlar da etkiler, sürekli talep edenler de etkiler, yarın başındaki daha düzgün bi yönetim sağlar ancak bizler taleplerimizi sürekli aynı şekilde devam ettirirsek bu düzen yine ekonomiyi etkiler. bizim taleplerimiz artık değişmeye başlamalı. farklı şehirlerde hayatların kurulabilmesini, yaşam alanlarının oluşturulmasını talep etmeliyiz, toplu taşıma, bisiklet yollarını talep etmeliyiz, metroyu, tramvayı talep etmeliyiz. o günler geldiği zaman, hiç kimse istese de fırsatçılıklarla kimseyi kaz gibi yolamayacak emin olun. gelişim, çağdaşlık için bizim neler talep ettiğimize yoğunlaşmamız şart. gitmeyi düşünmek yerine, daha farklı konuları düşünmeye de bi şans verelim.