digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kişiler tek başlarına hiç bir şeyi değiştiremezler.
İnsanlar kendilerinden daha güçlü kurum ve organizasyonlar karşı haklarını ancak organize olarak toplu mücadele ile savunabilirler.

Şu konuda sana katılıyorum.
Bu ülke insanının örgütlü mücadele iradesi uzun süreli baskıcı bir yapı ile sindirilmiş.
İnsanlar forumlarda şikayet ediyorlar, bir birleri ile şikayetlerini paylaşıyorlar.
Ama hadi bir eylem yapalım 500 bin memnun olmayan adam sokağa insin dediğinde kimseyi bulamazsın.
Bu ülkede şikayet edenlerin siyasi mücadeleden anladığı siyasilere forumlarda twitterda 3 satır laf sokmak.
Ama hiç bir şey yapmamaktan da iyidir şikayet etmek.
İnsanlar mutsuz olduklarını ifade etmezlerse hiç bir şey değişmez.

Ama insanlar aç kaldıkça işsiz kaldıkça sesleri yükselecek ve baskı maskı dinlemeyecekler.
Çocuğuna süt alamayan, evine ayçiçek yağı alamayan insanları Silivri ile korkutabilecek bir iktidar dünyada yok.
Yani Cübbeli Ahmet'in bir sözü var. Cemaatten para alıyor musunuz diye sorulduğunda, para istesek adam camiyi bırakır diyor.
Aynen öyledir. Temelini bilimden değil dinden alan politikalar uygulanması sadece ekonomiye değil dine de zarar verecek bunu insanlar görecekler.
Bugün bu temelini dinden alan ekonomi politikalarından zarar gören Z kuşağının din ile bağlantısı giderek zayıflayacak.

Yani senin mantığına göre mükemmel olmayan bir insan diğer insanları veya durumları yargılayamaz.
Oysa o iş öyle değil. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek için veya mutsuz olduğunu ifade etmek için mükemmel olmak gerekmez.
Yani bir takım 5 basit gol kaçırıp sonra hakemin vermediği penaltıdan şikayet edebilir.
Çünkü kişinin hata yapması ona karşı yapılan başka hataları sineye çekmesine neden değildir.
Hayatında imkanlari, misyonu ve hazları olan veya artan insanların politik veya dini veya futbol benzeri fanatizmlere veya sigara - alkol gibi bağımlılıklara ihtiyacı azalıyor. Bugün orta gelire sahip bir insan 500-1000 yıl önceki krallardan, kraliçelerden daha fazla imkana sahip.

Sindirilmiş değil hocam öyle bir gayesi yok kimsenin 500 yıllık tarihi geçmişimizde de 2 önceliğimiz var hep sevdiklerimi, dinimi, dilimi yaşatmak ve hayat - geçim şartları. Kaldı ki bugün dünyanın bir çok yerinde de demokrasi eşittir çoğunluğun sesi. Adalette devletlerin alt bir faaliyet kolu.

Bakın bu da dünyanın bir trajedisi. İngiltere'de de, Fransa'da da, Amerika'da da Devlet'in en güçlü, yetkili kişisi bir baş yargıç değil. Bir Devlet Başkanı. Her ülke'de de Adalet'in verebileceği, veremeyeceği cezaları Yasama ve Yürütme belirliyor. Her hangi bir devletin toplumunda yaşayan çoğunluğun ulusal çıkarları veya itibarı söz konusu ise o devletin adaletinin bile o devleti durdurma gücü yok.

Abd, bir askeri operasyon düzenlerken veya bir kişi Abd'de bir kişini dava ederken, Mahkeme Abd Ulusal Çıkarlarını gözetmek zorunda kalıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle Adalet veya adil bir dünya olabilir mi? Devletler, Adalet kurumlarının alt faaliyeti konumunda olmalıyken Devletlerin en üst ve en güçlü kurumu Adalet olmalıyken her devlette Adalet, Devletlerin alt bir faaliyet alanı.