Ben işsizlik diye bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Yanlış anlaşılmasın, iş beğenmemezlik demeyeceğim.
Fakat durum şu, şehirde doğmuş büyümüş bir çocuğun pamuk tarlasında pamuk toplayıcı olmak istemesi çok olağan değil.
Hem konum farkı var, hem yaşayıp büyüdüğü ekosistemden kopamaz.
Dolayısıyla daha yaşam tarzına uygun iş bakacak.
Ama baktığı işte istihdam var mı?
Bunun bir sorumlusu olduğunu düşünmüyorum. Nüfus arttıkça bu problem daha da artacak.
Şuanda sallıyorum istanbulun göbeğinde 1 milyon 10 yaşında çocuk olsun.
Bu çocukların %90'ı youtube/twitch ile büyüyor.
Bunların %90'ı bilgisayar ile iş yapmak isteyecek. Yazılımcı programcı olmak isteyecek.
Peki bu kadar istihdam var mı?
1 milyon tane yazılımcı lazım mı?
Dünyanın hiçbir yerinde lazım değil.
Hindistanda saati 1$a işçi dolu. Duyduğum kadarıyla her köşe başında bilgisayarcı varmış.
Yani bir iş kolunu şişirmenin bir anlamı yok.
Yani, işsizlik diye bir şey yok. İş var, ama işlere olan dağılım yanlış.
Burada da alım gücü devreye giriyor.
Şimdi isveçte sallıyorum refah daha iyiyse, orada herkes okuduğu her mesleği yapabiliyor işsizlik 0 anlamına gelmiyor.
İşsizlik olağan bir sonuç çünkü.
Ama orda adam bakkal açıyorsa, kazandığı parayla yazılımcı'ya 'wow' yapmadan yaşayabiliyor.
Bu onları refah içinde yapıyor.
O yüzden işsizliğin bir problem olduğunu düşünmüyorum.
İş çok, illa bir yerde iş bulursun.
Ama mesele o kişinin yetiştirilme şartlarında istihdam var mı, köyde yetişmemiş çocuğa çobanlık mı yaptırmaya çalışıyorsun. Yada o çocuk bulunduğu bölgede yapabileceği en vasıfsız işi yaptığında vasıflı işle arasındaki uçurum ne kadar olacak.
Bence mesele bu, yoksa işsizlik olduğunu düşünmüyorum dediğim gibi.