Yurtdışına çıkma imkanı doğduğunda kendi topraklarında arzuladığı refaha ulaşamamış her genç "ne duruyorsun? helva yapsana!" modu ile seni Fransa'ya yolcu etmek ve mümkünse senin bagajında yer bulup seninle gelmek isteyecektir. Gel gelelim işin gerçeklerine... Öncelikle Fransa'da inşaat işi yapan akrabaların varsa Yozgatlı, Kırşehirli, Ağrılı ya da Muşlu olma ihtimalin yüksek. Eğer bu saydığım illerdensen en azından yalnızlık çekmeyeceğini bilmelisin. Fransa'da hangi şehirde yaşayacağın da çok önemli. Çok ciddi bir Arap nüfusu var. Cezayir ve Faslılar çoğunlukta. Arapların en sıkıntılı yönü Fransa'da çeteleşmiş olmaları. Yani bu tarz gruplardan uzak durmanda fayda var. Orijinal Fransızlar ise ırkçıya yakın milliyetçidir. İngilizce bilir ama konuşmamayı tercih ederler. Konuşanına da denk geleceksin; ama seninle iletişime geçmek istemeyen bir dünya Fransız da olacak. İnşaat işlerinde genellikle Afgan, Hintli ve Pakistanlıları kaçak olarak çalıştırıyorlar. Çalışma izni almadan gidiyorsan muhtemelen seni de kaçak çalıştıracaklar demektir. Yakalanırsan deport olursun. Avrupa ülkelerinin çoğunun ülkemizi yıllardır uğraştığı terör örgütlerine destek verdiğini bilmeyen yok. Fransa bu desteğin aleni olarak verildiği ülkelerden. Ülkeni sevecek kadar milliyetçi isen herhangi bir kafede konuşulanları duyduğunda bile ölümüne rahatsız olacaksın. Terör sempatizanlarını her yerde göreceksin ve her köşede ülkeni aşağılayan insanlarla muhatap olacaksın. Buraya kadar genellikle olumsuz özellikleri saydım. Olumlu tarafları ise tanıdıklarının olması, alacağın ücretin Türkiye şartlarına göre çok yüksek olması, oturum izni alırsan sabit bir gelire kavuşacak olman, dilediğin aracı kısa sürede alabilmek, Türkiye'de istediğin yerde birkaç yılda biriktirdiğin para ile ev alabilmek... Özetle maddi olarak pek çok avantaj elde edeceksin. Ben Türkiye'de çalışan bir mühendis olarak gider miyim? Fransa'ya gitmem. Belki Almanya, İngiltere olabilir zor durumda kalırsam; ama Fransa'ya gitmem. Şimdiden yeni hayatında başarılar.