Özel sektörden artık nefret eder oldum . Sabah kalk işe git , akşam olmasını bekle akşam olana kadar bir sürü insanın saçmalığıyla uğraş bu yetmezmiş gibi birde orada tutunmaya çalış , tutunmak için millet senle sdik yarıştırısın herkes herkesin arkasından dedikodu yapar .. sorsan herkes mutlu ama aslında değil . genel müdürüdür patronudur ayrı bir dert zaten . Koca bir sene ye minimum 14 gün senelik izin alıyorsun şaka gibi.. bilmiyorum ben mi abartıyorum ? Bir kaç hayalim var gerçekleştirebilirsem eğer anında işi gücü bırakacağım .. yapım gereği başkasının emri altında çalışmayı seven bir tip değilim kendi kendimi koordine edince daha özverili oluyorum isteğim daha yüksek oluyor şuan lık şartlar bu şekilde biraz da sektörden sıkıldım herhalde insanlar yapmacık geliyor açıkcası..
Hem sana uzun vadede manevi ve maddi gelişim, refah artışı sağlayacak hem de sevdiğin bir sektör, iş bulmadığın sürece hangi iş yerinde olursan ol, veya ister patronu ol, ister hissedarı hiçbir şey değişemeyecek. Bir insan yaptığı işten hoşlanmıyorsa, yaptığı işten manevi ve maddi, kısa ve uzun vadede beklentileri hayalleri yavaş ve uzun süreçlerde gerçekleşmiyorsa emin ol hangi rütbede olursan ol mutsuz ve başarısız olacaksın. Yavru hayvanlarla ilgili mi olur, bitkilerle ilgili mi olur, çarşıdaki insanlarla ilgili mi olur, ya da insansız elektronik - makine ortamında bir çok insanın evrimsel süreç ile elde ettiği fazla düşünebilme kabiliyeti ile yarattığı gereksiz sorunlardan kurtulma hedefi ile mi olur dengeli en fazla doğrunu bulman lazım.
Mutsuz ve yanlış tercihler yapan işçiler, patronluğu doğru düşünebilir fakat mutsuz ve yanlış tercih yapan patronlarda aynı şekilde keşke "çalışan" olarak kalsaydım diye düşünüyor. Okul hayatımda da, 3 senelik iş hayatımda da şunu yaşadım. "Düşman" gördüğün şey asıl düşman değil. Sana onu düşman olarak düşündürüp seni tatmin eden şey asıl düşmanın veya belkide psikolojik - psikiyatrik hastalığın vardır o senin düşmanındır. İşten, okuldan, sevmediğin şehirden veya ülkeden veya kıtadan kurtulabilirsin fakat bu nefret etmek düşük maliyetli ve yüksek hazlı bir dürtü kontrolsüzlüğün olduysa bunu statünü, iş yerini değiştirerek değiştiremezsin.
Lisenin son 2 yılında mutsuz olmaya başladım. Çünkü okulda yaptıklarım ve sosyal ortam içerisindeki durumum, ilerleyişimin bana fayda değil aksine zarar verdiğini düşünmeye başlamıştım. 10. sınıfta teknik derslerin başlaması ile asosyal ergenlik geçmişinin verdiği Bilişim Ezberlerinin ders ve sınavlarda verdiği o haz ile resmen Atölye derslerinde deli gibi mutlu oluyordum başlarda. Programlama'da ilk 1 ay ürpermiş, korkmuştum fakat alışınca onda da aynı haz süper bir şeydi. Ortaokulu fiyasko geçmiş biri olarak teknik dersler 90-100 geliyordu sınavlar, temrinler, projeler. Hem de bu ya deli gibi haz ile uğraşarak - çalışarak yada hiç çalışmadan biliyom zaten bunları diyerek bu notları almak süper bir keyifti. Fakat uzun vadede aşırı sevginin tam tersi olmaya başladı nefret. Anlık başarı, mutluluk tek başına bir anlam ifade etmiyordu çünkü iyi bilgim tek başına güzel kız arkadaşlar edinmemi sağlamadı. Zaten meslek lisesindeki kız - erkek dengesi de ortadayken. Şunu yapacağım bunu edeceğim deyip bıraktım. 3 yıl bom boş vakit geçirdim evde.
Sonra 3 yıl bir fabrikada bilgisayar ve idare işinde çalıştım. Orada da başlangıçta mutluluk aman tanrım her şey ne güzel, farklı, rahat, para derken aynı süreç orada da oldu. İşin son zamanlarında borç batağı, iddaa, sürekli iş yerinde ne alsam, ne etsem, ne olacak böyle benim halim. Bu süreçte bir çok doktora gittim. Liseden itibaren benim yanlış beklentilerim, yanlış tespitlerim ile çevremin - ailemin yanlışlarının birleşimleri bende ciddi psikolojik yaralarda bıraktı gerekli profesyonel destek doğru bir şekilde önemsemediğimiz için. Bir şeye muhtaç olduğunu düşünme ne işe, ne çalışmaya, ne aileye ne sürekli mutlu olmaya. Mutluluğa veya iyi şartlara, iyilikler gelişim zincirini de muhtaç değiliz veya erişebileceğiz diye bir şey yok.
Bir yerde keşke şöyle yapsaydım, yapmasaydım düşünceleri ile "doğru" bir şeylere ulaşamıyorsun. Eğer şuan ki konumunda iş yerinde yapmak, isteyip, olmak istediğin bir tavır, beklentin varsa kimseye hakaret etmeden, fiili - maddi zarar vermeden ihtiyacın olan şeyi yapmazsan, istediğin kadar değişiklik yap aynı sorun yumağı zihninde senle her yere geliyor. Bunu kendimde de, çevremde tanıdığım insanlarda da görüyorum. Sevgili, iş yeri, okul değiştirip burada da mutlu değilim diye kendimizi kandırıyoruz. Sorunu genelde kendimizde taşıyoruz.
Bu arada en son gittiğim bir doktordan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite tanısı aldım. Hastalığı teşvik etmek için söylemiyorum fakat ben fiziksel olarak dünyanın en uyuşuk adamı olsamda gerçekleşen süreçte şıp sevdi huyum, kafamın içerisinde birbirinden alakasız binlerce farklı hayal, hedef, beklenti, yarım bırakılan şeyler ile "zihinsel olarak hiperaktivim" ve bunu Dehb tedavisi ile çözmeye çalışıyoruz şuanda.