mucahitguner adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Öncelikle dini konulardan fersah fersah uzak olduğun konuşmalarından anlaşılıyor. Konuştuğum cümleler ve inancım ile de saygı duymayı biliyorsan dalga geçmeyi bırak. Aslında sen şuanda hiç bir düşünceye ve bilgiye açık değilsin. Sadece söz de bunu belirtiyorsun. Ben sizin düşüncenizdeki insanları çok çok iyi bilirim. Sadece kendi düşüncelerinizin doğruluğunu bilir ve her önünüze gelen bilgiyi duvar gibi yıkar geçersiniz. Ama yine de ben size her cümlenizin açıklamasını yapacağım. Çünkü sizin diliniz sebebiyle osmanlıyı ve doğruları yanlış zerk etmenizi engellemiş olacağım.

1- Osmanlının kendisi zaten türk bir ailedir. Tebaası da tamamen türklerden oluşuyordu. Kayı boyunun mensuplarıydılar.
2- Osmanlının savaşlarında savaşan yoğunlukta türklerdi. Sizin cümlelerinizde anlaşıldığı üzere sizin gibi sığ düşünceli insanlar idrak edemez; osmanlı kuru cihangirlik davası gütmüyor topraklarını bu uğurda genişletmiyordu. Öyle olsa diğer ülkelerin hanedanları gibi gittikleri yerlerde soykırım yapar sömürgeler oluştururdu. Osmanlının fetih yapma sebebi Allah'ın kelamını ve dinini insanlara ulaştırmak ve yüceltmek idi. Niyet bu olduğu için gitti yerlerin halkına zulmetmeyip hristiyanından tutun yahudisine kadar adalet dağıttı. Bugün osmanlının bulunduğu coğrafya üzerinde kaç adet ülke var biliyor musunuz ? Osmanlı Allah'ın kelamını taşımak istemese şuan dünyada en çok konuşulan dil ingilizce değil türkçe olurdu. Bir kere fetih kelimesinin manasının ne olduğunu bile bilmiyorsunuz.
3- Osmanlının sadece türkler için değil tüm tebaası için yaptıklarını burada saymakla bitiremem. En basitinden tüm halkının güven ve adalet içerisinde yaşamasını, kimseye esir olmamasını, mazlumlara sahip çıkmasını, peygamber (Kanuninin fransada çıkan dans için yaptıklarını inşallah biliyorsunuzdur, ya da Almanların fransızlar karşısında istediği yardımı ve zulmün sonlanmasını ?) ve Kur'an'ı korumasını vs vs sayabiliriz.
4- Türk Milleti'nin ayakta kalmasını, tarih sahnesinden silinmemesini, dış saldırılardan uzak huzurlu bi ortamda yaşamalarını sağlamıştır. (Daha ne yapması gerekiyordu ?)
5- Ortaya çıkan hangi insan bunu tek başına yaptı merak ettim doğrusu. Umarım Atatürk'den bahsetmiyorsunuzdur. Eğer öyleyse durumunuz çok vahim. Atatürk bu ülkenin savunulması için top yekün müdafa başlattı (Vahdettin'in verdiği görev ve desteği ile.) Top yekün müdafaa içerisinde Halep'ten gelen insanlar bile vardı. Osmanlıda çok büyük coğrafyada hüküm sürdüğü için içerisinde çok çeşitli halkları barındırıyordu.
6- Yahu türkün bağrından kopan dediğiniz kişi bir osmanlı subayı yapmayın Allah aşkına. Yıkılış döneminde bile böyle subaylara sahip bir imparatorluk önceki dönemlerinde neler neler barındırıyordur biraz düşünün lütfen.
7- Atatürk'ün kumandanlık yaptığı askerlerin hepsi osmanlının askeriydi haberiniz olsun. Yani cumhuriyet kurulmadan önce yapılan savaşlar. (Çanakkale, Kurtuluş Savaşı)

Sizi daha uzun uzadıya bilgilendirmek isterdim. Fakat şuanda kitap yazmak gibi bir amacım yok. Gerçi siz bu düşünce yapısıyla bin kitap okusanız yine fayda etmez. Öncelikle din ahlakını sonra insanların düşüncelerine saygı duyup saygı çerçevesi içerisinde gerçekten iftira atmadan cahil cahil konuşmadan öğrenmek istediğinizi söylersenız herkes yardımcı olur. Benden şimdilik bu kadar. Sizden ricam konu uzamasın diye bana cevap yazmayın.

Hanedanı kuran kişinin soyundan gelenler Türklüğü azaldı ama Selanik de doğmuş bir insan Türklüğün bağrından kopuyor öyle mi Soy anadan değil babadan ilerler haberiniz olsun
beni keyfine göre bi yerlere havale eder karşıma inancınla çıkarsan ben de inançtan bahsederim. inanç konularına girme, inancın kendinde kalsın ki başkalarından da inançla alakalı sözler duyma. hem inançlara girip hem mazluma yatmayın, sıktı.

1. osmanlının soyu belli değildir. bir kabileden, aşiretten türemedir. kayı boyunun mensubu da değillerdir, oğuz han ile ilgi alakaları yoktur. o bahsettiğin hikayeyi türeten 2. murat zamanındaki Yazıcızade Ali'dir. bu hikayeyi uydurma gereği görmelerinin temel sebebi, Emir Timur'un, Şahruh'un soyunu Cengiz Han'a dayaması. buradan aldıkları gücün etkilerini görürler ve kendileri de büyümeye başladıkça böyle bi şeye ihtiyaç duyduklarını anlayıp kendilerini meşhur bir Türk soyuna entegre etme derdine düşerler. ortaya böyle bir hikaye çıkar neticede. tüm bunları da ben değil, Tarihçilerin kutbu Halil İnalcık hoca söyler.


https://www.youtube.com/watch?v=kggOxytyQvY


2. osmanlının amacı allahın kelamını yüceltmek, yaymak değil aksine kendi iktidarlarını, faaliyet alanlarını, vergi aldıkları toprak sayılarını ve dünya üzerindeki güçlerini bununla doğru orantıda kazançlarını, bolluklarını artırmaktır. eğer bahsettiğin gibi allah kelamını yaymak olsaydı hedefleri, hadi kılıçla kalkanla zorla yapmıyorsa en azından misyonerlik faaliyetleri içine girerlerdi. diğer toplulukları, müslüman olmayanları müslüman yapmak için özel sistemler kurar, bir yapı inşa ederdi. ben sana osmanlının temel amacını söyleyeyim. arap emperyalizminin kendince eşsiz nimetlerinden yararlanıp dilediği toprağa hiçbir gerekçe sunmadan sadece " cihad " kavramı üzerinden savaş açabilmeleri dahi mümkün olduğundan o dönem için çok ciddi bir güç elde ediyorlardı. bu kavram üzerinden her bölgeye girip, kendilerine bağlayabiliyorlardı, her bağladığı vilayet ayrı bir vergi kazancı demekti. güç demekti. bu gücü herkes elinde tutmak ister. ona sahip olmak ister.

Atatürk'ün bu konu hakkındaki sözlerini aktarıyorum, dikkatle oku.

" Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir (etkili) olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk Milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.
Türkler arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. arap dinini kabul ettikten sonra, Bu din ne arapların ne de aynı dinde bulunan acemlerin ve ne de mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine tesir etmedi. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. çünkü muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil (üstünde) bir arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu (gidiyordu). bu arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu.
muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe (adamaya) mecburdular. bununla beraber, allah’a kendi milli lisanında değil, allah’ın arap kavmine gönderdiği arapça kitapla ibadet ve münacatta (yalvarmada) bulunacaktı. arapça öğrenmedikçe, allah’a ne dediğini bilemeyecekti.
Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar, ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin, adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde kur’an’ı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler. başlarına geçebilmiş haris serdarlar, Türk milletince karışık, cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan, dini hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler (olarak kullandılar). bir taraftan arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan avrupa’da allah kelimesinin ilâsı (yüceltilmesi) parûlası altında, hıristiyan milletlerini idareleri altına geçirdiler, fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi (eski püskü), hilafet alameti ve imtiyazı olarak altun sandıklara koydular, halife oldular. gâh şarka, gâh garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini, topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, allaha mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular.
Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek ahiret hayatına kavuşmak telkin eden dini hissi; dünyanın acısı duyulan tokatıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi, derhal yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle (açıklıkla, ferahlıkla) büyük heyecanlarla çarpıyordu. ne oldu ? Türkün milli hissi artık ocağında ateşlenmişti. artık Türk, cenneti değil, eski, hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının, son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu.
işte, dinin, din hissinin Türk milliyetinde bıraktığı hatıra... "
kaynak
prof. dr. afet inan - medeni bilgiler ve mustafa kemal atatürk’ün el yazıları, ttk, ank. 1988

3. bunun cevabını daha sen yazmadan verdim. en fazla güvende yaşamalarını sağlamıştır dedim ama bunu yapan da osmanlının kendisi değil, Türk'ün kendisi dedim. yani Türk, osmanlıyı koruyup kurtardı zaten. Türk olmasa osmanlı kim? lol. boş sözler.

4. yine verdiğim cevap için aynı şeyi tekrar etmişsin, boş.

5. " Vahdettin'nin verdiği görev ve desteği ile " dedikten sonra senin de fesli deli müridi olduğunu anlamış olduk. aynen kardeşim vahdettin kurtardı hepimizi hüloğğ o olmasa Atatürk kim ki di mi. cevap verme gereği duymadığım bir madde daha.

6. " Yahu türkün bağrından kopan dediğiniz kişi bir osmanlı subayı yapmayın Allah aşkına " - " Yıkılış döneminde bile böyle subaylara sahip bir imparatorluk önceki dönemlerinde neler neler barındırıyordur biraz düşünün "

hasan tahsin paşa'yı bilir misin? o da bir osmanlı subayıydı. selanik'i emrinde 25 bin askeri olmasına rağmen tek bir kurşun dahi atmadan yunana teslim eden paşa. gördük, ne subaylar barındırmış. helal olsun. tek fark, bu adamın Türk olmamasıydı ama. ayrıca yunan okulunda eğitim görmesi, yunanlılar tarafından üstün hizmet madalyası almış olması ve kahraman ilan edilmesi. allah allaaah bak şimdi. bir osmanlı subayına yunan niye bu kadar hayranlık duyar acaba. bak sen şu işe. tekrar bir durup düşün. " Türk'ün bağrından kopan kişi dediğiniz kişi osmanlı subayıydı " derken. ne subaylar var, ne subaylar var. kıyasla. kafan pırıl pırıl ama bunu da bil.

7. Atatürk, kumandanlık yaptığı askerleri osmanlı askeri değil, Türk askeri olarak görüyordu. bunun ispatı, hizmetini osmanlı için değil Türk Milleti için yaptığını gösteren anılarında saklı. örneğin çanakkale savaşı sırasında Atatürk o bölgede değildi ve gelmesine izin verilmiyordu. yanlış hatırlamıyorsam bugünkü bulgaristan taraflarında daha basit bir görevdeydi. o ise bir an önce çanakkale'ye gitmek istiyordu. enver paşa buna izin vermiyotdu. en sonunda rest çekti ve eğer beni göndermezseniz istifa edip kendi başıma gidicem dedi. bunun üzerine Atatürk'ün hali hazırda yükselişinden korkan enver bi süre sonra bu isteği kabul etti fakat çanakkale'de çok daha az etkinliğinin olacağı bi göreve verdi. Atatürk görev yerine geldiğinde hazır bulunan bi asker birliği göremedi, sonrasında anlaşıldı ki kendisini güçsüz, dağınık bir (tümen, tugay bunu hatırlamadığım için ekip dicem) ekibin başına koymuşlardı. aynı zamanda çanakkale savaşı'nda bu ekibin savunması için gönderilen bölgenin yanlış olduğunu düşündü ve inisiyatif alarak anzakların çıkarma yaptığı alana geçti. buraya hareket ederken anzaklardan kaçan Türk askerlerini gördü ve tam orada dünyaca ünlü o meşhur sözünü söyledi. " Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum. " kaçan askerlerimiz paşamızın bu emrine uydu ve paşanın bu sözü sonrasında verdiği " yere yat " komutuyla kaçmayı bırakıp yere yattı. peşlerinden gelen anzak askerleri Türk askerlerinin yere yatıp mevzilendiğini gördüklerinde tuzağa çekildiklerini düşünüp onlar da yere yattı. bu süreçte ölmeyi emrettiği askerlerimiz hayatlarını kaybetti fakat oyaladıkları zaman içerisinde yerlerine yeni askerler gelerek o bölgeyi korumayı başardı.

peki bu hikayeden, sence atamız Türk Milleti için mi mücadele veriyordu yoksa osmanlının bekası için mi? hangi sonucu çıkarıyorsun? önü kesilen, engellenen bir adam. ben silah arkadaşlarımla beraber öleceğim diyip istifamı verir yine oraya giderim yine bir adam. sence osmanlıyı ne kadar umursuyordu? oradaki askerleri osmanlı askeri olarak mı Türk askeri olarak mı görüyordu? bir düşün.

uzun uzadıya bilgilendirmeye kalktığın sözlerde tek bir bilgi kırıntısına rastlayamadım maalesef. daha fazla fesli deli kitabı karıştırıp yeniden karşıma gelebilirsiniz, hayırlı günler.