Öncelikle 'Etrak-ı bi idrak' sözünü kullananlar zaten Türk değil, özellikle Türklerle savaşanlar ya da Türk topraklarında yaşayan gayri müslimlerin bazı gruplarıydı. Özellikle 1800 sonralarında mühendislik ve ticaret gibi sosyal yaşam içerisinde yer aldı.
Yani söylediğin gibi Türk - Türk'e karşı böyle bi söz tarihin hiç bir yerinde kullanmamıştır.
İkinci olarak şimdi burada tamamını yazmaya uğraşmak istemediğim orduda geçtiğini iddaa ettiğin hikaye; kaynağı nerede? Kimden gelmiş veya aktarılmış, kim yaşamış?
Üçüncü olarak barbar Türk kavramı son yüzyıllarda değil, tam tersi çok daha eskiye dayanır, özellikle kavimler göçü sonrasında avrupada yüzyıl savaşlarına sebep olup haritaları değiştirecek etkiyi gösterdikten ve osman oğulları avrupa ortalarına ilerlemeye başladıktan sonra ortaya çıkmıştır yani yine senin söylediğin gibi son döneme ait bir kavram değildir, bu da hikaye.
Dördüncüsü Türkiye kavramı Türk toprağı olan her yer için, tarihin her döneminde kullanılmıştır ama batı milletlerinin daha çok kullandığı Ottoman kavramıdır, bunun yanında Türkiye kavramı küçümsemek için kullanılmamıştır ama adamlar bize zaten düşman oldukları için çeşitli kavramlar mutlaka yüklemişlerdir. Atatürk ise zaten olması gereken Türk yurduna Türkiye ismini vermiştir.
Yani sağdan soldan bilgileri toparlamışsın, zamanları karıştırmışsın, ortaya karışık, biraz ondan bundan, biraz tepkisel agresif girmişsin konuya.
Kimse tam olarak ne masumdur ne de suçlu ama külliyen bir dönemi suçlu ilan etmek ya da masum ilan etmek insanları, karşıt görüşlü insanları kışkırtmaktan başka işe yaramaz. Zaten geçmiş zaman yani, küfretsen ne olur, sevsen ne değişir.
Ha günümüzdeki 1-2 paylaşımı göstermişsin, bu paylaşımlara tepkin konusunda haklısın, bir insanın kendi memleketinde bu hareketleri yapması tek kelime ile namussuzluktur! Haysiyet yoksunluğudur! 3 Kuruşa karakterini satmaktır.
Bak sadece şu görselleri paylaşıp sadece tepkini verseydin, hepimiz senin ne kadar haklı olduğunu söylerdik.
Umarım açıklayıcı olmuştur.
Türk Türk'e bunu dedi diye bi şey söylemedim önce bunu idrak edelim. Türk olan niye Türk'e bunu söylesin zaten baştan mantık hatası.
osmanlılar döneminde Türk'ü ifade etmek için kullanılan bi sözdü dedim. osmanlılar kim peki? saray ve çevresi. peki sarayın çevresi kim? osmanlı fethedilen yerlerdeki bazı çocukları devşirme olarak yanına alıp yetiştiriyor, savaş alanında üstünse yeniçeri, devlet konusunda üstünde devlet makamlarına alıyor. yani saray ve çevresi Türk'ten değil, devşirmelerden oluşuyor. osmanlıyı var eden kilit yapı bu düzen. osmanlıları ifade eden de bu düzen. osmanlı niye son dönemlerinde borcun harcın içinde yüzerken devamlı yunan bankerlerin masalarına meze oldu yoksa? Türk'e bugüne dek bir gram emek mi sarfetmiş de garibanın parası pulu olsun. gitti oyuncağı oldu adamların başka çaresi kalmadığı için. yani, o söz Türk'ün Türk'e söylediği değil, osmanlının imtiyaz tanıdığı güruhların Türk'ü tabir için kullandığı söz. yine kavm-i necip de osmanlılar tarafından araplar için kullanılan söz. tüm bu süreçlere müsade eden kim? Türkler mi yoksa osmanlı mı? osmanlı, osmanlı padişahları Türk'e, Türklüğe yapılan tüm bu hakaretleri tek emirle ortadan kaldıracak kudrette değiller miydi? herhangi bir adımlarını duyan, bilen olmuş mu? sanmam.
türk standartları enstitüsü, 1994 basımı türk ve türklük kitabı sayfa 19.
yazım tam olarka bu şekilde "
osmanlı, anadolu coğrafyası için " memalik-i osmani " yani osmanlının mülkü/toprağı manasını kullanırken italyan, fransızz, ingiliz " Türkiye " demekteydi. bundan osmanlı nefret ederdi, yabancılar da Türkleri aşağılamak için bu sözü kullanırdı çünkü Türkler barbar, cahil, eğitimsiz, vasıfsız, düşmanlaştırılmış topluluklardı onlar için. Türk sözü bile aşağılayıcıydı onlara haliyle anadolu bölgesine de Türkiye derlerdi. "
yazının neresinde " son dönemde " ibaresini görüyorsun? kendi kendine bi şeyler uydurup söylemediğim şeyleri söylemişim gibi addedip çıkarım yapıyorsun. ilginç adamsın vesselam.
ayrıca ben tarihçi değilim. kaynak kaynak detaylı açıklama yapma gereğim yok. okuduklarımı, dikkat ettiklerimi aktarırım doğruluğunu yanlışlığını bir de siz oturur araştırırsınız çok ilgiliyseniz. yanlışsa da kaynağı siz koyar yanlış dersiniz. neden? çünkü ben burada bir şeyler karalarken, siz de karşıt bi şeyler karalıyorsunuz. bana kaynak soran adamlarken, kendi yazdıklarınızın tek bir kaynağını koymadan konuşuyorsunuz. madem kaynak hastasıyız hepimiz, o zaman verilen cevapları da kaynaklarla vermek zorundasınız. başkalarına kaynak sorup kendiniz ortaya farklı cümlelerle geliyorsunuz, bu nasıl tezatlık? tarihçi olsam hayatım tarihin içinde geçiyor olsa elbette her kelamın arkasına kaynağını da döşerim ama bu paylaştıklarım 3 gün önce okuyup aktardığım şeyler değil uzun yıllar karşılaştığım yazılar, izlediğim söyleşiler, programlar konuşmalar vs vs. her kelamımız için kenara kaynakça diye not mu tutuyoruz, öyle mi yapıyor burada kaynak sorup duran ama kendisi kaynaksız konuşanlar? sanmıyorum.