- Böyle bir sistemi işler halde tutmak için mevcut hayvan nüfusu yüksek olmalı. O yüzden örnek veriyorum 1000 büyükbaş olan bir tesis kurulup 1000+1 şeklinde pazarlanarak ortalama gelirden 1001/1 verilir. Bu kar kısmı.
- Hastalık v.s. gibi durumlar için satış esnasında sigorta bedeli opsiyonlu olabilir. Sigorta ödeyen yatırımının %70 ini örnek veriyorum geri alabilir, ödemeyen tüh der gider. Siz tüm hayvanlara sigorta yaptırabilirsiniz ancak ölüm için sigortadan para almak bir zulüm ve 10 hayvanda 3 belki alabilirsiniz (Tecrübeyle sabit 700 küçükbaş olan çiftlikten biliyorum. Sinir krizleri geçirirsiniz)
- Yatırımcıya kar verebilecek imkana sahip bir tesis, mandıra olması lazım. Sadece süt mü? Yavru alıp büyüterek et satışı mı? Kesim stoğu yapılacaksa soğuk hava deposu lazım, v.s. Ancak gerçek hayvancılıkta tek hayvanı yetiştirip kesime vermek her zaman zarardır. Eskiler tek inek alıp sütü için tutup küçük çayırda otlardı. Bu proje için gereken tesisin otlatma imkanı olmayacak sadece yem...
- Tesisin markalarla bayilik anlaşması olmalı. Pınar, maret, fastfood zincirleri v.s. Bknz; Amasya et.
- Hayvan alıp 2 gün sonra vazgeçene ne seçenek sunulabilir? Hayvanı ya siz satın alabilirsiniz, siteye ilan kısmı koyup yatırımcıya oradan ilan ile başka yatırımcıya satma şansı verebilirsiniz veya hayvancıların ölü sevicisi olan et ve balık kurumu güncel fiyatından iade yapabilirsiniz ve bu yatırımcı için zarardır. Kilo ile hesaplanan bir ürün. Yatırımcı size iyi bakamadınız hayvan bir deri bir kemik kalmış nasıl olur diyip dava açabilir...
Uzun lafın kısası yatırım alabilecek seviyeye gelmek bile ciddi yatırım gerektiriyor. Onun yerine Tesisi markalaştırıp halka açılmak daha mantıklı. 10.000 yatırımcının olduğu bir senaryoda aksilik ve hukuki süreçler, davalar, şikayetler, halkla ilişkiler, iadeler, vazgeçmeler v.s. ekstra ve dişe dokunur masraflar olur.