Eski çağlarda kıtlık, modern çağımızda ekonomik krizler...
İnsanoğlunu her zaman çaresiz ve kararsız bırakmıştır.

Her ne kadar öngörümüz yada tahminlerimiz olsa da...
Gerçekleri inkar ve göz ardı etmek bizim bir numaralı savunma mekanizmamız olmuştur.

Kıtlığın derecesi ölçülemez. Ambarınızı ne kadar doldursanız da yetersiz kalır. Ekonomik krizlerin de öyle.
Birikiminizin miktarı anlam ifade etmez. Çünkü ne kadarının eriyeceğini tam olarak bilemezsiniz.

Umut ve dua ile her şeyin düzeleceğini beklemek bir eylem değildir.

İlkel içgüdülerimizin sadece "savaş yada kaç" olduğu bilinirdi.
Fakat bilim "donmak" eylemsizliğini de keşfetti.
Ve bu hayatta kalmak için tercih edilebilecek en çaresiz seçenektir. Bkz. ilkel tepkilerimiz.


Arabanın farları karşısında şok geçirerek dona kalmış bir geyik gibiyiz.
Bir hamle yapmadığımız sürece asfalta yapışacağız.

Bu ekonomik dar boğaz elimizi kolumuzu bağlamamalı.

Avucumuzdaki parayı sımsıkı tutma eylemsizliğimiz yerine...
Bu parayı, bu zamanda nasıl değerlendiririm sorusunun cevabını aramalıyız.

Çünkü yarın avucumuzu açtığımızda, o para, yine orada olmayabilir.

Yatırım tavsiyesi midir? Kesinlikle öyle.
Fakat nereye yatıracağınıza siz karar verin...