Merhaba,
Aramızda özellikle içerik üreticilerin dert yakındığı haber siteleri her tuşa basarak bölüm geçiyor. Artık herhangi bir konu fark etmiyor. Habercilik mezunu, haberciliğe hevesli insanları alıp bu şekilde makale yazarı olarak kullanıyorlar. Hoş, onlar da memnun. Sonuçta referans. Ayrıca pek çok yazarı uzaktan istihdam edip içerik ürettiriyorlar. (Pek çoğumuzun yaptığı gibi)
Bir şeyi merak ediyorum: Aramızda kaç kişi bu otoritelere sahip olup kendi alanı dışındaki içerikleri yayınlamazdı? Aslında hepimiz eleştiriyoruz fakat bence herkesin odağının kaydığı projeleri var. Bir yandan eleştiriyoruz fakat fırsat elimize geçince biz de bir şeyler deniyoruz. Güç kimdeyse fırsatı ve imkanı varken sınırları zorluyor.
Geçenlerde Marlboro ile ilgili bir paylaşım yayılmıştı. "Firma, astım hastalığı ile ilgilenen ilaç şirketini satın almıştı. Artık insanları zehirlerken para kazandığı gibi, iyileştirirken de para kazanacak." Ticari açıdan sürdürülebilir bir yatırım bence. Etiği tartışılır. Sonuçta şirketiniz A ihtimalinden de B ihtimalinden de kazanç elde ediyor. Tabii ki sağlıklı işler yapmak daha doğru. Fakat sağlıksızlık ihtimalinden de kazanç elde etmenin nesi yanlış?
İlgili paylaşım:
Aşağıdaki örneklerdeki görüntü ilgili kategoride içerik üreten kaliteli sitelerin değil haber sitelerinin üst sıralarda çıktığı görülüyor. Ki tüm haber siteleri bunu yapıyor.
Benim merak ettiğim, bu durumu eleştirenler bu gücü eline aldığında daha farklı bir şey mi yapardı? Şahsen zannetmiyorum. Olayı bu yönünden kimse değerlendirmemiş. Ben değerlendirmek istedim. Hepimizin eleştirdiği bu durumu, hangimiz yapmazdık?
Gençler eski zamanlardan pek haberdar değil.
Yayıncılık bir ticaret işidir.
Hayır amaçlı değildir.
Gazeteler her zaman böyleydi, sadece Z kuşağının bunu hatırlamaya yaşı yetmiyor.
Bir gazetenin para kazanmasının yolu tirajını arttırması, bu sayede satış geliri ve reklam gelirini arttırmasıdır.
Bu devirde de bir online gazetenin para kazanmasının yolu tekil ve çoğul ziyaretçisini arttırıp reklam gelirlerini arttırmasıdır.
Eskiden tirajı arttırmak için gazetecilik dışında da bir çok numara yapıyordu gazeteler.
Memleketin insanı bilgi ve habere değer vermediği için gazeteler ilgi çekmek için farklı yollara sapıyordu.
İnsanlara kupon satmaya başladı bir çok gazete.
Bu kuponlar ile piyango çekilişleri yapılıyordu, bu kuponlar ile tencere tava ya da buzdolabı televizyon veriliyordu.
En masumane olanları kuponla kitap ya da ansiklopedi verenlerdi.
Hatta popstar posterleri verenler, futbol takımı posteri verenleri, maket ev verenleri saymıorum bile...
Hatta o devirde bu gazeteler dol@ndırıcılık bile yapıyordu.
Buzdolabı ve televizyon veren bir gazete vardı.
Eksik kuponla ürün almanız mümkün değildi.
Adamlar 360 kupona bir şey veriyorlardı, 350 gün 1 milyon tirajla gazete basıp son 10 gün tirajı kasıtlı olarak 50 bine düşürüyorlardı.
Ve elbette 950 bin kişi kuponları tamamlayamıyordu.
Yani gazeteler halkı bilgilendirmek, bilinçlendirmek için kurulmuş hayır kurumları değildir.
Online gazeteler de her türlü pisliği, her türlü numarayı yaparak gelirlerini ve gösterimlerini arttırmaya çalışacaktır.
Burada gazetelerden etik davranmasını bekleyenler backlink satın alıp google algoritmasına manipülasyon yapmaya çalışıyorlar.
Vatandaş bunu istiyor.
Mesela clickbait yapan sitelere girmeseler, böyle saçma sapan yayın yapan gazetelere girmeseler bu gazeteler kendini düzeltir.
Ama vatandaşın düzeyi düşük olduğu için böyle ucuz numaralar işe yarıyor.
Yani böyle bir halka böyle online haber siteleri gerekiyor, daha iyisini haketmiyoruz.