ben amaca bakar, ona göre değer biçerim. sen giderken " yurtdışına gidip kendimi yetiştiricem ve o an geldiğinde ülkeme dönüp hizmet edicem " düsturuyla gittiysen, ona lafım olmaz.
lakin.
burada rahat, refah, huzur, imkan, olanak, hiçbi şey yok. ben de oturup uğraşamam o yüzden olan yerlere gideyim hayatım kurtulsun düsturuyla gittiysen, ben ona tavım. burada kalıp olmayanı var etme mücadelesi vereceğiz. bunu sen ben o bu şu yapmaz herkes o yok bu yok ben gidiyorum diyip giderse, buralar tarikatçılara, cemaatçilere bırakılır ve asıl o zaman onların istedikleri olur.
evet bu millet bu siyasal islamı seçti ancak bunun bir sebebi var. en temelinde dindar bir toplumun dindar bir başkan görme isteği geliyor. yine geçmişteki başörtü yasakları şu bu gibi konular dindar kesimleri sol düşünce ve laiklik gibi unsurlardan uzaklaştırıp düşman gözüyle bakmasını sağladı, askeri darbelerle muhafazakar camia üzerinde yaratılan mağduriyet algısını saymıyorum bile. bir dönem artık öyle bi haldeydi ki ülke, bir gelen başkan 2 yıl koltukta kalmadan değişiyor sürekli bi zigzag oluşuyordu yönetimde. insanlar artık istikrarlı bir yönetim arayışına girdi. bu süreçte de ortaya hem laik çizgide olacağız lgbt ye dahi ılımlı bakıyoruz diyen hem de muhafazakarların bayıldığı bir figür çıktı. güçlü hitabet yeteneği, bol bol hamaset ile(daha da davosa gelmem vb.) zaten cahil olan toplumun gaza gele gele peşinden sürüklenmesini sağladı. aynı zamanda toplum kutuplaştırılarak kendilerine kemik bir kitle oluşturdular. partili cumhurbaşkanı olur mu? e oluyor, görüyorsun. peki halk hala bunları seçiyor mu? mesela 2015 te seçti mi? hayır. seçmedi. %41 bile olamadılar. muhalefet tarafındaki 292 koltuğa karşı 258 koltuk alabildiler. ancak erken seçime gidildi ve o aralıkta yaşanan kaoslar sebebiyle " en kötü iktidar, iktidarsız bir yönetimden iyidir " mantığıyla halk yeniden onları seçti. 317 koltuk alıp yine iktidar oldular. ancak bu defa ne oldu? istanbul ve ankara seçimlerine bu halkın neyi, kimi tercih ettiği yine ortaya çıktı. eğer kazasız belasız seçimlere gidilirse yine sonuçları göreceğiz ve gidecekler, seçimden başka sonuç çıkma ihtimali yok şu anki tabloda. yani halk, uzun zaman uğradığı baskılar, yaşanan darbeler şunlar bunlar sebebiyle siyasal islamın kendisini daha iyi idare edeceğini düşündü ancak bunun doğru olmadığını görünce, yaşayınca bu kararından vazgeçip bu iktidardan kurtulma çabasına çoktan girdi zaten. yani herkes hak ettiği gibi yönetilir savı burada da geçerli olmuyor. şu anki durumda dahi bu halk hak ettiği gibi yönetilmiyor.
ben sana nasıl ki ' türkiye çok iyi çok süper her şey iyi bunlar reisi çekemiyor'cu bir almancısın' kafasıyla yaklaşmıyorsam, sen de şuna emin ol, burada yaşayanların ve hatta bunlara oy atanların çoğu dahi o reisçi kafasına sahip değil. iktidarsız bir yönetim yerine şu anki iktidar biraz daha devam etsin diyip oy kullanarak devam ettirdi süreci. yine başkanlık seçiminde de zaten iktidar yapmışız patlayan bombalar azalmış biraz huzur gelmiş ( 2016 da beşiktaşta, istiklalde ankarada patlayan bombaları hatırla ) bu adama tüm yetkileri versek belki daha da huzura kavuşuruz düşüncesiyle içeriği hakkında pek bilgi sahibi olmayanlar doğru dürüst muhalif seçenek göremeyince tekrar evet oyu kullanıyor. olay bu.
peki tüm bunlar halkın suçu ve sorunu mu? hayır. temelde muhalefetin aslında. yani muhalefetin eksikliğini, acizliğini tutup halka mal etmemek gerekiyor. hak ettikleri gibi yönetiliyolar dememek gerek.
örneğin cemaatler diyoruz tarikatlar diyoruz. niye bu kadar güçlü ve etkililer?
çünkü devletin halkını boşlamasından ötürü. adam çocuğunu okula gönderecek, yurt yok. evler pahalı. noluyor? cemaat evlerine, yurtlarına.
adam çalışıyor, eşi çalışıyor, çocuk tek başına. kurs yok bi şey yok. cemaatten abiler gelip çocuğunuza biz kuran öğretelim ilim öğretelim okula hazırlayalım diyip çağırıyor, adam ne diyor? bunlar dindar adam, bi şey olmaz herhalde diyip gönderiyor.
yine devlet eksikliği. yine halkın bi suçu kabahati yok. çünkü halk zaten büyük oranda osmanlıdan miras bir biçimde cahil, tebaa toplum halinde. aslında devlet eksikliği de denemez. devlet içindeki işbirlikçilerin devleti zayıflatma sürecinin sonuçları. mesela köy okullarını kapatan menderes bugünün siyasal islamının basamaklarını döşeyendi. yoksa o köylerde ne filizler yeşillenecekti. cahil ve tebaa kalmayı sürdürsünler diye eğitilmelerine mani oldu. her yerde tarikatçılar cemaatçiler onun döneminde peydah oldu, patır patır onun döneminde imam hatipler kuran kursları açıldı. din adı altında kendi kitleleleri yetiştirildi, yarın koltuklara yerleştirildi.
halkın yine haberi yok. halk napsın, zaten yemeye kuru ekmek arayışında yoksulluktan.
çok mevzular. çok detay. saatlerce, günlerce konuşulur. ancak şunu bilin, bu ülke hala daha bi şekilde ayaktaysa, herkes hak ettiği gibi yönetilir dediğiniz halk sayesindedir. her herkes sizin gibi düşünüp zorlukla karşılaşınca gitmiş olsaydı, bu ülke tamamen o şikayetçi olduklarınızın kontrolünde baştan aşağı yönetiliyor ve çoktan yıkılıp yerine şeriat geliyor olurdu.
isviçre'ye gelince. 26 kantondan oluşan bir ülkede 26 farklı idari baş var denilebilir. her idari baş birbiriyle aynı yetki ve söz haklarına sahip, modern ve çağdaş. bunları elde etmek için de zamanında çokça savaşmışlar, bugünlere gelinmiş. yani işin özünde, bugünün isviçresi kurulurken dahi çoklu düzen üzerine inşa edilmiş bir yapı mevcut. tek kişinin herkes üzerinde idari kararları olmamış. haliyle demokrasisini, bilincini, eğitimini, kültürünü de geçmişteki bu çoklu düzene borçlu. bizde ise bir kişi başta olmuş kalanı onu dinlemiş. sorunun temeli de buradan kaynaklanıyor. o başa geçen şahsi hırslarını halkın haklarından, yaşamından, eğitiminden, isteklerinden üstün gördüğü için de sonuçlar bugünleri getirmiş. bunda da bu halkın bi kabahati yok. çok fazla yüklenmeyin bu ülke insanlarına. umarım sizin için uygun şartlar oluşur ve gelip katkı sunarsınız buralara isteğinizdeki gibi.
Seni anliyorum hocam ve yazdiklarinin bir coguna ben de katiliyorum. Ben yurtdisina gitmis olsam bile türkiye'den okumus genc bireylerin gitmesini istemiyorum cünkü birilerinin mücadele etmesi gerek. Ben gittigim zaman ortam bu kadar kötü degildi. Suan türkiye'de yasasaydim gider miydim bilmiyorum.
Bahsettigin zorunluluklara kismen katiliyorum. Halkin kendi kendini yetistirmesi gerek, evet yapilan propagandalar cok güclü, caresizlik diz boyu ama halkin bu düzeni degistirebilecegi gücünün oldugunu görmesi gerek. AKP cogunlugu kaybedip tekrar secim oldugunda, o zaman tam tersine muhalefeti daha güclü bicimde destekleyebilirlerdi, ama kolaya kacip akpyi desteklediler. Arkadasim bana diyor "tayyip giderse ülke mahvolur" diye. Ee ne fark var, o zaman da akp en azindan bastaydi bi seyler olmuyordu diyorlar.. Siyasal iktidarin büyük bir tehlike oldugunun farkinda degiller.
Ben kendimi bildim bileli hep muhalif biriyim, hic bir zaman iktidara oy vermedim vermem de. Muhalefetin zayif olduguna katilyorum, akp'nin algilarini kiramadilar, degirmenine su tasidilar. Etkin muhalefet olsaydi, halki bilinclendirmeye calissaydi böyle olmazdi. Yani herkes suclu. Insanlarimiz ekonomik zorluklardan kendini gelistiremedigini düsünüyorum, ev kadinlari da sabahtan aksama kadar sacma sapan program izliyorlar.. Bu bilinci disardan birilerinin vermesi gerekmez. Yani insanlarin daha bilinclenmesi lazim.
Sükürler olsun ki bu sosyal medya ile birlikte genc nesil daha bilincli. Ben lastik ayakkabi giyiyordum, yag kuyruguna giriyordum hikayelerini onlara anlatamazsin. Kendi yasitlari avrupa'da amerika'da lüks arabalara binip, hic bir gelecek korkusu yasamazken senin 50 yil önce girdigin tüp kuyrugu 18 yasindaki genci zerre ilgilendirmez. Muhalifler neden "yasli kesimden" sikayetci? Cünkü yeteri bir politik bilincleri yok, dinle, Allah ile kitap ile kandiriliyorlar. Cünkü arastirmiyorlar, söylenene ya da yazilana inaniyorlar. Ama genc nesil öyle degil, daha arastirmaci, sorgulayici.
Ben de sistemin degisecegini düsünüyorum, artik bombalar da patlasa halkin büyük bir kisminin bilinc seviyesinin yükseldigini düsünüyorum. Yani insanlar da degisti o yüzden zaten iktidar da degismek üzere. Insanlar "daha iyiyi" talep ettikleri icin yani kendilerini degistirdikleri icin, akp anketlerde cöküse gecti. Evet suan %30 bandinda, ki onlar da cekirdek kitlesi ama onlarda bile kopuslar oldugunu görüyoruz.
Ülkemin geleceginin parlak olmasi dilegiyle.