Sümer'liler türk müydü degil miydi bilemem ama yazinin ilk kisimlarina katiliyorum. Elbette bizim potansiyelimizi göz önüne alirsak hakedilen yerde degiliz. Ancak konumuz bu degil ya da benim anlatmak istedigim bu degil. Bugünkü siyasi iktidari 20 yildir basa getiren ne benim ne benim ailem ve evet belki sen de degilsin ama son secimleri gözönüne alirsak mutlak cogunluk bunu yapti yani yarisindan fazlasi.. Ee sonuc olarak cogunlugun tercihlerini insanlar yasiyor ve yaptigi tercihleri de hakediyorlar. Ben hem türkiye'de yasarken hem burada bir sürü insanla tartisiyorum zaten.
Benim mücadele etmedigimi nerden biliyorsun? Cok fazla bu konuda bir seyler yazmak istemiyorum ama beni hic tanimadigin halde benim hakkimda fikirlerin olmasi ilginc.
Benim türkiye'den ayrilma sebebim bu siyasi iktidar ve fetullahcilar. Iki gruptan da tiksindim ve ayrildim istemeyerek de olsa. Bir seyler yapmaya calistim ama olmadi. Elbette zorlu sartlar altinda yine ugrasirdim ancak yine önünü birileri kesecek, hala da böyle. Ben c.baskaninin damadi olsaydim, elbette önüm cok acik olurdu benim de..
Türkiye'ye dönecegim derken, türkiye süper güc olacak, 1 lira 10 euro olacak o zaman dönerim mi dedim? Siyasi iktidar secimi kaybettikten sonra dönme sürecine baslayacagim. Yani amacim senin degiminle franklari depolamak olsaydi, bir cok AKP destekcisi ikiyüzlü insan gibi burada emekli olup türkiye'ye öyle gelirdim. Ama ben burdaki tüm refahimi birakip, karin tokluguna calissam da gelecegim. Yani yine benim hakkimda yanlis düsünüyorsun.
Ayrica ailem türkiye'de yasiyor ve ben türk vatandasiyim. Mümkün oldugu her an tüm tatillerimi türkiye'de geciririm. Ucuz oldugu icin mi yoksa orasi benim de ülkem, ailem, arkadaslarimin orda oldugu icin mi..?
Ve son olarak, yurtdisinda yasayanlarin türkiye'deki secimlerde oy kullanmasini desteklemiyorum ki ben de son baskanlik secimine kadar oy kullanadim ama bu siyasi iktidarin taraftarlari akin akin gittigini görünce, gitme karari aldim.
Sonuc olarak; Türkiye'de sikinti cekenler kadar sikinti cekmiyorum, ancak iki yüzlü gurbetciler gibi yurtdisinda yasayip "türkiye cennet, insanlar nankör, böyle lider gelmez" demiyorum. Halkin sorunlarini biliyorum ve elimden geldigince uzaktan da olsa katki sunuyorum ve sunacagim. Belki bir gün zaman degistiginde, bir sekilde benim yaptigim katkiyi ögrenirsen (maddi anlamda demiyorum), o zaman bana hak verirdin.
ben amaca bakar, ona göre değer biçerim. sen giderken " yurtdışına gidip kendimi yetiştiricem ve o an geldiğinde ülkeme dönüp hizmet edicem " düsturuyla gittiysen, ona lafım olmaz.
lakin.
burada rahat, refah, huzur, imkan, olanak, hiçbi şey yok. ben de oturup uğraşamam o yüzden olan yerlere gideyim hayatım kurtulsun düsturuyla gittiysen, ben ona tavım. burada kalıp olmayanı var etme mücadelesi vereceğiz. bunu sen ben o bu şu yapmaz herkes o yok bu yok ben gidiyorum diyip giderse, buralar tarikatçılara, cemaatçilere bırakılır ve asıl o zaman onların istedikleri olur.
evet bu millet bu siyasal islamı seçti ancak bunun bir sebebi var. en temelinde dindar bir toplumun dindar bir başkan görme isteği geliyor. yine geçmişteki başörtü yasakları şu bu gibi konular dindar kesimleri sol düşünce ve laiklik gibi unsurlardan uzaklaştırıp düşman gözüyle bakmasını sağladı, askeri darbelerle muhafazakar camia üzerinde yaratılan mağduriyet algısını saymıyorum bile. bir dönem artık öyle bi haldeydi ki ülke, bir gelen başkan 2 yıl koltukta kalmadan değişiyor sürekli bi zigzag oluşuyordu yönetimde. insanlar artık istikrarlı bir yönetim arayışına girdi. bu süreçte de ortaya hem laik çizgide olacağız lgbt ye dahi ılımlı bakıyoruz diyen hem de muhafazakarların bayıldığı bir figür çıktı. güçlü hitabet yeteneği, bol bol hamaset ile(daha da davosa gelmem vb.) zaten cahil olan toplumun gaza gele gele peşinden sürüklenmesini sağladı. aynı zamanda toplum kutuplaştırılarak kendilerine kemik bir kitle oluşturdular. partili cumhurbaşkanı olur mu? e oluyor, görüyorsun. peki halk hala bunları seçiyor mu? mesela 2015 te seçti mi? hayır. seçmedi. %41 bile olamadılar. muhalefet tarafındaki 292 koltuğa karşı 258 koltuk alabildiler. ancak erken seçime gidildi ve o aralıkta yaşanan kaoslar sebebiyle " en kötü iktidar, iktidarsız bir yönetimden iyidir " mantığıyla halk yeniden onları seçti. 317 koltuk alıp yine iktidar oldular. ancak bu defa ne oldu? istanbul ve ankara seçimlerine bu halkın neyi, kimi tercih ettiği yine ortaya çıktı. eğer kazasız belasız seçimlere gidilirse yine sonuçları göreceğiz ve gidecekler, seçimden başka sonuç çıkma ihtimali yok şu anki tabloda. yani halk, uzun zaman uğradığı baskılar, yaşanan darbeler şunlar bunlar sebebiyle siyasal islamın kendisini daha iyi idare edeceğini düşündü ancak bunun doğru olmadığını görünce, yaşayınca bu kararından vazgeçip bu iktidardan kurtulma çabasına çoktan girdi zaten. yani herkes hak ettiği gibi yönetilir savı burada da geçerli olmuyor. şu anki durumda dahi bu halk hak ettiği gibi yönetilmiyor.
ben sana nasıl ki ' türkiye çok iyi çok süper her şey iyi bunlar reisi çekemiyor'cu bir almancısın' kafasıyla yaklaşmıyorsam, sen de şuna emin ol, burada yaşayanların ve hatta bunlara oy atanların çoğu dahi o reisçi kafasına sahip değil. iktidarsız bir yönetim yerine şu anki iktidar biraz daha devam etsin diyip oy kullanarak devam ettirdi süreci. yine başkanlık seçiminde de zaten iktidar yapmışız patlayan bombalar azalmış biraz huzur gelmiş ( 2016 da beşiktaşta, istiklalde ankarada patlayan bombaları hatırla ) bu adama tüm yetkileri versek belki daha da huzura kavuşuruz düşüncesiyle içeriği hakkında pek bilgi sahibi olmayanlar doğru dürüst muhalif seçenek göremeyince tekrar evet oyu kullanıyor. olay bu.
peki tüm bunlar halkın suçu ve sorunu mu? hayır. temelde muhalefetin aslında. yani muhalefetin eksikliğini, acizliğini tutup halka mal etmemek gerekiyor. hak ettikleri gibi yönetiliyolar dememek gerek.
örneğin cemaatler diyoruz tarikatlar diyoruz. niye bu kadar güçlü ve etkililer?
çünkü devletin halkını boşlamasından ötürü. adam çocuğunu okula gönderecek, yurt yok. evler pahalı. noluyor? cemaat evlerine, yurtlarına.
adam çalışıyor, eşi çalışıyor, çocuk tek başına. kurs yok bi şey yok. cemaatten abiler gelip çocuğunuza biz kuran öğretelim ilim öğretelim okula hazırlayalım diyip çağırıyor, adam ne diyor? bunlar dindar adam, bi şey olmaz herhalde diyip gönderiyor.
yine devlet eksikliği. yine halkın bi suçu kabahati yok. çünkü halk zaten büyük oranda osmanlıdan miras bir biçimde cahil, tebaa toplum halinde. aslında devlet eksikliği de denemez. devlet içindeki işbirlikçilerin devleti zayıflatma sürecinin sonuçları. mesela köy okullarını kapatan menderes bugünün siyasal islamının basamaklarını döşeyendi. yoksa o köylerde ne filizler yeşillenecekti. cahil ve tebaa kalmayı sürdürsünler diye eğitilmelerine mani oldu. her yerde tarikatçılar cemaatçiler onun döneminde peydah oldu, patır patır onun döneminde imam hatipler kuran kursları açıldı. din adı altında kendi kitleleleri yetiştirildi, yarın koltuklara yerleştirildi.
halkın yine haberi yok. halk napsın, zaten yemeye kuru ekmek arayışında yoksulluktan.
çok mevzular. çok detay. saatlerce, günlerce konuşulur. ancak şunu bilin, bu ülke hala daha bi şekilde ayaktaysa, herkes hak ettiği gibi yönetilir dediğiniz halk sayesindedir. her herkes sizin gibi düşünüp zorlukla karşılaşınca gitmiş olsaydı, bu ülke tamamen o şikayetçi olduklarınızın kontrolünde baştan aşağı yönetiliyor ve çoktan yıkılıp yerine şeriat geliyor olurdu.
isviçre'ye gelince. 26 kantondan oluşan bir ülkede 26 farklı idari baş var denilebilir. her idari baş birbiriyle aynı yetki ve söz haklarına sahip, modern ve çağdaş. bunları elde etmek için de zamanında çokça savaşmışlar, bugünlere gelinmiş. yani işin özünde, bugünün isviçresi kurulurken dahi çoklu düzen üzerine inşa edilmiş bir yapı mevcut. tek kişinin herkes üzerinde idari kararları olmamış. haliyle demokrasisini, bilincini, eğitimini, kültürünü de geçmişteki bu çoklu düzene borçlu. bizde ise bir kişi başta olmuş kalanı onu dinlemiş. sorunun temeli de buradan kaynaklanıyor. o başa geçen şahsi hırslarını halkın haklarından, yaşamından, eğitiminden, isteklerinden üstün gördüğü için de sonuçlar bugünleri getirmiş. bunda da bu halkın bi kabahati yok. çok fazla yüklenmeyin bu ülke insanlarına. umarım sizin için uygun şartlar oluşur ve gelip katkı sunarsınız buralara isteğinizdeki gibi.