hayhay, zevkle yazalım.
"
Buna ben de katiliyorum. Insanlar hakettikleri gibi yasarlar. "
öncelikle anlamanız gereken en temel konu; Türk Milleti'nin bunları hak etmiyor oluşu. Türkler, bugün bahsettiğin o çağdaşlık, medeniyet kavramlarının yaratıcısıdır. Medeniyet ve uygarlık Sümerlerde başlar, Sümerlerin kökeni de Türk'tür. Bunu da ben değil, 107 yaşındaki ünlü sümerolog Muazzez İlmiye Çığ söylemiştir.
Röportaja göz atabilirsiniz.
Atatürk de aynı şekilde medeniyet ve çağdaşlık kavramının tüm dünyaya Türklerden yayıldığını söyler. Dünyaca ünlü kurultaylarımızı vurgular ve demokrasinin temellerinin buralarda atıldığından bahseder. Şayet bunları bilmiyor, inanmıyor ya da araştırmaya üşeniyorsanız sizin için kaynak araştırması yapar tam sözlerini kaynağıyla beraber özelden yollarım.
ayrıca yabancı özentiliği konusunda yine Atatürk'ün aşağıdaki anısını okuyabilirsiniz :
" Atatürk, 13 nisan 1934'te Bergama'ya geldi.
Antik yerleri gezerken, Osman Beyatlı ve Alman arkeologlar açıklamalar yaptılar.
Eski uygarlıklar üzerine hayranlık derecesine varan anlatımlar yapıldıkça, Atatürk sıkılmaya başladı.
ve şöyle dedi :
" Biraz daha altını kazarsanız,
Türk'ün çarığı çıkar"
diyerek, yabancı hayranlığı yerine Türk kültürüne ağırlık vermenin gerektiğini güzel bir şekilde dile getirdi. "
yine Atatürk hakkında büyük bir propaganda amacı güdülerek İngiliz bir subay tarafından yazılmış Bozkurt isimli kitapla ilgili anısı şu şekilde :
" Yakup Kadri Karaosmanoğlu şöyle diyor:
Bozkurtu okuyanlar bilirler ki; hususî hayatına dair bazı temelsiz dedikodular bir yana bırakılacak olursa, Armstrong, bu eserinde, Mustafa Kemali
eski ve yeni tarih devirlerinin en yüksek simaları arasında saymakta ve
eğer bu adam, büyük bir milletin içinden çıkmış veya büyük bir milletin başına geçmiş bulunsa idi, Sezarları, Cengizleri, Napolyonları
gölgede bırakan cihangirlerden biri olurdu demektedir.
O zamanlar Atatürkü en çok çileden çıkartan, işte asıl bu görüştü. Yumruğunu masaya vurup:
Büyük millet mi? Türkten daha büyük millet var mıdır?Ben ne yapabildi isem, ancak onunla yapabilirdim. Hem bu İngiliz subayı,
bana bir cihangir gözü ile bakıyor. Ben cihangir değilim.
Biz, Türk ordusu ile, cihangirlere karşı koymuşuzdur. (belleten, sayı: 80, türk tarih kurumu, 1956, s. 351-352) " "
--
Bu çok kısa anılardan ve yukarıda bahsettiğim sözlerden anlamanız gereken mesele; Türk'ün hiçbir zaman bu denli bir sefaleti, yoksulluğu, hukuksuzluğu, adaletsizliği, eğitimsizliği, cehaleti hak etmiyor oluşu. Türk, her zaman en iyilerini hak etmiştir. Çünkü Atatürk'ün de dediği gibi, övülen her şeyin altını kazın, altından Türk'ün çarığı çıkar. Orada bir Türk izi vardır.
Bugün 3 büyük din diye kabul edilen İbrahimi dinlerin ortak atası Hz İbrahim de bir Sümerli idi. Bu adamın bir oğlu arapların atası, diğer oğlu israiloğullarının atası oldu. Öncesinde Türk yine vardı. Romanın, Yunanın sahip olduğu tüm demokrasi, eğitim, birikim, donanım köklerinde Sümer öğreti ve bilgilerini, yani Türk'ün izini barındırır. Haliyle, Türkler, emin ol fazlasını hak ediyor. Bu, aklında tutman gereken önceliğin olsun.
Peki, madem öyle neden bu durumdayız?
Cevap basit. Tek başlı dönemin yani imparatorluğun 600 küsür yıl boyunca Türkleri asimile etmesi ve özellikle büyük kültür erozyonlarına uğratması. Din adı altında Arap emperyalizmini Türk'ün iliğine kemiğine işlemesi ve araplaştırması. Türk'ün benliğini, kimliğini unutmasını sağlaması ve eğitimsiz, cahil bırakması. Türk, başında kendisini idare eden sağlam bir otorite var zannederken aslında günden güne bugün de olduğu gibi sömürülmesi, yoksul bırakılması, eğitimsiz, iradesiz, yalnız yaşatılması. Yani, kullanılması.
Türk, sadıktır. Atasına sadıktır, padişahına sadıktır, dinine sadıktır, töresine, örfüne sadıktır. Ancak bu sadaketi devamlı kullanan, sömüren ve bunun üzerinden Türk'ün tüm benliğini, varlığını kendi gücünü sağlama alıp hem kendisine hem çevresine yol yapanlar olmuştur. Türk ancak ve ancak sadakati yüzünden bunları hak etmiş denilebilir ancak burada suç bu miletin midir? Türk'ün müdür yoksa onu sömürenlerin midir? buna bakmak lazım. Evet Türk açıkgözlü, uyanık, çakal, şu bu olsa belki sömürülmez ve iradeyi kendinde tutmayı sürdürürdü lakin Türk özünde saf ve iyi olduğu için fazla şüpheci olmaz, fazla sorgulamaz, güvenir, inanır. Türk'ün bugüne dek başına gelen her ne varsa, bu güvenin, inancın bedeli olarak karşına dikilmiştir. Peki burada suç inanan ve güvenen, sadık olan Türk'ün müdür yoksa onları sömüren, kullananların mıdır? Buna yoğunlaşmak lazım.
haliyle, başkalarını bilemem ancak emin olun bu millet, bahsettiğinizden fazlasını hak ediyor.
gelelim başka bi ülkeye gidip oralardan atıp tutma meselelerine.
ben karşısına bi zorluk, engel çıktığı gibi tüyen, tüyme çabası güdenleri savaş zamanı cepheyi bırakıp kaçan, savaş bittiğinde döneriz diyenlere benzetirim bu benim şahsi görüşümdür katılırsınız katılmazsınız orasını da pek önemsemem. herkesin düşüncesi kendine malum. bu önbilgiyle yazınıza geçelim.
Bu işler düzelsin ilk fırsatta Türkiye'ye döncem demişsiniz. niye? İşler zorken isviçre franklarını depolayıp rahat, güvenli bi ortamda huzurla, keyifle yemek, bolluk içinde yaşamak için mi?
işler zorken terk ettiğiniz ve düzelmesi için en ufak bir katkı sunmadığınız ülkede bi şeyler yoluna girdiğinde anında dönüp en kıyak yerleri kapmak için mi? niye?
e madem zor gününde bu toprakları, Ata mirasını bırakıp kaçacaktınız, niye geri dönüyorsunuz? bu mu samimiyet, vatan sevgisi, Ata sevgisi?
evet biraz sert bir tepki belki de ancak kimse kusura bakmasın. bıktım artık insanların yurtdışı propagandaları yapmasından. Zorsa, zor kardeşim. bu ülkeyi bu vatanı bu toprağı seviyorsan, bu zorluklara rağmen yaşayacaksın. kolaylaşsın döneriz diye bi mantık olamaz. bu ülkede bu zorluklar altında yaşayanlar bi şeyleri değiştirmek için mücadele veriyor çünkü, dışarı kaçıp refah ve huzur içinde başkasının bayrağı altında gölgelenirken sağda solda Türkiye edebiyatı yapanlar değil. cefasını biz çekiyorsak, bu zorluklar içinde bizler kalıp mücadele ediyorsak yarın huzur ve sükûn sağlandığı takdirde bunun sefasını sürmek de bizlerin hakkı. kaçıp gidenin değil. kısaca, size tavsiyem. hem yurtdışında yaşayıp hem ülke adına çok fazla söz söylemeyin. yok hak etmişler herkes hak ettiği gibi yaşar şu bu. demeyin böyle şeyler. ayıp.