Yalnızlık gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir. Isınmak için güneşin doğmasını beklersin ama o güneş hiçbir zaman doğmaz. Yalnızlık bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir. Ne yaparsan yap onu bulamayacağını bilirsin ama yine de denemekten vazgeçmezsin. O‘nun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın.

Yalnızlık aynı havayı soluyupta bi türlü yan yana olamamak gibidir. Aldığın her nefeste O‘nun kokusunu duymak istersin ama yapamazsın. Aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar. Yalnızlık dediğin; eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır aslında.

Yalnızlık mezar taşı gibidir. Kimsesiz bir mezar taşı. Ne bayramlarda bir gelenin vardır, ne de bir güvercin konar üstüne. Sadece bekler yalnız olan; geceye cisil cisil günün yağmasını bekler. Beklemek bazen o kadar zor gelir ki, kaçmak istersin bu şehirden. Tüm kalabalığın arasından sıvışmak istersin gizlice...

Yalnızlık yolun sonu gibidir aslında...