Her din mensubu, dinin emirlerine uymayabilir. Hatta kendini din mensubu zannedip, aslında ikiyüzlülüğü ile dinden çıkmış dahi olabilir.
Ancak çoğu din mensubu, bazı davranışlardan sadece inandığı din/inanç yasakladı diye ya da bulunduğu toplumda suç unsuru olarak sayıldığı için kendini engelliyor, bu bir gerçek.

Örneğin; siz adaletsiz bir düzende yaşıyorsunuz. Gelir adaleti yok. Parası olanın üstün olduğu, en dindarım diyenden kazık yediğin, kişiliklerin karakterlerin hiç öneminin olmadığı bir düzende yaşıyorsunuz varsayalım;
Sizi, size karşı işlenen suçlardan, haksızlıklardan, karaktersizliklerden bir nevi hesap sormak için; hesap sorma konusunda hukukun devredışı kaldığı, taraf tuttuğu anlarda, kendi adaletimi kendim sağlarım diyerek yola çıkmamanızı ne sağlıyor?
Kendinizi ait hissettiğiniz inanış ya da cezalandırılma korkusu.

Kimi kendisini ailesine ait hisseder, onları hiçbir şekilde üzmek istemez;
Kimi kendisini Dinine ait hisseder, emirlerine uyar, kötü kul olmak istemez;
Kimi kendisini kendisine ait hisseder, toplumdaki suç sayılan davranışları işlemekten korkar, çünkü hayatı ona göre değerlidir. Ceza almak istemez.

Anketimiz şu yönde,
Öldürme, kadına/erkeğe yönelik cinsel suçlar, hırsızlık gibi davranışların suç olarak görülmediği bir toplumda yaşasaydık; toplumun çoğunluğu bunları çok rahat bir şekilde yapar mıydı yapmaz mıydı?
Siz doğduğunuz andan itibaren; Öldürme, Tecavüz, Hırsızlık davranışlarının herkesin herkese uygulayabileceği ve suç sayılmayan bir toplumda doğsaydınız; etrafınızdaki tanıdığınız insanlar yine de; ahlaki açıdan kendi iç dünyasında bu davranışları kötü sayıp yapmaz mıydı? Yoksa çok rahat bir şekilde herkes bu davranışları rahatça sergiler miydi?

Değinmek istediğim nokta şu aslında;
Sizin bir insan olmanızı, içinizdeki ahlak değerlerinin ne yönde gelişmesi gerektiğini, neyin kötü, neyin iyi olduğunu;
Tecavüz edip etmemenizi, hırsızlık yapıp yapmamanızı, milletin hakkını gasp edip etmemenizi, insan öldürmemenizi;
Ana karnından doğduğunuz toplum mu belirler? (Düşünce 1)
(Pakistan, Hindistan ve Bangladeş başta olmak üzere, 3.cinsiyete sahip olan ve bazıları hadım edilen erkeklere Hijra denmektedir. Hijralar'dan bazıları hadım edilerek hayatına devam ederler. Çoğunluğu hayatından mutludur)
(Bizde birisinin suratına tükürsen, yerine göre adam dahi öldürülür, ancak Kenya ve Kuzey Tanzanya bölgelerinde yaşayan Masailer, selamlaşırken birbirlerine tükürmeyi tercih ediyorlar. El sıkışacakları zaman eline tüküren Masailer; yeni doğan bebeklerin de suratlarına tükürüyorlar. Kötü ruhlardan arındırıldığına inanılıyor tükürülen kişi. Bizdeki ''tü tü tü tü maşallah! geleneği en hafifletilmiş halidir.)
(Peygamberimizden önceki Arabistan cahiliyye devrinde, kız çocukları çok büyümeden diri diri gömülürlerdi. O dönemin Arabistan'ında yaygınlaşmış bir kavramdı.)
(Yanomami halkında erkekler ne kadar saldırgansa, o kadar asildir ve güçlüdür. Örneğin kopan eli, vücudundaki kapanan çok büyük yarıkların uzunlukları sergilenir. Güç göstergesi olarak gösterilir. Öyle ki, çocuklar dahi ergenliğe yeni girdiğinde vücudu yara bere ile doludur. Örnek resim bırakıyorum.)


Yoksa sizin kendi öz hamurunuz, vicdanınız, ahlakınızı her zaman belli bir seviyede tutar mı? (Düşünce 2)
Eğer bu kararı seçiyorsanız şunu düşünmenizde fayda var; toplumsal ve dinsel kuralları kaldırdığımız zaman, size kimsenin tecavüz etmeyeceğini, canınıza kastetmeyeceğini düşünüyorsunuz demektir. En azından toplumun büyük çoğunluğunun kendini bozmayacağını düşünüyorsunuzdur. Yok büyük çoğunluğu kendini bozar diyorsanız, o zaman siz Toplumsal Kuralların, yani Toplumun insanı belirlediğini düşünüyorsunuz demektir. Bunu göz önüne alınız.


Ankete katılmanızı rica ederim;
İyimizi ve kötümüzü ne belirler?
Edit: İmla