kapitalizm ve tüketime bağlı bir toplum haline gelirsen kimse ölümden korkmaz aksine aç kalmaktan korkar aç gözlü olur ve haz duygusu tavan yapar son 3 5 yılda toplumun en büyük hastalığı haline gelen, herşeyini sosyal medyada riya etme akabinde aç gözlülük, kimse hayatından razı değil tanıdığım bir şirkette müdür olan ve maaşı 8 bin euro olan adam bana ekonomiden geçimsizlikten anlatıp duruyor diğer bir arkadaşım olan kişinin altında 400nbin tl lik arabası var tatili eğlencesi içmesi bitmeyen ama işler nasıl desem yarım saat bana kötü olmuyor yapamıyorum diyen insanlar ölümden korkmazlar ölüm akıllarına gelmez. bazıları ölümden korkuyorum desede felsefe yapmaya çalışıyor ameline ve söylemine bakıyorsun tutarsız. diğer yanda ölümden korkuyorum diyen kul hakkı veya haksız kazanç sağlıyor ama rahat uyuyabiliyor.
şimdiki anneler tam bir intihar ettirme makinesi. daha bebek yaştan başlıyorlar bebeklerini kapitalizme ve sisteme çocuklarınının beynini teslim etmeye, mama yedirirken bile sırf bir an önce o işkence bitsinde keyfime bakayım diyerek telefonu çocuğun önüne koyuyor ve çocuk düşünmekten hayal kurmaktan mahrum büyüyor bir yaştan sonra odasına çekilip oyun ve internet ortamında her türlü zehri yiyor ama anne babanın kafası rahat çünkü çocuk ses çıkarmıyor. onlarda çocuktan beter telefonda instagramda cirit atıyor
ben kolay kolay kimseye gelip gitmem ama yakın bir zamanda, uzun zamandır gitmediğim akrabalarıma gittim kimse yüzüne bile bakmıyor herkes kafasını gömmüş telefona 10 yaşındaki çocuktan en büyüğüne kadar.
düşünme muhakemesi kalmamış insanlarda. kimi kadın odaklı geziniyor aklını istagramda gördüğü kadınlarla yemiş, kimide oradaki sahte hayatları mutluluk pozlarını görüp kendi hayatıyla kıyaslayıp aşağılık kompleksine girip sitem halinde yaşıyor.
bir yanda özendirilen israfa kadına ve paraya dayalı bir hayat bir yanda sıkılmış maneviyattan uzak bir ev ortamı ikisi arasında yaşayan insanların geleceği anca felakettir.
türkiyede son 8 yıldır kültür, gelenek ve değer ekseni kaydı, gençler aileden kopuk aile ortamından kopuk büyüklerde oralı değil sisteme teslim olmuşuz ve evlatlarımızı teslim ediyoruz.
her yanlışa ve yanlış insana '' ben katılmıyorum ama saygı duyuyorum'' diyerek toplumu hergün felakete sürüklüyoruz ülkede tam bir zihin kontrol yaşanıyor kimsede ben kimim nereden geldim ve nereye gidicem diye zerre muhasebe yapmıyor
artık nekadar güzel bir fizik ve hatlara sahipsen saygınsın
artık nekadar zengin ve gösteriş yapan bir insansan saygınsın
artık nekadar batı özentisi ve oranın kültürüne bağımlıysan saygınsın
artık nekadar büyüklerini tanımaz ben herşeyin en iyisini biliyorum dersen okadar şakşaklanırsın
malesef daha da kötüye gidiyoruz.
şartlar böyle iken ölümden korkmayı brak kimse ölümü düşünmüyor bile oysa her gün gözlerimizin önünde, nice hayalleri olan nice zengin olan nice güzel olan toprak olup çürüyor ama kalplerimiz kapandı ibret almaya ders almaya dünya hırsımızı her gün bir level daha arttırıyoruz, bugun ev hayali kuran bir adam yarın o evi alınca 2. evin planını yapıyor tamamen stokçuluk bir düzene giriyoruz. bir noktadan sonra helal haram kul hakkı bu mefhumları para sevgimiz bastırıyor ve sonuç olarak ülkede kaç kişi şuan helal haram çizgisine dikkat ediyor ?
deprem olur düşene vuran vurana ev sahipleri bir yandan kirayı 2 3 kat arttırır
pandemi olur olduğu gece 1 tl olan ekmeği fırıncı 5 tl ye satar.
ülkede halkın ekomonimisi sıkıntıya girer marketler 2 günde bir etiket fiyatına zam yapar.
nereden tutarsan tut ülke dökülüyor
en vahimide, kadına özgürlük tanıtımı çalışması ile değil çıplaklığı ile tanımlanıyor yani bir kadın nekadar çıplaksa okadar özgür tanımı yapılıyor en çok soyunana en özgür diyoruz. sistem bir yandan biri kemiriyor biz bir yandan bir birimizi kemiriyoruz ve biz bir birimizi yoldan çıkarıyoruz.
bu ortamda ölümden korkmayı bilmeden önce ölümü hatırlatmayı denemeliyiz belkide başarılı oluruz.
buraya kadar okuduysan teşekkür ederim zira yazı okuyan bile az