Kuranı kerimde her şey geçmez hocam. Geçmeyen şeyleri ise peygamberimiz sünnetiyle bize haber verir.
Annesi ve babası öldükten sonra, onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını ve ne gibi iyilikler yapabileceğini soran kişiye Hz. Peygamber (s.a.s.), Evet, onlara dua etmek, rahmet dilemek, onlar için istiğfar etmek, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet edip ikramda bulunmak, akrabaları ile ilgilenip onlara karşı üzerine düşeni yapmaktır. (Ebû Dâvûd, Edeb, 130; İbn-i Mâce, Edeb, 2) şeklinde cevap vermiştir.
Hocam burada edilen duanın, yapılan iyiliğin ölen kişiye sevap olarak yazılacağı net bir şekilde söylenmemiş. Kaldı ki evet her şey Kur'anda yazmaz ancak her hadi-i şerif denene de kulak asmamak gerekir. Hadis-i şerif dediğimiz peygamber efendimizin söylediklerini direkt kendisinin kağıda dökümü değil kulaktan kulağa ölümünden yıllar yıllar sonra kağıda aktarılışıdır. Kaldı ki bu dönemde çok fazla yalan hadis üretilmiştir. Hadislerin doğruluğunun kanıtlanması imkansıza yakın bir olayıdır. Düşünün ki siz dün bir ahbabınızla ettiğiniz muhabbeti kelimesi kelimesine hatırlayabiliyor musunuz? Bakın ben dünden bahsediyorum. Hadis-i şerifler Peygamber efendimizin ölümünden yıllar yıllar sonra hazırlanmıştır. Kur'anda eğer edilen duanın, iyiliğin sevabının ölen kişiye yazılacağı net bir şekilde yazmıyorsa ölen kişiye yazılır denilmez. Çünkü bu dediğiniz durumda şöyle bir şey de olabilir; ölen bir kişi adına yapılan kötülükler de ona günah olarak yazılması gerekir. Örneğin Hitler. Naziler hâlâ bulunmuyor mu? Onun adına kötü işler yapanlar yok mu? Eğer ki edilen dualar yapılan hayırlar ölen kişiye sevap olarak yazılıyorsa bu durumda ben ölen kişi adına bir günah işlersem veyahut birini öldürürsem bunun günahı da o kişiye yazılması gerekir.