adasali adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
bir ton şey yazmışsın ama kimi lider olarak getiricez yamamışsın geçmişte ülkenin durumunu anlattıgım mevzulara aksi bir ispat yapamamıssın sadece laf kalabalıgı yapmıssın
Dediğim gibi hocam. Yazdıklarım sizin için değildi. Bu konuşmaları daha önce sayısız kere yaptım. Hepsi de sizinle aynı argümanlara sahipti ve bir önceki mesajım bu durum ile ilgili tespitleri içeriyordu. Şimdi siz tüm mesajlarınızı silseniz ve ben okumamış olsam, ancak düşünce profilinizi biliyor olsam; argümanlarınızı tahmin etmemi isteseniz muhtemelenn 9/10 isabet oranını yakalarım. Diyorum ya bir simülasyonda yaşıyorsunuz ve bunun farkında bile değilsiniz. Hâl böyle olunca da kendimi Matrix'in sonunda daha önce defalarca aynı şeylerle mücadele etmek zorunda kaldığını gören Neo gibi hissediyorum. Bakın ben size içinde bulunduğunuz durumun ciddiyetini kavratmaya çalışıyorum ve siz halâ "Tayyip gitse kim gelecek abi? Gılışdaroğlu mu? Onda liderlik vasfı yok bi kere" tepkisinin yeniden yazılmış hali ile geliyorsunuz. Güncellenmiş haliniz bile paraphrasing. Kesinlikle yeni bir şey yok. Yanıtlasam ne olacak? Size verdiğim ilk cevapta hepsi var ve sorunuzun cevabı şu: "daha kötüsü ne olabilir?". Hadi gelin bir kere daha deneyeyim ve onlarca kez karşılaştığım bu soruyu bir kere daha yanıtlamaya çalışayım. Her ne kadar sonucun değişmeyeceğinden emin olsam da...

Sorunuz: "Tayyip gitse yerine kim gelecek abi?"


Cevabım:

Bu ülkenin başına en kötü adayı Cumhurbaşkanı olarak getirsek ne olurdu? Bize neler yapardı? Ülkemiz için bunun en kötü senaryo olduğu konusunda hemfikir olduğunuzu düşünüyorum. Hadi hayâl edelim.

Öncelikle ülkenin tüm değerlerini satardı. Hatta buna çok afilli bir isim de bulabilirdi: "Özelleştirme". Halkın bir kesimi bu satışlara tepki gösterirdi. Onlara da bu liderin yaverlerinden biri "babalar gibi satarım" diye cevap verirdi.

Tabi bu da yetmezdi. Ülkeyi cumhuriyet tarihinin en büyük borcuna sokardı. Tamı tamına 450 milyar dolar.

Yeter miydi? Hayır. Merkez bankasını boşaltırdı. Hattâ onunla da yetinmezdi bir 60 milyar dolar borca sokardı. Adı da afilli olurdu. Swap.

Ülkenin varını yoğunu geri dönüşü olmayan yatırımlara harcardı. Beton ekonomisi.

Belki daha da ileri giderdi ve ülkeyi onlarca yıl boyunca ödemek zorunda kalacağı, geçiş garantili yollarla ve köprülerle, hasta garantili hastanelerle, yolcu garantili hava alanlarıyla doldururdu. Bu projelerin kredilerinin bir kısmını da yine devletin bankalarından sağlardı. Kimin parasıyla? Tabii ki halkın. Özetle halkın parasıyla yandaş şirketlerine milyarlarca dolarlık garantili projeler yaptırır, üstüne halkı borçlu çıkarırdı. Yap-işlet-devret.

Ülkede tarımı bitirirdi. Hayvancılık da aynı sonla karşılaşırdı. Anavatanı anadolu olan kırmızı mercimeği taa okyanus ötesinden, Kanada'dan ithâl etmek zorunda kalırdık.

Saçma sapan anlaşmalarla halkın parasını başka ülkelerin silah projelerini fonlamak için kullanırdı. Üstelik o silahları da alamaz ya da alsa bile hangarda çürümek zorunda bırakırdı. F-35 program, S-400.

Kişisel şovunu yapacak diye bir rahip krizi çıkarırdı. Şovunu yapar, dövizi fırlatır, ülke insanının parasını pul eder, sonra içinde "aptallık etme" uyarısı bulunan bir mektup alırdı. Ülkeyi hiç olmadığı kadar aşağılatırdı. Sonra ABD kendi ailesinin mal varlığını araştırmakla tehdit ederdi ve tüm foyalar ortaya çıkacak korkusuyla papazı salıverirdi. Ülkenin parası pul olduğuyla kalırdı.

Ülkesindeki THK gibi değerli bir kurumu bile bile kayyumlarıyla felç ederdi. Orman yangınlarında mücadele edecek uçağı bile olmazdı. Gider Rusya'dan coğrafyaya hiç uygun olmayan 3 uçak kiralardı. Hem de ne paralara. Ülkenin en değerli bölgeleri yanar kül olurdu. Elinde kalan son büyük gelir kaynağı olan turizm de felç olurdu. Hattâ bir de ne yapardı biliyor musunuz? Gider afetzedelerle dalga geçercesine çay dağıtırdı. (Yok ya bu kadarını yapmazdı. Millet duruma uyanır diye bu kadar ileri gidemezdi diye düşünüyorum. Ama bir düşünürdü. Kıs kıs da gülerdi keşke yapabilsem diye.)

Adaleti felç ederdi. Artık öyle bir noktaya getirirdi ki; insanlar kendi sorunlarını toplu linçler ve toplumsal olaylarla kendisi çözmeye çalışırdı.

Ülkeyi yabancılarla doldururdu. Özellikle de ABD için kendi ülkelerine bile ihanet etmiş olanlarla. Halkın tepkisini ise hiç umursamazdı. Vatandaşın çocuğu ölmüş, karısına kızına tecavüz edilmiş hiç önemli olmazdı.

Mafya ile işbirliği yapar, ülkeyi adeta mafyanın oyuncağı haline getirirdi. Mafyalar devletin polisini sosyal medya üzerinden hiç korkmadan tehdit ederlerdi. (Bornova olayı)

En son da ne yapardı biliyor musunuz? Orduyu çökertirdi. ABD maşası, Fetöcü subaylarla doldururdu. Vatansever subayları ne yapardı peki? Tahmin bile edemezsiniz, o yüzden ben söyleyeyim. Bu fetöcü savcılara ve polislere tutuklatırdı. İçeri attırırdı. İnanabiliyor musunuz? Hatta fetöcü hakimleri ordunun mahremine, kozmik odasına sokardı. O kadar da ileri giderdi yani.

Daha aklıma gelmeyen tonla şey yapardı. Ama bu kadarı yeterli.

Şimdi benim sorum şu: Daha kötüsü var mı?