Malesef olayı kaçırıyorsunuz hocam

Bir sıvı tedavisinin,
Bu sıvı, şu hastalığın tedavisidir(aşısıdır). denilebilmesi için, 4 adet faz aşamasını da tamamlaması gerekli. Faz 3 aşamasında kalkıp piyasaya süremezsiniz. Siz diyorsunuz ya, o denek olan insanların kimlikleri belli vs , sizce bir aşıdan bu denli emin olunsa, hak talebinde bulunulmayacağına dair bir imza alırlar mıydı?
Faz 3'te pek sorun görülmemiş diyorsunuz; hocam PEK den kastınız nedir? Mesela sizin annenizde ya da benim babamda görülse, bu; PEK sıfatına girer mi?
Ya da buradaki herhangi bir kardeşimizin kendisinde görülse, sonrasında ''E sen feragat beyannemesi imzaladın, hak talep edemezsin, şansına küs'' mü diyeceğiz?
İlla kendimize dokununca mı hak korumamız gerekli? Hiç bir aşı vurulurken, feragat beyannamesi(bu vurulduğum aşı sonrasında oluşabilecek komplikasyonlarda herhangi bir hak talebim bulunmayacaktır) imzalanır mı? Sizce de bu denli kötümser, üretici firmayı koruyucu, halka yeterli güvenli hissiyatı vermeyen bir oluşum midemizin bulanması için yeterli değil mi?
Bir de bir önceki mesajımda kaç tane şey saydım, sizce de daha bu saymadıklarımın yanında, bu kadar enteresan bir süreç yönetimi, sizce de garip değil mi?
Ailemizden birisinin suratı asık olsa dahi gider sorarız birşeyin mi var diye, adamlar şuanda göz göre göre vücuduna soktuğumuz şeyden sorumluluk almayız diyor, bir Allah'ın kulu da demiyor ki hocam siz dalga mı geçiyorsunuz ya??? Tedavi olduğu kesin bir aşı için, bu imza nedir?
Bir de yukarıdaki arkadaşlar demişlerki; ''Ölü virüs/yarım virüs verildiği için böyle kötü hissediyoruz. Bir de tam virüs bulaşsa ne olacağız kim bilir.'' Hocam Biontech olduysanız , Biontech aşısında virüs vs yok. Bu bilgi yanlış. Açın okuyun biraz lütfen. Kimseye sormayın, açın kendiniz okuyun. Ölü virüs / İnaktif virüs olmayan bir aşıyı(Biontech) , yani mRNA teknolojisiyle üretilen bir aşıyı(Biontech) olduktan sonra neden kötü / hasta / bitkin hissediyor insanlar?
Ben bu olayı neye benzetiyorum biliyor musunuz; 1964'te başlayan ve bir milletin yüksek bir bölümünün damarlarını tıkayan doğru bilinen yanlışlar vardı ya hani
Şuanki aşı muhabbetlerini de şu reklamlara benzetiyorum. Sonradan çok büyük pardonlar, özürler, ama siz kağıt imzalamıştınız imzalamasaydınız efendimler gelecek de, dur bakalım ne zaman.
Bir slogan ile bitirelim;
''Sana'lı ekmek, cana can demek! Ağıza tat, vücuda sıhhat!''