istisnalar kaideyi bozmamakla birlikte bence genel olarak böyle bir durum yok. Cimrilik, savurganlık, tutumluluk, cömertlik gibi özellikler kişilerin doğrudan karakterleri ile ilgili ama bu özelliklerin insanların davranışlarına yansımasının dışarıdan görüntüsünün yarattığı algı, kişinin maddi durumuna göre değişiyor.
Zengin ve aynı zamanda cimri ise göze batıyor cimriliği, fakir ve cimri ise; "zaten bu insan ne yapsın, başka çaresi mi var" diye bir bilinçaltı düşüncesi yarattığından cimriliği mevzuu bahis bile olmuyor. Tam tersi için de geçerli tabi ki bu.
Bir de olsum olası varlıklı olan insanlarla sonradan belirli bir maddi güce erişmiş insanların harcama davranışları arasında da farklılık gözlemliyorum ben. Bu konuda da genelleme yapmayı doğru bulmasam da kendi tecrübelerim doğrultusunda, cimri kelimesi çok yerinde olmasa da, aileden varlıklı olanların daha tutumlu olduğunu söyleyebilirim. Sonradan maddi rahatlığa kavuşan kişiler, acısını çıkarmak istercesine daha çok harcıyor ve hatta savuruyorlar.
Kendisi, ailesi v.s. için harcama olayının yanı sıra çevresine karşı duyarlılık ve yardımlaşma konusuna gelecek olursak da yokluğu hiç görmemiş kişiler yokluk denilen şeyin var olduğunu teorik olarak bilseler de, asla tam manasıyla anlayamıyorlar ve pek çok durumda empati kurma yetileri noksan olabiliyor. Statüleri doğuştan itibaren otomatik yüklenen ve değişmez bir durum gibi görüyorlar. Çoğu kez onlar için ufak harcamaların bazı kişiler için çok şey manasına geleceğini düşünmüyorlar.. Bir yerde bir garsona, kuryeye bahşiş vermenin, yanlarında çalışan insanlara ufak hediyeler ve yardımlar yapmayı, o insanlara hal hatır sormayı akıl edemiyorlar. Aptal olduklarından ya da kötü olduklarından da değil, sadece düzeni böyle görmüşler ve böyle biliyorlar.. Tabi yineliyorum ki istisnalar kaideyi bozmaz.