Yalnızlığa alışınca , hiç düşünmeden , tartışmadan canınızı sıkana yol veriyorsunuz. Mutlu birşey yaşayacakken, ya ilerde diyerek mutsuz kısımlarla kendimizi heba ediyoruz. Sonunu bildiğimiz şeyler için çaba harcamaktan kaçınıyoruz. Konuşmaktan ziyade müzik dinlemek ve film izlemek gibi şeylere dalıyoruz. Zaman geçtikçe kelimelerin ,anlamsızlaştığını fark ediyoruz. Düşünüyoruz en ince şeyi, en ince ayrıntısına kadar.
Dostoyevskinin söylediği gibi ; Yemin ederim size baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır. Sıradan bir bilinç, insanın yaşamı için fazlasıyla yeterlidir.