Genç arkadaşlar da saçma sapan talepler olabiliyor, hiç hakkı olmayan konularda hak talep edebiliyorlar.
Devlet bile bir çok stratejik işte korumacı zorunlu hizmet süresi uygular.
Mesela polisler 6 yıl zorunlu hizmet süresine tabidir, eğer göreve başladıktan sonra 6 sene içinde istifa etmek istersen tazminat ödersin.
Mesela askeri personel için zorunlu hizmet süresi 15 senedir
Hatta askeri pilotlar için zorunlu hizmet süresi 21 senedir.
Bu süreden önce istifa etmek isteyenler gördükleri eğitimlerin kursların yetiştirme masraflarını faizi ile birlikte tazminat olarak öderler.
Çünkü iyi bir askeri doktor sivilde askeriye'deki maaşının 3-5 katını alabilir.
İyi bir pilot sivilde askeriyedeki maaşının 10-15 katını alabilir.
Devlet der ki, seni vasıfsız bir genç olarak alıp yüklü eğitim ve yetiştirme maliyetlerine katlanıp seni vasıflı biri haline getirdiğimde bana belli bir süre boyunca piyasanın altındaki bir maaşla ya da piyasadan zor koşullarda bana zorunlu hizmette bulunursun ya da seni yetiştirmek için harcadığım bedeli bana tazminat olarak ödersin.

Beyler maaş size tecrübeniz ve bilginiz ile bir işletmede yaratacağınız katma değerin fiyatı olarak verilir.
Patronlar sizi tecrübesizken işe alıp size maaş verip kendinizi geliştirmenize katkıda mı bulunacak hayırsever insanlar değiller.

Ticari işletmeler kar etmek için kurulurlar ülke istihdamına katkı, elemanlarının bireysel gelişimine yardım için kurulmuyorlar.
Bir işletme eleman alırken beklediği özelliklere sahip ve benzer bir işte tecrübe kazanmış eleman isterler.

Çünkü bir elemanın tecrübe kazanmak için harcadığı süre boyunca çalıştığı işletmedeki verimi (genelde) düşüktür.
Hatta bir çok tecrübesiz eleman yaptıkları hatalar ile iş arkadaşlarına ek iş yükü çıkarır ya da işletmeye zarar ettirir.

Bir patronun bir elemana tecrübe kazandırmasının tek yolu vardır.
Bu patronun mali olarak sıkışık olması ve tecrübeli elemana yetecek kadar maaş ödeyemiyor olmasıdır.

Bu durumda patron düşük maaşla elemanı alır elemana iş öğretirken geçen sürede düşük verimle alsa da düşük ücret ödemek için buna katlanır.
Bu gibi durumlarda eleman işi öğrendikten bir süre sonra özgüveni artar ve ben daha fazlasını hakediyorum diyerek başka iş yerine geçer ve patron aynı şekilde yeniden eleman alıp iş öğretmeye başlar.
Bu tarz patronlar başarısız olurlar ya da yeterince başarılı olamazlar.
Çünkü bir işletmenin verimli ve karlı olabilmesinin şartlarından biri doğru ve verimli iş gücü istihdam edebilmesidir.

Bazı arkadaşlar işletmelerin kendilerine iş öğretmesi gerektiği gibi saçma sapan bir fikre sahipler.
Elbette bir işletme size işi öğretebilir, ama o işi öğrenmek ve tecrübe kazanmak için ya cüzi bir maaş almanız hatta belki de para veren tarafın sizin olmanız gerekir.

Mesela size 2 örnek vereyim.
Tecrübe kazanmanın ve iş bulmanın zor olduğu sektörlerden biri basındı.
Bir televizyona stajyer muhabir olarak girmek isteyen bir arkadaşımız vardı bu arkadaşın aracı vardı ve stajyer muhabir olarak her yere bizimle gelir bırakın maaş almayı aynı zamanda şoförlüğümüzü yapardı. Çünkü amacı işi öğrenmek, insanlarla tanışmak, o networkün içinde kendine bir yer bulana kadar vakit geçirmekti.
Yine İstanbul'da kameraman olmak isteyen başka bir kardeşimiz vardı. Bu çocuk babasının ona aldığı arabayı sattı kendine bir scooter ve Zeis cine kamera seti aldı. Kendi cine kamera lens seti olan bir adam olarak bir çok görüntü yönetmeninin ilk aradığı asistan haline geldi.

Yani hem güzel maaş alıp hem tecrübe kazanma fikrinizi gerçekleştirebilecek bir ekonomisi yok bu ülkenin.
Kendinizi 4 senelik okulu 6 sene gibi görmeye alıştırın.
Çünkü bu devirde okul bittikten sonra da bir stajyer gibi sektörünüzde hiç maaşsız ya da çok düşük maaşla tecrübe kazanacak ve o sektöre girecek işlerle eğitiminize devam etmeniz gerekiyor.
İş hayatında basit bir kural vardır, çalışırken ve sektörün içindeyken iş bulmak, işsiz ve sektörün dışındayken iş bulmaktan çok daha kolaydır.