Üç günlük dünya için fırıldak olmayalım ama bir hiç uğruna da canımızdan malımızdan olmayalım

Son zamanlarda giderek artan bir güvensizlik durumu mevcut. Tabii ben Hatay'da yaşayan biri olarak bu duruma daha önceden merhaba demiştim. Burada sadece göçmenler değil emeklilerin ve durumu kötü olan insanların bir bölümü de çöpten, pazar & market artıklarından besleniyor. Bu durum suç oranlarına da etki ediyor doğal olarak.

-Tasvip etmesem de taşıması yasalara uygun bir bıçak bulunduruyorum.

-Kalın cüzdan taşımıyorum, cepte şişik bir görüntü verince dilenci olmayanın bile dilenesi geliyor, kartlık kullanıyorum.

-Birini aramam gerekiyor diyenlere telefonumu kullandırtmıyorum, her tarafta dükkan var oraları tavsiye ediyorum.

-Biri şüpheli, ani bir şekilde yanıma gelirse hamle yapabileceğim mesafeyi ayarlayıp öyle dinliyorum.

Maalesef ki tamamı refleksif oldu. Hiçbir travmam yok, kimse karışmaz etmez, ama olmayacağı anlamına da gelmez. Bunlar bence çok yetersiz. Harçları yüksek bulmasaydım bir tabanca kesinlikle edinirdim. Nasıl ki kafamıza kask takıyoruz, bir defa işe yarıyor, orada da hayatımızı kurtarıyor, silahlar da o hesap. Mesela geçen sene bir ön sokağımızda canlı bombanın patlayacağını hiç tahmin etmezdim.