Bugün aynaya baktığımda kendime söylediklerim bunlardı.
Kapı kapı gezerek kendini pazarladın. Çokça paralandın. Yıprandın.

Sizinle yolda karşılaşsak bana sadaka vermeye kalkışabileceğiniz dönemler yaşadım. Tatsız günlerdi.

Size bu işe nasıl bulaştığımı anlatacağım.
Anlatacaklarımda kendinizi bulabileceğinizi tahmin ediyorum.

MERABA BEN MELİH
Pandeminin başlangıcında Meşhur Kurufasulyeci 'den, Şenol Kasap 'a,
Aydınlar Otel 'den, Sahil Cafe 'ye kadar sayısız dükkan gezdim.

Amacım dijital işler satmaktı. Web tasarım, sosyal medya danışmanlığı ıvır zıvır.
Her seferinde de meraba ben melih diyebilecek muhattap bulmakta zorlandım.

Bir keresinde mesaisi bitmiş, yuvasına dönmek üzere olan güzel giyinimli bir beyefendiye,
dakikalarca kesintisiz dijital dünyanın geleceğini anlattım. Pür dikkat dinliyordu. Aldım bu işi derken,
Kardeşim anlattıkların hoş şeyler ama ben buranın güvenliğiyim. Sen istersen üst katta Zekai beyle görüş dedi.
Çıkış kapısına daha yakındım. Orayı tercih ettim.

Küçük ve orta halli esnafa dijital yeteneklerinizi pazarlamak ne kadar zormuş öyle! Düşmanım yaşamasın.
Aynı şey kendini modern olarak atfeden pek çok işletme için de geçerli.

Yamulmuyorsam ilk haftada 25 - 30 dükkan gezmiştim. Gezdikçe reddediliyorum, reddedildikçe geziyorum.
Her bir reddedilişim içimdeki umudu daha da yeşertiyordu. Çünkü tüm bu reddetmeler nedense çok nazikçe yapılıyordu.
Hatta görüştüğüm pek çok işletme beni sürekli askıda tuttu. Ne kabul etti, ne de reddetti...

Alt tarafı işletmenizi dijitale taşıyacaktım. Bunu anlamanın neresi zor?
Zormuş. Deveye hendek atlatmak kadar zor. Bunu bir ay boyunca didindikten sonra anladım.

Keşke diyordum o zamanlar, keşke biri çıkıp da beni hakaretlerle kovsa dükkandan ne güzel olurdu.
Gereksiz yere yeşeren umudum tam da istediğim gibi solardı. Böylelikle başka işlere yönelebilirdim.
Bu hiçbir zaman gerçekleşmedi.
İyi ki de gerçekleşmemiş.

MÜJDELİ HABER
İlk başlarda talep ettiğim paralar oldukça mütevaziydi. Büyük bir hızda akan nehirde, küçük bir balıktım sadece.
İnternet kazançları her geçen gün katlanıyordu. İşletmeler bu kazanç trenine binmek istiyorlarsa bana bir şans versinler yeterdi. Bilet bendeydi.

Pijamalarımla evde otururken bir telefon geldi. Yarın oraya gidebilirsem, benle görüşmek istiyorlardı. Beklediğim iş görüşmesi bu olabilirdi.
Salyalarım akarken ağırdan satmaya çalıştım. En fazla on saniye sürmüştür. Ardından hemen evet dedim, yarın ordayım.
Teklif gelen yer sürücü kursuydu.

Gece yatağıma girdiğimde geleceği düşünüyordum. Ben ve dijital işler aynı çatı altında olmalıydı. Para oradaydı. Çok paraydı. Dokunabiliyordum.
Muhtemelen boş umutlardı bunlar. Ama o gece hayal kurma gecesiydi.

Hızlıca bir kahvaltı yaptım. Apar topar hazırlandım. Giydiklerimle annemin onayını aldım.
Konuyu anlatmamıştım ona. Ama o, bir şeyler başarmaya gittiğimi anlamıştı. Alnımdan öpüldüm. Uğurlandım.

PİYANGOYU VURDUM
Sadece bir kez konuştuğum bu adam bana piyango kazandığımı söylüyordu. Bacaklarım bir anda boşaldı.
Tam olarak düşmedim ama dengem şaştı. Ne kadar demiştiniz maaş?

Söylediği miktarı olabildiğince yavaş ve açık bir biçimde ifade etmesi için gözlerine odaklandım.
Böylece yanlış anlamadığıma emin olabilirdim.

Beşin arkasına iki sıfır koymamı söyledi. Ondan sonra bir virgül koy ve iki sıfır daha ekle dedi.
Tam ve küsuratsız beş-yüz-türk-lirası.
Hedeflerim için küçük bir miktardı. Ama şimdilik fena sayılmazdı.

Yüz yüze satışta el sıkışma sahnelerine hep imrenmişimdir. İlk el sıkışmam için önceden prova bile yapmıştım.
Ama ıskaladığım bir gerçek vardı; pandemiydi.
O yüzden dirseklerimizi tokuşturarak korona selamı vermekle yetindik.

İLK PARAMLA YATIRIM YAPTIM
Bu işten kazandığım ilk parayla, sevdiğim kıza çılgın ve abartılı bir hediye almak istedim.
Elimden geleni yaptım. Ona bir saç düzleştirici makinesi aldım.

Romantik de bir not yazdırdım. Çiçeksepetinden kargo eline ulaştığında beni telefonla aradı.
Teşekkür ederim ama bu ne için? diye sordu.
Mutluluğumu seninle paylaşmak içindi dedim. Bir süre sessizlik. Anlamış gibi görünmüyordu.

Benimle gurur duyacağı gelişmeleri anlattım. Yaşadığım zorluğu ve mücadelemi biliyordu.

Belli etmese de, konuşmakta zorlanıyor gibiydi. Gözlerinden yaşlar süzüldüğünü hissedebiliyordum.
Çünkü birkaç defa burnunu içine çektiğinin sesini duydum. Ağlayan insanların burnunun aktığını bilecek kadar zekiydim.
Belki de nezle olmuştu. Sormadım.

MUTLAKA BİLİRSİNİZ
Zorluklarla mücadele ettiğiniz bir işinizde kazandığınız ilk paranın hissi çok farklıdır. Bunu sadece siz anlarsınız.

Bir ay boyunca adamların Instagram sayfasını yöneteceksin ve 500,00 TL alacaksın he? İyi para. Beş yüz lira iyi para.
Diyerek alaya alan bir babanız varsa, bu hayatta sizi sizden başka kimsenin anlayamayacağını bilirsiniz benim gibi.

Sadece şunu bilin, büyük gelişmelere yol açacak serüvenler küçük adımlarla başlar.
İlk adımlarınızı yetersiz bulanlara kulak asmayın. Kimsenin onayına muhtaç olmayın. Sadece yapın.

GÜZEL ANILAR BAYATLAMAZ

O beş yüz liranın üstünden çok sular aktı. Neler kazandım neler. Ama hiçbirinin anısı bu kadar taze değil. Hiçbiri o beş yüz liranın yerini tutamaz.
Hiç kimse şuan bu işten kazandığım beş binin, o zamanki beş yüzden daha yüksek olduğunu kanıtlayamaz bana.
Ve hiçbir zaman o kadar kapı kapı gezmeme rağmen sadece beş yüz lira kazandığım için gocunmadım. Pişman değilim. Çünkü bana çok şey kattı.
İşte bu yüzden, iyi ki de yaptın diyorum melih. İyi ki de yaptın.

Geçmişi hata ve eksikliklerle anmayın. Her biri bir deneyimdi.
Ve geleceğe de asla kaygıyla bakmayın. İçinde bulunduğunuz anı en iyi şekilde değerlendirin, yeterli.

Alıntı
Kimi 22 yaşında mezun olur ama sağlam bir iş bulmak için 5 sene bekler.
Kimi 25 yaşında CEO olup 50 yaşında ölürken kimi 50 yaşında CEO olur ve 90'ı görür.
Kimi evlenirken kimi bekâr kalır.
Obama 55 yaşında emekli oldu. Trump 70 yaşında göreve başladı.
Bu dünyada herkes "kendi zamanına" göre yaşar.
Etraftaki bazı insanlar senden bir adım ileride gözükebilir,
Bazıları ise senin gerinde görünebilir.
Ancak herkes kendi yarışında, kendi zamanında.
Onlara kıskançlık besleme, taklit de etme.
Onlar kendi zamanında sen kendi zamanında yaşayacaksın.
Hayat harekete geçmek için doğru zamanı beklemektir.
Yani sakin ol.
Geç kalmadın.
Erken de değil. Tam zamanında yaşıyorsun.


Saygılar ve sevgiler...