ben pek dalgın değilim de eşim çok dalgın bir insan.
Pek çok dalgınlık hikayesi var ama en çok aklımızda kalan 2 tanesini anlatayım..
İlki; Oğlum, kızım, ben eşim ailecek bir restauranta girmek üzere aracı otoparka parkettik. Ben oğlumu alıp indim, aradan 5 dakika geçtikten sonra baktım eşim geliyor karşıdan gayet sakin elini kolunu sallayarak. Arya nerede? dedim. "aaaaa" diyerek koşarak otoparka geri gitti. Ben de peşinden koştum. Baktık kızım arabada oturuyor öyle anlamsız anlamsız bakıyor

o an çok kızmıştım ve bu tip dalgınlıklar çok tehlikeli ama şükür ki bir şey olmadı. Şu anda olayı ve kızımın anlamsız bakışını hatırlayınca bir yandan bayağı komiğime gidiyor.
İkincisi de; eşim her gün sabah oğlanı okula bırakıyor, oradan eve geliyor. Öğlende evden yeniden çıkıp Kadıköy'e İngilizce kursuna gidiyor. Kurs bitimi de okula gidip, ortalama 1.5 saat kadar arabada bekledikten sonra okul çıkış saati oğlanı alıp eve geliyordu. Bir kaç aydır rutinimiz bu şekildeydi. Bir sabah çocuk hafif ateşli gibiydi. Okula yollamadım. Eşim yine öğlen çıktı kursuna gitti. Kurs çıkışı eve gelecek diye bekliyorum. Bekle bekle adam gelmiyor. Dalgın bir insan olduğunu bildiğimden aklıma da geldi aslında ama o kadar da değildir herhalde diye düşündüm ama saat 16.15 olunca aradım sonunda, neredesin dedim. "Okulun önündeyim Tibet'i bekliyorum işte" dedi. E dedim Tibet evde ya sabah okula gitmedi ya!! Yine "aaa" dedi sonra eve geldi ama 1.5 saat beklemiş arabanın içinde