Hocam bir insanda Ahlak ya vardır ya yoktur.
Ticaret ahlakı, komşuluk ahlakı, iş ahlakı diye ayırmaya gerek yok.
Ben yerinde olsam mazur gör ama kafamı ellerimin arasına alır "bu hatayı neden yaptım" diye düşünürdüm.
Hatanın kaynağını başkasına attıkça aynı hataları yapmaya gebedir insan. Bak bu tecrübeyle sabittir.
Ben yaptığım ticaretlerde açık net ve kısa konuşurum.
Arkadaşlık ya da dostluk üzerine değil "para kazanacağımız" bir konuda sizin bana ya da benim size güvenme zorunluluğumuz olmamalı. İkimizi de güvenceye alacak şekilde çalışalım.
Buna x bir nedenden ötürü yanaşmayanların tamamına yakını zaten çalışılmaması gerekenlerdendir. Bir insan kendisini de güvenceye alacak bir teklifi uç örnekler dışında reddetmez.
Bu şekilde belki yaptığım işin %1-5 arasını kaybedebilirim. Bunu telafi etmek kolaydır, daha çok çalışırım.
Güven üzerine iş yapıp keyfim kaçtığında ise insana olan güvenimin zedelenmesini telafi edemem. Boyutuna göre işten ve insandan soğuyorsun. Bıkkınlık yılgınlık geliyor e haliyle her şeyine sirayet ediyor bu durumlar.
Şimdi ukala adam bana iş mi öğretiyor diye düşünmezsin umarım zira öyle bir maksadım yok sadece daha önce edinilmiş bir tecrübeyi aktardım.
Sorunun yanıtına gelirsek insan denilen canlı üç kağıda meyillidir. Ahlak üzerine olmanın tek yolu insanlara ahlaksızlık yapabilecekleri imkanları vermemektir. Buna insanın kendisi de dahildir.
Ne dolmuşum yahu konuyu görünce giriş gelişme yapıp sonucu arafta bırakasım gelmiş.