Bu haberi duymadım bu aralar haber kanalı ve haber sitesi takip etmiyorum.
Ama bu konuda sözcü yalancı sözcü kapatılsın diyenler gezi parkı zamanında türbanlı bebekli bacımızı üzeri çıplak elleri eldivenli adamlar taciz etti dediler. Kadının üzerine idrarlarını yaptılar dediler. Polis o gün ve saatte orada bulunan onbinlerce cep telefonu sinyalinin sahibine ulaştı binlerce saat kamera kaydı izlendi hiç bir şey bulunamadı. En sonunda iskelenin kamera görüntüleri çıktı hiç bir şey olmamış, kadın hiç bir sorun yaşamamış. Ama bu sözleri söyleyenler ve manşetlere taşıyanlar yalanmış kusura bakmayın demedi.
Gezi parkında camide içki içtiler denildi, caminin müezzini yok öyle bir şey ben görmedim dedi başka yere tayin edildi.
Kimse biz yanılmışız demedi. Kimse yanlış manşet atmışız demedi. Fotoğrafları göstereceğiz diyenler olmayan fotoğrafları gösteremedi.

Yani dinime söven müslüman olsa deme hakkına sahip sözcü.
Ne istediler de vermedik sözünün peşinden giden siyasi görüşün kanalları muhalif partileri fetöcü olmakla suçluyor.
Seçim kazanmak için terörist başının abisini TRT'ye çıkaranlar muhalifleri bölücü olmakla suçluyor.
Siyasi tarihi boyunca dürüst davranmayan insanlar kendilerine muhalif olanlardan dürüstlük bekliyor.

Yani herkes karşı tarafı yalancılıkla suçluyor.
Çünkü bu ülke vicdanını kaybetmiş insanlların.
Bu ülke başarı için her türlü yalanın dolanın sahtekarlığın mubah olduğu bir ülke oldu.

Konu hakkındaki yorumum ise sadece askeri personel ile sınırlı ise bu olumlu bir adımdır.
Senelerdir azeri ordusunu azeri ordusunun doktorlarını biz eğitiyoruz zaten.
Eğitim verdiğimiz her ordu bize müttefiktir, eğitim verdiğimiz her ordu ile bağlarımız güçlenir.