Şöyle cevap vereyim: evet ülkemizde bu durum biraz farklı. Projeye göre dil seçmek yerine, dili her projeye uygulamayı daha uygun görüyorlar. Veya yapılarda da aynı şekilde. Her projeye her şey uymuyor. Büyük çaplı, küçük çaplı veya taleplerin değerlendirilmesi gerekiyor. Bunların yanında yazılımda sürdürülebilirlik çok önemli. Bu sağlanamazsa arkadan gelen kişiler büyük sıkıntılar çekebilir. Bu performansa da dezavantaj olarak etki ediyor. Yurtdışı bizden her konuda önde olduğu için bu tarz kültürleri benimsemişler. Türkiye'de de artık bu kültür oluşmaya başladı. Büyük şirketler bunları değerlendiriyorlar. Yapısal olarak teknolojiye ayak uydurmak istiyorlar. Türkiye'de buna uygun müşterilerde mevcut. Her türlü arz talepte var. Sana gelipte "Ya şurada daha ucuza yapıyorlar" diyen müşteri de olacak, "Ben en iyisini istiyorum" diyen müşteri de olacak. Bu zaman içerisinde oturacak bir olgu. Sen ne kadar iyi iş yaparsan, o statüde işler yine sana gelecek. Ek olarak yurtdışına da çalışabilirsin kendini geliştirebilirsen. Güncele ayak uydurup, doğru çözümler üretebilirsen bundan yana problem yok.
Türkiye'de genelde her konudan anlayan eleman talepleri oluyor. Bu tarz firmalar bahsettiğim büyük firmalar değiller. Bu tarz işletmelerde işi yönetici belirlerken, büyük firmalarda haftalık veya diğer periyotlarda yapacağın işleri sen belirlersin. Ben bu işi şu kadar saatte tamamlarım diye belirterek, iş takvimini oluşturursun. Böyle olunca da problemsiz bir iş akışı gerçekleşiyor. İnşallah açıklayıcı olmuşumdur.
Evet, gayet açıklayıcı oldu.Son olarak sormak istediğim şu : Şimdi ben yazılım ile alakalı bir bölüm okumuyorum üniversitede, işe girerken gerçekten iyi bilsem de bir şeyleri bunu kanıtlayacak diplomam yok. Bu benim için dezavantaj mı ? İyi yerlere gelmek istiyorum gerçekten.