Bu tartışmanın içerisinde olup sizin fikirlerinizi de anlamak istiyorum açıkcası, bu sebepten dolayı güzel bir tartışmanın içinde olduğum için ben de çok memnunum.

Söylediğiniz ödev konusuna gelecek olursak, yukarıdaki arkadaşın da okul hakkında söylediklerini birleştirmek isterim.

Pandemi dönemi boyunca konu içinde bahsedilen her bir parçayı ayrı ayrı deneyimlemiş birisi olarak durumu aslında şöyle özetleyebiliriz. Şu an için pandemi dolayısı ile, dünyada insanların sadece sağlık açısından değil, bir çok yönden baskılandığını ve bunun sonuçlarının ne kadar bireyleri etkilediğini değerlendirmeliyiz bence. Ne demek istiyorum? Gerek iş hayatında remote çalışma olsun, gerek remote çalışmanın getirdiği yeni iletişim yöntemleri olsun, gerek onboarding süreçlerindeki problemler olsun. Tamamen farklı yapıları izlemeye yönelmiş bulunmaktayız ve haliyle herkes bir deneme yanılma süreci içerisinden geçiyor ve bazen bu deneme yanılmalar insanlar üzerinde inanılmaz iş yükü ve bununla beraber psikolojik baskı oluşturuyor. Bu durumun aynısı okul içinde geçerli olabiliyor. Pandeminin başlarında bir çok okul dönem sonunda mezun olacağını planlayan mezun adaylarını, mezun olabilmeleri için gerekli dersleri nasıl verebileceği hakkında karar almak konusunda bile ne yapacağını şaşırmışken, bazı okullar ise bu süreci hız bir şekilde online ortama taşımıştı. Akıllardaki tek soru ise, bu süreci nasıl atlatabiliriz oldu. Bu durumda çoğu öğrenci alamayacağı, taşıyamayacağı yükler üstlenmek zorunda kaldı. Bunların hepsini topladığımız zaman, nefes almak için insanlar ödevlerine, sınavlarına destek almaya başladılar. Eee diğerleri salak mı eşşek gibi çalışıp çalışıp emeğinin karşılığını alamasın, onlar da bu sürecin içerisine girdiler ve bu şekilde bir kar topu durumu oluştu. Her gün bir öncekinden daha büyük olan ve büyümeye devam eden bir kar topu. Geldiğimiz nokta ise bugün, üstte anlattığım problemlerin her birinin toplamının sonucunda oluşmuş durumda.

Ben bu tartışmanın şu tarafında bulunmayı en doğru buluyorum. Yaşadığımız olağandışı dünya koşullarında, insanların rasyonel olamamalarını suçlayamayız. Doğada olduğu gibi, iş hayatlarımızda da bir seleksiyon mevcut, her zaman daha iyi olan, kendini geliştiren kişiler ön planda olacaklar ve bu süreç asla değişmeyecek. Ödevlerini yaptıran, sınavlarda destek alan arkadaşların kendisini bir an önce toparlayın, elinden geleni yapmalarını öğütlemek ve olabilecek senaryolar hakkında güzel bir dille uyarmak en iyi çözüm yöntemi olacağına inanıyorum. Hiç kimseye bu süreç içinde yıpratıcı veya aşağılayıcı sözler, cümleler kurmak bize düşmüyor bana kalırsa. Maalesef Türkiye'deki eğitim sistemi de arkadaşımızın dediği gibi, bu senaryoyu daha güçlendiriyor çünkü kimsenin eğitim sistemi, sınıf arkadaşları, okulu veya hocaları hakkında inanabileceği veya saygı duyabileceği birşey kalmadı. Rektörler alınıyor, atanıyor. Derslerde hala 20-25 sene öncenin kullanıldığı teknolojiler anlatılmaya çalışılıyor. Hayatında asla kullanmayacağına inandığı dersler hakkında saatlerce çalışılması bekleniyor. Şayet o ders çok kıymetli ve değerli olsa bile, bunun neden önemli olduğunu anlatmak yerine, her gün aynı bilgileri anlatıp dersini bitiren akademisyenlerle karşılaşılıyor. A4 kağıtlara kod yazdırılıyor. Her hocama bana öğrettikleri için minnettarım, her birinin tecrübesi ile beraber bir ders yöntemi bulunuyor ancak her birisinin insan olduğunu unutmayalım, her sistem/metodoloji kendisini güncellemeye mecbur olmalı aksi halde her gün yeterliliğini kaybedecektir.

İşin kısası, sorun malesef insanların hedeflerinin, amaçlarının ve inancının olmamasından dolayı tutunabilecekleri birşey olmaması bana kalırsa. Ödevlerini yaptırmak bunun yanında hiç birşey olarak kalıyor.