Hoşgörü yayılan bir şeyse eğer bence de hoşgörülü olmak lazım.
Ancak her konuya iyimser yaklaşmaya özen gösteren ve hoşgörüyü genellikle elinden bırakmayan ben bile öfkemi kusabiliyorum.
Neden yapmayayım?
Karşımdakine neden ısrarla güzel dille laf anlatayım?
Ben insanim ve toplumun bir bireyi olarak temel bazı kurallara uymam gerekir, bunlarin arasında nezaket de var. Ben nezaketle yaklaşırken neden yanıt alamıyorum? Israr etmek zorunda kalıyorum? Bana olumlu olumsuz bir yanıt gelmiyorsa ve ben bu nezaketi karşıdan görmüyorsam o kişi toplumun bir parçası değildir, o halde benden laftan anlamayan bir mahlumat olarak tepki alması doğaldır.
Ne yani içimize mi atalım? 100 kere yere attığı çöpü kaldırmasinı istiyorsunuz. Sizi dinlemiyor, yanıt vermiyor ve çöpü kaldırmıyor.
Hayır dostum kaldırmagacağım demiyor.

İyi niyetli mi olalım? Çöpü biz mi atalım çöpe?
Atalım hadi ne oldu? Doğadan bir çöp eksildi, dünyada 1 çöp mahlum hala varolacak.
Benim nezaketimi bana hissettirmiyorsa, benim ona saygı göstermeme gerek yoktur.

Toplumumuzun sorununu bu şekilde görüyorum, insanlar bir birini anlamıyor, çıkar amaçlı ilişki kuruyor, sağlıklı iletişim yok. Toplum bilinci yok, artık yok.
O halde hata bunları yapmayan da mı yoksa yapamayan da mı?
Ben yapmıyorsam, üşendiğim için değil sinirlenip gönül kırmamak için yapmazdım.
Ben yapamıyorsam, dinlemeyi görmeyi ve anlamayı bilmediğim için yapamazsın.
Demek ki değişmesi gereken nezaket göstermeyen değil, nezaketi göremeyen de.

Neyse yine de hoşgörülü davranmak toplum bilinci olan insanlar için saygınlık kazandırır.