Konuya şöyle bir göz atıp çıkayım diye girdim. Bu yanıtı görünce bir şeyler yazamadan çıkamadım. Sizi o kadar iyi anlıyorum ki...
Personel arkadaşlarım işten kaçacak yer ararken ben daha çok nasıl faydalı olabilirim diye düşünürdüm. Karşılığını alamazdım evet. Ne maddi, ne de manevi. Fakat enerji, evrende başka bir şeye dönüşürdü, kaybolmazdı. Sadece bununla bile yola çıkarak daha çok çalışan birinin bunun karşılığını alabileceğini bilebilirsiniz. Kaldı ki karşılık o ay maaş almak değil. Bir gün maaş almaktan daha değerli şeyler olduğunu anladığınızda, o gün eskiden yaptığınız mesailerin karşılığını alıyorsunuz. Hem de bir ay değil. Her ay.

Ben de küçük yaşlarda şirketler tarafından sürekli teklif alıyordum. IT işlerinden anlayıp orta düzeydeki bir firmanın tüm IT yapısını organize ediyordum. Sonra dijital pazarlama işi çıktı. İki işi bir arada yürütüp rakiplerin çok çok önüne geçiriyordum çalıştığım firmayı. Göze görünüyor muydu? Kesinlikle hayır. Bir şirketten diğerine geçerken maaş da artmaya başladı bir süre sonra. Tabiri caiz ise fiyatınız artıyor, tarifeniz artıyor. En sonunda fiyatınızın ne olduğu değil, işin ne kadarının sizin olduğu önem kazanıyor. Kendi işinizin borcu, başkasının işinin gelirinden daha değerli. Tabii bu noktaya gelmek için yıllarınızı vermek gerekiyor. Buradan okuyacak birkaç arkadaşa da naçizane tavsiye vermiş olalım.

Bir iki program daha bilip bir yerde sebat etmek size 5-10 ay 1-2 bin TL kaybettirebilir. Bunu işinize yaptığınız yatırım olarak görün. Sizin vizyonunuzdan geride olduğunu düşündüğünüz firmalarda çalışarak onların tüm eksiklerini görme fırsatı bulursunuz. Bunu ar-ge olarak değerlendirirseniz üzerine 3 bin tl + sigorta iyi bir tutar gelebilir. Her şey bakış açınız ile ilgili. Ya da hiç bu süreçlere girmeyip kaderinizi beklersiniz. Gelirse...

Arkadaşıma sonuna kadar katılıyorum. "Tozunu yutmadığın işin ustası olamazsın." Eğer kendi yolunu çizecek olan arkadaşlar var ise, günde 8 saat ofiste çalışıp haftasonu tatil hayalleri kurarak bir yerlere gelinmeyeceğini bilmeleri iyi olur. Bu cümleleri kurmak için bile 30 dan fazla yılı devirmiş olup 15 yıl kadar günde 15 saatten fazla çalışmış olmak gerekebiliyor. Enayilik diyen de var çalışkanlık diyen de. Konuşanlardan değil, çalışanlardan olun.

CGLR adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Siz siz olun, bir iş yerine girdiğinizde joker olun. OLUN!
Çünkü gün gelir de ‘bugüne kadar benim hakkımı yediniz, ne haliniz varsa görün’ dediğin gün uygulamalı olarak yaptığınız her detayı kendi kuracağınız işinizde kullanabileceksiniz. Tozunu yutmadığın işin ustası olamazsın.
Çok küçük yaşlarımda bir firmaya bilgi işlem personeli olarak işe girip 2 sene sonra henüz askere bile gitmemişken şirketin genel müdür yardımcısı olmuştum. Muhasebe ile de ilgileniyordum, stoklarla da, satış pazarlama ile de. En sonunda bunların yanına satın alma görevi de eklendi. Afedersiniz ama eşşek gibi çalıştım, benim mesaimin kaçta bittiğini kimse bilmezdi, şirketin anahtarları da bendeydi.

Sonra ne mi oldu? Bugünlere bu sayede geldim. Gidip köle olun. Gidin sizi kullansınlar. Gidin tuvalet temizleyin, Photoshop öğrenin, muhasebe programlarını öğrenin... Eninde sonunda ‘ben kendi işimi kursam mı’ diye düşündüğünüz gün hazır olacaksınız.

Şahsen ben bu yoldan geçtim.