Bugün okula dilekçe vermek için gittim. Çalıştığım için bugüne yetiştirebildim. Dilekçeyi faks ile göndermeyi vs. teklif etmiştim kabul etmediler. Virüs ortamında, büyükşehirde mecburen otobüs ile gittim. Dilekçeyi verdiğim kadın müdür yardımcısı 'neden bugün getiriyorsun' diye bağırmaya başladı. Getirmeden önce sınıf öğretmenime sorduğumu pazartesi saat 10.00'a kadar getirebileceğimi söylediğini söyledim. 'Git o zaman ona ver' dedi. Yine bağırıyordu. Kısık sesle hakaret ettiğini de duydum. Yanında yalakalığını yapan güvenlik beni okulun geneli gibi -kendi eserleri- tembel görmüş olmalı ki 'kabul etmeyelim bırakın sınıfta kalsın' dedi. Not ortalamamı diğer öğretmene kontrol ettirdiler. Yine bağırıp söyleniyordu müdür yardımcısı.
Tek yapması gereken ismimi bir listeden alıp diğer listeye eklemekti. Zaten virüs nedeniyle çalışmıyorlar. Online ders de vermiyordu müdür yardımcısı olduğu için. Kimse onların da işi zor demesin. Tek yapması gereken ismimi listeden sildirip diğer listeye yazmak. Onu da diğer öğretmene yaptırıyor. Kendisini üstün görebileceği tek yer okul olduğu için böyle davrandığını düşünüyorum. Yoksa 1 milyon öğretmenin arasından sıradan bir öğretmenden farkı yok. Okula yeni gelmiştim tanımam etmem. Sert sesle kolay gelsin diyerek çıktım.
Bağırmasına, hakaret etmesine gerek var mıydı bilmiyorum. Okul başlar ve kendisiyle tanışırsak aile zoru ile mi öğretmen olduğunu soracağım.
Türkiye'nin asıl sorunu öğrencinin başındaki bu diktatörlerdir. İşini severek yapan emekçi öğretmenlerime buradan sevgiler gönderiyorum.